E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 

Mesleki Gelişim

Mesleki Gelişim

18 Aralık 2012 Salı / 11:35 | GÖRÜNÜM
203. Sayı (kasım 2012)
25 kez okundu

Mesleki GelişimCELAL_OKUTAN

Tesisat Mühendisleri Derneğimizin (TTMD) kuruluşundan bu yana birincil amaç aynı sektörde çalışan meslektaşlarımızın bir arada ortak sorunlarını çözmek, meslek gelişimini sağlamak olmuştur. Bu anlamda birbirimizi tanımak, birarada olmak bize güç vermiştir. Çünkü ortak sorunlarımız, serbest rekabet ortamında çalışan bizlerin kendi aralarındaki sorunlardan çok önemlidir. Bu yönden karşılıklı anlayış ve hoşgörü ortamında birbirimize karşı sevgi, saygı ve güven içinde gücümüzü sergilemek görevimiz olmaktadır. Bu amaca yönelik hizmette öncelik TTMD üyelerinin yönetim kurulu görevlerinin özellikle başkanlarımızın sektörü çok iyi tanıması tesisat mühendisliği hizmetlerinin gelişiminde tarafsız ve özverili hizmet vermesi gerekmektedir. 

Bir ihtisas derneği olarak kurulmuş olan TTMD, 1993-1995 döneminde özenle seçilmiş, profesyonel meslektaşlarımızdan oluşan 70 üyeli saygın bir sivil toplum kuruluşu olarak hizmet vermiş, ulusal ve uluslararası alanda, kongre ve sempozyumlarda bülten yayınlarında, kamu ve özel sektör ilişkilerinde başarılı olmuştur. 1995-1997 dönemi aynı şekilde üyelerinin desteği, yönetimin özverili hizmetleri ile aynı başarıyı göstermiş, özellikle uluslararası ilişkilerde büyük gelişim sağlamıştır. Bu dönemde üye sayımız 300 civarında olmuş aralarında gereksiz ihtilaflar doğmadan özverili, güvenli bir yönetim genç derneğin gelişiminde hepimize ümit vermiştir. 

Günümüzde üye sayısı iki bine yaklaşan TTMD, emekleme döneminden ayağa kalkıp, yürümeye başlamıştır. Demokratik kitle örgütlerinin gelişim ve kurumsallaşması sancılıdır. Bu gelişimle ortaya çıkan sorunlar ve farklı görüşler doğal karşılanmalıdır. Esas olan; dernek politikasında ortak noktaları yakalama, pürüzleri kaldırmak beraberlik gücünü sergilemek olmalıdır. Bu bağlamda yönetim kurullarımızı özverili çalışmalar beklemektedir. Son dönem Yönetim Kurulu ve Derneğimizin Başkanı kongremiz tarafından özenle seçilmiştir. Önümüzdeki günlerde görevi bırakacak olan, bizleri temsil yetenekleri olan özverili hizmetlerinden hiç kuşkumuz olmayan arkadaşlarımız zaman zaman eleştirilerimize muhatap olmuşlar, doğru bildikleri yöntemle hizmet vermişlerdir. Bu nedenle kongre değerlendirmesini eksik hususları sorgulamak yerine başarılarını takdirle ibralamaya yönelik olmalı görüşündeyiz. Hizmet alanları gün geçtikçe kat kat artan yönetim kurullarının profesyonel üç-beş kişi ile bürokrasi içinde hizmeti yetersiz kaldığından hepimizin katkısı öncelik kazanmaktadır. Bu bağlamda amaç, derneğimizin en üst kurulu olan Olağan Kongre’den yeni yönetim için gelişime esas olacak doğru ve sağlıklı hedefleri göstermek olmalıdır. Ayrıca yeni yönetim aşağıdaki hususlarda etkili hizmet vermeli; demokrasi ilkeleri doğrultusunda baskı unsuru olmalıdır. 

1. Yönetim Başkan denetiminde eşgüdümlü bir ekip çalışması yapılmalıdır. 

2. Yönetim ile bilge çalışma komiteleri arasında sağlıklı ilişkiler kurulmalıdır. 

3. TTMD, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, TÜBİTAK, Türk Standartları Enstitüsü, kamu kesimi, üniversiteler, meslek odaları, dernek ve birlikler arasındaki ilişkiler geliştirilmeli, dernek saygın yeri alınmalıdır. 

4. ASHREA, REHVA, ASPE FIDIC ve benzeri kuruluşlarla ilişkiler abartılmadan, bilgi transferine dönük, görevli temsilcilerimiz tarafından Derneğimize gereksiz mali külfet yüklemeyecek şekil ve tarzda yapılmalı, gelişmeler üyelerimize aktarılmalıdır. 

5. İki yılda bir yapılan uluslararası Yapı Teknolojisi Bilimi ve Yapıda Tesisat Sempozyumu ülkemiz koşullarına, sektörel ihtiyaca ve dernek çıkarlarına uygun şekilde yapılmalıdır. 

6. Teknik yayınların ihtiyacımıza dönük olması sağlanmalı, araştırma projelerinde uygulama koşulları aranmalıdır. 

7. Teknik dergimiz format, tertip ve içerik yönünden belirli bir düzeye erişmelidir. 

8. Dernek gelirlerinden kurumsallaşmaya yönelik ekonomi sağlanmalıdır. 

9. Profesyonel mühendislik, profesyonel sorumluluk sigortası, mühendislik etik kuralları gibi mühendislik ve mimarlık hizmet sektörünün bütün disiplinleri için geçerli olması gereken kuralların hazırlanması ve uygulanmasında, derneğimiz üyelerin hak ve çıkarlarını sağlayıcı konularda hazırlıklı olmalı, diğer kuruluşlarla ortak girişimleri görev ve yetkileri çerçevesinde yürütülmeli, hiç bir şekilde üyelerini deneme-sınama sistemine yönelik örneklemelere sürüklememelidir. 

10. İnşaat sektöründe tesisat işleri ihale kanunu gereği bulunduğu taşeronluk statüsünden çıkarılmalı, sürekli ihtisas mühendisliği firması düzeyine getirilmelidir. 

11. Tasarım hizmet bedellerinin mimarlık mühendislik hizmet yönetmeliği esaslarına göre belirlenmesinde mekanik tesisat mühendislik hizmetlerine yapılan büyük haksızlık giderilmelidir. 

12. İmalat, uygulama ve hizmette kalite, nitelik ön plana çıkarılmalı, denetim, kontrol ve sorumluluk kuralları uygulanmalıdır.

13. Yapı kodları hazırlıkları ve uygulamalarına başlıyarak eskimiş mevzuatın Avrupa Birliği kurallarına uygun redaksiyonu yapılmalıdır. 

Yapı Tasarımı

Rus Mitolojisinde; mimarların, Allah’ın özenle yarattığı gözlemci sanatkarlar olduğu yazılır. Doğada mevcut değerleri yeniden bulup, bir araya getiren insanlığa sunan yaratıcı bir meslek olarak tanımlanır. Mimarlık insanlık tarihinin en eski mesleğidir. Gerçekte mimari zor bir meslektir. Mimaride beceri, bilgi, deneyim ve erdemliğe ulaşım yollarında sonu olmayan bir gelişimdir. Bu yönleri ile mimarlık diploma yetkisi ile kazanılan bir sanat ve uzmanlık dalı sayılamaz. Bu nedenle ülkelerde ustalığını kanıtlamış mimar sayısı mevcutların binde beşini geçmeçemez. İnsanlık tarihinde sayıları parmakla gösterilen evrensel mimarlar; yapıtlarında sergiledikleri yaratıcı becerileri ile tanınmakta, ustalıkları asırlardır örnek gösterilmektedir. Mesleğin ustaları; dünyaca tanınmış erdemli sanatçılar olduğundan; bu kişilerde mimarlık alanında hizmet veren bütün mimarlarda farklı özellikler görülür. Bunlardan ilki mimarların yaşamda gözlemci, algılamalarında insancıl, değerlendirmelerinde renkli ve farklı oluşlarıdır. Bu nitelikler onları belirli bir kültür düzeyine yükseltir. Kendi aralarındaki farklılıklara rağmen aritmetik değerlerden uzak sanat yaklaşımları doyumsuzdur. Mimari müzik gibi, dinleyenlerin hoşlandığı, anlayanların değerlendirdiği sanat dallarından biridir. Bu nedenle mimarlıkta değerlendirme uzmanlar tarafından yapılır. 

Ancak, mimarlık toplumun sahip çıktığı bir meslektir. Dolayısı ile mimarlıkta toplum yargıları daha ağırlıklıdır. Günümüzde mimari teknolojisinin akıl almaz gelişimi ile farklı boyutlar kazanmıştır. Çağımızın büyük mimarlarının yapıtlarında görülen değerler, üçüncü bin yıla girerken kişisel yetenekleri aşarak ekip ürünü haline dönüşmüş, mimar bu orkestranın şefi konumuna gelmiştir. Artık mimaride ustalık uzmanlık kıstasları ve üretimleri ile tanınmakta, uzmanlıkta ekibin ihtisas kolları ve yardımcı mühendislik disiplin dallarının sorumluluğu aranmaktadır. XX. Yüzyılın ikinci yarısından günümüze kadar yaşanan çeşitli evreler ikibin yılı başlangıcında Genetik Mühendislik dönemine erişmiştir. Bu tür değişim mimaride de kendini göstermiş, mimari değerler dışında fonksiyon öncelikli olmak şartıyla çevre, enerji, sağlık, güvenlik, konfor gibi yapı teknolojisi, yapı biyolojisi, ekolojik ilkeler ve standart kurallar gündeme gelmiştir. Batı ülkeleri yapı teknolojisi koşulları; mimarinin bilimsel üretimini diğer disiplenlerde olduğu tarzda sınıflandırıp yaşanabilirlik ve kullanılabilirlik ölçütlerinde değerlendirmiştir. 

Bu nedenle bugün ileri ülkelerde mimarlar sadece deneyim ve uzmanlık kazandıkları alanlarda hizmet vermektedirler. Bu sorumluluk ister istemez, mimarları ihtisası dışı hizmetlerden uzaklaştırmış, diğer bir ifade ile uzmanlığa yöneltmiştir. Otel, hastane, hava meydanları, endüstriyel tesisler, iş merkezleri, büyük mağazalar, okullar, özel laboratuarlar, gida ve ilaç sanayi yapıları bu sınıflandırmaya esas olan yapı türleri sayılmaktadır. 

Çağımız yapı teknolojisinde meslekler iç içe girmiş hizmetler birbiri ile saçaklanmış bulunmaktadır. Ayrıca her disiplin kendi bünyesinde uzmanlık branşlarına ayrılmıştır. Ortak sorumluluk içinde üretilen bir yapının elde edilmesinde özellikle mimarların koordinasyonu ve organizasyon sorumlulukları ağırlık kazanmaktadır. Bu bakımdan ekibin bütün ihtisas dalları için mesleki temel eğitim öne çıkmış, yapı teknolojisi bilimi, mimarlık, iç mimari, peyzaj, mimari aydınlatma, yapısal tasarım, mekanik tasarım, elektirik tesisatı mesleki eğitimin ortak teknik eğitimi haline gelmiştir. Özellikle çevre, enerji, iklim koşulları, ekonomi, güvenlik, yangın deprem ve benzeri afetler yanı sıra mimari değerler, estetik iç mekan zenginliği, konfor, akustik, iç hava kalitesi, gürültü, tozsuzlaştırma, hijyen, sağlık gibi sorunların bütün disiplinler tarafından temel ilkelerinin bilinmesi, uzman alt danışmanlarla sorunların çözümlenmesi gerekir. Bu yöntem alışılagelen taşeron uygulamalarına dayanan ticari yollar terkedilmek suretiyle ekip hizmetinde devamlılığa dayalı kaliteyi sağlamakta, yapabilirlik ve kullanılabilirlik standartlarına uygun yapıda yaşanabilirlik koşullarını gündeme getirmektedir. 

1993 yılında TTMD bülteninde yazmaya başladığım makalelerin çoğu bugün hala geçerliliğini yitirmemiştir. Nitekim o tarihlerde 26 yaşında olan gençler bugün 45 yaşlarında tam verimli çağdadır. Buna karşın konuları onlar unutmuş gençler ise okumamış durumdadır. Bu doğrultuda bir değerlendirme yaptığımda üzülerek ifade etmek gerekirse hemen hemen hepsi bugün içinde geçerli görüş içeren yazılar olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle yukarıda iki adet yazı tekrar okurlara sunulmuştur.

Enerji Konuları 

Gün geçmiyor ki tesisat sektöründe enerji konusu gündeme gelmesin. Konu artık tesisat sektörünü çok aşarak mimari ile birlikte yapı teknolojisinin ana konusu olmuş durumda. Enerji amaçlı her yaptırım mimari, statik, elektrik konularına dağılmış vaziyette. Bu amaçla yapılan toplantılarında ardı kesilmiyor. Hemen hemen her konu enerji ile ilgili. Nitekim; yaptırımlarda söz konusu olan meteoroloji, fiziki koşullar, arazi şartları enerjiye dönük ve enerji tasarrufu amaçlı sorunları içermekte. Enerjide ileriyi görüp tasarruf etmek çok önemlidir. Kimsenin kışın dış hava şartlarında havadan enerji elde etmek aklına gelmezdi. Veya kimse topraktan enerji kazanımı sağlayacağını düşünemezdi. Nitekim bugün yapılarda sudan, havadan, topraktan enerji elde edilmektedir. Temel derslerde bizlere enerjinin son etabı olark ısı enerjisini tanıtan bilim, bugün ısı enerjisinin tüm dönüşümleri ile sürekli enerji elde etmektedir. Bugün insanoğlu enerjinin kat kat fazlasını geri kazanım ile sağlamakta, eskisi gibi enerjiyi yakıtlardan sağlama yolunu düşünmemektedir. Yakıtlar da değişime uğramış yenilebilir enerji kaynakları doğmuştur. Rüzgar, jeothermal enerji, su ve güneş enerjileri bunların en güzel örnekleridir. 

Enerjide depolama, dönüşüm ve kullanım çok önemlidir. Bu sistemlerin en basit yolları pratik uygulamalardır. Örnek vermek gerekirse; en basitinden ev içinde pencere arkasında yapılan taş duvar bir ısı depolama görevi görebilir. Yapı dış kabuğunda alınan bir sürü yalıtım önlemleri ısıtma ve soğutma sistemlerine yardımcı olmaktadır. Bunun yanı sıra güneş kırıcılar çeşitli alternatifleri ile izolasyon görevleri yapmaktadır. Konfor sıcaklığını 1ºC düşük tutmak bile enerji tasarrufudur. Bu yönleri ile tesisat sektöründe uzmanlar gece gündüz bu anlamda araştırma yapmaktadırlar. Güzel yönü bunlardan teknoloji çok şey kazanmaktadır. 

İleri Yaşlar

İleri yaşın tedirginlikleri yaş ilerledikçe artıyor. Eskiden gözü kapalı girdiğiniz işlerin hiç birine giremiyorsunuz. Bu anlamda yaptığınız her işte önlem alma zorunluluğunuz oluyor. Özellikle yaş 80’e yaklaştıkça korku ve endişeniz artıyor. Bunu kamçılayan bir sürü faktör var. Tansiyon, şeker, damar tıkanıklığı gibi hastalıklar yanı sıra size spor yap diyen doktorunuza bozuluyorsunuz. Ben bugüne kadar sporu hep zevk için yaptım. Günde 1 km. yürüyeceksin diyen doktora da kızıyorum. Bir de hastalıklara deva bulduğunu ilaca gerek olmadığını ilan eden doktorlara bozuluyorum. TV’lerde hergün ilaç yerine tavsiyelerde bulunan, bunu da TV kanallarında reklam yapan doktorlar da çok canımı sıkıyor. Gerçek şu ki yaşlılık yavaş yavaş geliyorum diyor. Öyle ki her hareketinizde size ikaz veriyor. Bir kere uzun süre ayakta kalamıyorsunuz. Bu sizi rahatsız ediyor. Ayrıca devamlı oturmak ve yatmak da zor iş. Bu durum sizi ister istemez olumsuzluğa götürüyor. 

Kitap okumak da güçleşiyor, yazmak da öyle. Yakında düşünmekte sorun olacak gibi geliyor insana. Çok şükür ki konuşup düşünüp yazabiliyorsunuz. Bu meziyetler dünyayı çekilir yapıyor. Ayrıca görüp, anlamak ve değerlendirebilmek büyük bir imkan. Bu yönden çok şükür Allah’a diyorsunuz. TV seyrine bayılıyorum. Güzel bir belgesel veya bir dizi bir futbol maçı çok ilgimi çekiyor. Ancak milli maçlar ile Fenerbahçe maçları beni hep üzmüştür. Eskisi gibi nasıl olsa yeneriz diyemiyorsunuz. Tabiatıyla ileri yaşında kendine has güzellikleri var. Özellikle iyi kurgulu bir dizi veya sinema, güzel bir müze ve sergi, dostlarla iyi bir yemek insanı mutlu ediyor. Bu saatlerin devamını istiyorsunuz, onların güzelliklerinden kopamıyorsunuz. 

Ayrıca aile ve torunlarla vakit geçirmek çok güzel. Ancak onlar da çabuk büyüyor ve siz yaşlanıyorsunuz. Gençler yaşlılarla beraber olmaktan hoşlanmıyorlar. Çok da haklılar kendi dünyaları bizimkinden çok farklı. Arada sınıf arkadaşlarımız ile beraber oluyoruz. Daha doğrusu ayda bir yemek yiyoruz. Hemen hemen hepsi çok şükür iyi. Zamanla kayıplarımıza üzülüyoruz. Ama ne yapalımki hayat bu. Hızla zaman geçiyor buna karşın yaşamın güzel doğası ve çevresi ile yaşam insanoğluna büyük haz vermektedir. 

UNICEF

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Türkiye Milli Komitesi’nin başarılarını kutlamak gerekiyor. Prof. Dr. İhsan Doğramacı’nın Kurucu Başkanı olduğu Prof. Talat Halman’ın Başkanlığını yürüttüğü komite Alanur Olahan’ın Genel Müdürlüğü ile ülkemizde başarılı yatırımlarını sürdürüyor. Nilüfer, Türkan Şoray, Müjdat Gezen, Filiz Akın’ın sağlıklı elçilikleri komiteye büyük katkılarda bulunmaktadır. Bu amaçla toplum bağışları çok yararlıdır. Binlerce vatandaş bağış yapıyor. Komitenin eşsiz kolleksiyonu ve birbirinden güzel hediyelikleri çok cazip. Özellikle yılbaşı ruhunu, çocukların neşesi ve evrensel güzelliği simgelemesi desenler içeren hediyelik karışımını insan arzuluyor. 

Bu güzellik içinde başta UNICEF olmak üzere LÖSEV’lilerin, Diyanet Vakfı’nın yardımlarına katkıda bulunmak bizlerin görevi sayılabilir. UNICEF’in toplum tarafından yapılan bağışlarına şahit oldukça gurur duyuyorsunuz. Özellikle el işlemeleri çocuk oyunları çok güzel. Ayrıca müzayedeler çok çok ilginç. Bu anlamda bütün çalışıp hizmet verenleri kutlamak isteriz. Irk, din, dil ve mezhep farkı gözetmeksizin miniklerin ellerinden tutmak güzel bir şey. Bu yakınlık insana temelde insan sevmeyi aşılıyor. Minicik yavrularun size gülmesi yaşama hayat veriyor. İşin diğer yönü onların sizin ilginize ihtiyaç duymaları. Bunu ifade edememelerine rağmen her hareketlerin de size gösteriyorlar. Bu nedenle insanın kendisini UNICEF görevlisi gibi görmesi, yaptıkları ile mutlu olması gerekir. 


 


İlginizi çekebilir...

Mekanik Tesisat Projeleri

Cumhuriyet devrinin reformları içinde kültürel kimliğimizi, bilim ve teknoloji hedefleri ile gösteren önderimiz büyük Atatürk'tür. Sınırsız bir ge...
13 Şubat 2013 Çarşamba / 17:02

 

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi

©2019 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir.