Herkesin Bildiği Habere Neden Yer Vermedik?
MCE - Mostra Convegno Expocomfort 2026
Yıl Boyu Helikopter İnişleri için Açık Alan Isıtması
Silversun'da Borudan Yayılan Işınlar Konfora Dönüşüyor
|
Dünyanın Çöllerinden Büyük Boyutlu Güneş Enerjisi Elde Edilebilir Güneşin Altında, Yeni Bir Enerjiye Doğru
Güneş olmadan, medeniyetler ve aslına bakarsanız yaşamın kendisi asla mevcut olamazdı. İster fosil yakıtlar, biyomas isterse rüzgâr kaynaklı olsun, enerjimizin büyük bir bölümü doğrudan veya dolaylı olarak dünyanın yüzeyine ulaşan güneş ışınlarından elde edilmektedir. Bugüne dek insanoğlu her geçen gün artan enerji gereksinimini çoğunlukla da fosil yakıtlar olmak üzere bu türetilmiş kaynakları kullanarak gidermiştir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, yaşam standartlarının gelecekte daha da gelişeceği apaçık görülürken, küresel anlamda enerji gereksinimi de artmayı sürdürecektir. Dahası, 2050 yılında gezegenimiz nüfusunun 10 milyara ulaşacağı düşünülürken, temiz su gereksinimi gibi temel ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek için tuzdan arındırma tesisleri gibi enerji yoğun teknolojilerin kullanımı zorunlu hale gelecektir. Enerjiye karşı duyulan bu doymak bilmeyen açlık çevremize ölümcül boyutta zarar vermeden nasıl karşılanabilir? Fosil yakıtların tükenmekte olduğu ve kısıtlı hale geldiği bu dünyanın uzun vadede enerji tedariği nasıl güvence altına alınabilir? Sadece 90,000 km²’lik çöl bir alanda kurulacak olan güneş enerjisi santrallerinin günümüzdeki küresel elektrik ihtiyacını karşılayacağı öngörülmektedir. Bu alan 300 km eninde, 300 km boyunda bir alan olup dünyadaki tüm çöllerle kıyaslandığında çok küçük bir parçayı kapsamaktadır. Dahası dünya nüfusunun yaklaşık % 90’ı herhangi bir çöle 3000 km uzaklıkta yaşamını sürdürmektedir. Bu kadar yakın bir mesafe üzerinden HVDC (yüksek voltajlı doğrudan akım) teknolojileri kullanılarak gerçekleştirilecek ekonomik enerji iletimi herkes için olanaklı olacaktır.
Tüm dünyada yaşayan insanların faaliyetleri hesaplandığında, 15 terawatt gibi (15,000 GW) şaşırtıcı miktarda bir enerji tükettiği ortaya çıkıyor. Bu rakamı iyice kavrayabilmek için örnek vermek gerekirse, Kuzey Denizi’nde petrol üretimi 420 GW (Kuzey Denizi’ndeki petrol üretimi günlük yaklaşık 6 milyon varil civarındadır. Bir varil petrolün termal enerji cinsinden yaklaşık 6.1 GJ enerjiye denktir), ABD’deki kömür üretimi de yaklaşık 760 GW (ABD’de yılda 1,000 mega ton kömür çıkarılmaktadır. Bir kg kömürün termal cinsten 24 MJ enerji ürettiği biliniyor) olarak hesaplanmaktadır. Küresel elektrik üretimi ise yaklaşık 2,200 GW (19 trilyon kWh.)’dır.Halen küresel talebin % 80 ile 90’ını karşılayan fosil yakıtlar tükenmek üzeredir. Buna rağmen fosil yakıtlar uzun bir süre temel enerji kaynağı olmayı da sürdürecekler. Toplam rakamlara bakıldığında fosil yakıt kullanımının orta vadede gelecekte daha da çok kullanılacağı görülüyor. Rüzgâr, biyoyakıt veya nükleer gibi diğer enerji kaynaklarının hepsi karbona bağımlılığı azaltma girişiminde önemli role sahip olacak enerji kaynaklarıdır ve bu tür alternatif enerji kaynaklarının pek çoğu zaten giderek artan bir oranda hem toplam rakamlara hem de piyasa payını arttırmaya başlamıştır. Ancak, dünya gezegenine yaklaşık 170,000 TW kadar bir enerji tedarik eden bir enerji kaynağı daha var. Bize kadar ulaşan 90,000 TW kadar bir kısmı ise insanlık tarafından toplam tüketilen enerji miktarının neredeyse 6,000 katı daha fazla bir rakama denk düşüyor. Diğer bir deyişle, bir yılda toplam dünya nüfusunun tükettiği enerji miktarı zaten bize her 90 dakikada bir tedarik ediliyor. Aslında, okuyucuların makalenin bu bölümüne kadar okuması için gereken zaman içerisinde dünya yüzeyinin aldığı bu farklı enerji miktarı Kuzey Denizi’nde altı ay boyunca gerçekleşen petrol üretimine eşittir (Ortalama okuyucunun bir dakika içerisinde yaklaşık 250 ile 300 kelime okuduğu varsayılmıştır.)
Güneş ve Buhar Elbette bu bereketli enerji kaynağı güneşin ta kendisidir. Fotovoltaik paneller gittikçe binaların çatısında daha sık görülüyor veya cep hesap makineleri veya otopark sayaçları gibi araçlarda kullanılıyor ve her geçen gün daha fazla şebekeye elektrik beslemeye devam ediyor. Güneş enerjisinin az sayıdaki dezavantajlarından biri ise, güneş enerjisinin aralıksız olarak mevcut bulunmamasıdır. Sadece gece olduğunda bu sorun yaşanmıyor. Gündüzleri de bulutlu anlarda enerji üretim performansı ciddi anlamda etkilenebiliyor. Yine de, gezegenimizin bazı bölgelerinde bulut sorunu pek de önem arz eden bir sorun olarak karşımıza çıkmıyor. Çöller güneş ışınlarına en fazla oranda maruz kalmakla birlikte ortalama hava sıcaklığı genellikle sabit kalıyor ve tahmin edilebiliyor. Güneş neredeyse her gün tüm arsızlığıyla çölleri aydınlatıyor. Fotovoltaik paneller kullanmak yerine, çölde kurulması önerilen enerji santralleri sayesinde konsantre güneş enerjisi sistemlerinin (CSP veya KGE) kurulabileceği öngörülüyor. Bu tür bir enerji santralinde reflektörler güneş ışığına odaklanacak ve suyu buhara dönüştürecekler. Elde edilen buhar ise alışageldiğimiz termal enerji santrallerindekilere benzer türbinlere yönlendirilecek. KGE üretimi daha verimli olmakla kalmayıp aynı zamanda da çöl koşullarında ekonomik bir enerji üretim yoludur. Ama hava kararınca enerji üretmeyi durduran fotovoltaik pillerin aksine, bu tür yeni KGE santrallerinde ısı depolanarak üretimin gece de devam etmesi sağlanabiliyor. Dahası türbin bazlı enerji üretim sistemlerinin uyumlu hale gelmesi sayesinde, aslında (uygun yerlerde) ya bir destek enerji kaynağı veya karma enerji üretim tesisinin bile işleme dahil edilmesi ile yanma ilkesiyle çalışan süreçler sayesinde ek buharın da tedarik edilebileceği belirlendi. Ayrıca kojenerasyon da (diğer faaliyetlerin yan ürünü olarak üretilen ısının kullanımı da dahil olmak üzere) bir başka seçenek olarak düşünülebilir. Güneş enerjisinin 90,000 TW kadarı dünya yüzeyine ulaşmakta: Bu miktar dünyadaki tüm insanların toplam tüketiminin 6,000 katı kadardır. Değerli Bir Kalkınma Girişimi Bahsedilen KGE santrallerinin yapılması düşünülen bölgeler bu yeni enerjiden inanılmaz derecede yüksek fayda sağlayabilirler. Projeye bağlı olarak açılacak iş olanakları gibi anında ortaya çıkacak fayda ve avantajların yanı sıra, söz konusu bölgeler maddi anlamda düşük maliyetli ve sürdürülebilir enerjilerin mevcut olması sayesinde çok geniş kapsamlı ve büyük kitlelere ulaşan faydalarla tanışacaklar. Örneğin içme suyu veya tarıma hizmet vermek üzere su üretebilmek için tuzdan arındırma tesisleri kurulabilir ve böylelikle günümüzde dezavantajlı alanlar halinde duran bölgelerdeki ekonomik manzarayı devrim niteliğinde değişimlere sahne almaya zorlayabilir.Kullanılan TeknolojiTeknik boyutlar kulağa ne kadar heyecan verici gelirse gelsin, böylesi önemli bir gelişim hareketini olası kılabilme yolundaki en büyük engeller siyasi ve ekonomik çerçevenin yaratılmasında yatıyor. Kullanılacak teknolojilerin kendileri daha az sorun teşkil ediyor çünkü bu teknolojiler ya halen mevcutlar ya da bu tür teknolojilerin adapte edilmesiyle kolaylıkla kullanıma sokulabilirler.İçme suyu veya tarıma hizmet vermek üzere su üretebilmek için tuzdan arındırma tesisleri kurulabilir ve böylelikle günümüzde dezavantajlı alanlar halinde duran bölgelerdeki ekonomik manzarayı devrim niteliğinde değişimlere sahne almaya zorlayabilir. Konsantre güneş enerjisi kullanım fikri aslında çok da yeni bir fikir değil. En az 22 yüzyıl öncesine, Arşimet’in bir dizi hareketli aynayı kullanarak güneş ışınlarını sabitlemek ve düşman gemilerini ateşe verme fikrine kadar gidiyor. Günümüzün modern KGE santralleri daha barışçıl amaçlara hizmet ediyor olsa da, aynı ilkeyi kullanarak hareket ediyorlar; hareketli aynalar konumlarını güneşin konumuna göre daima değiştirerek azami enerjinin toplanmasına hizmet ediyorlar. Yansıtılan ışınlar ısı derecesi yüzlerce Celsius dereceye ulaşabilen sıcaklıklardaki bir odak noktasına yönlendiriliyorlar. Güneş ışınlarının toplanması ve bu ışınların elektriğe dönüştürülmesi hikayenin sadece bir kısmını oluşturuyor. Üretilen elektriğin Avrupa’da kullanılması planlanan bölümü uzun mesafeler kat etmek zorunda kalıyor. İşte bu noktada HDVC (yüksek voltajlı doğrudan akım) teknolojisi devreye giriyor. Trafo merkezleri üretilen elektiriği yüksek voltajlı enerjiye dönüştürüyor ve bu yüksek voltajlı enerji de çok az kayıp oranlarıyla uzun mesafelere aktarılıyor. HVDC hatlarındaki kayıp oranları 1000 km için % 3 civarında seyrediyor. Dahası yüksek voltajlı enerji sualtı kablolarıyla aktarılabildiği için Akdeniz’i kat ederek enerjiyi Avrupa’ya taşıyor. ABB ise HVDC teknolojisi alanında lider konumdadır ve enerjinin binlerce kilometre kat ederek iletildiği pek çok proje üzerinde çalışmakta veya bu tür projeleri tamamlamıştır.
ABB yukarıda bahsi geçen planları Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde gerçekleştirebilmek için diğer üretici firmaların yanı sıra kamu kurum ve kuruluşları ve finans şirketi gibi ortaklarla işbirliğine gitme yolunu seçti. Desertec Sanayi Girişimi, bu bölgedeki ülkeler arasındaki işbirliğini geliştirmek ve basitleştirmek adına bir Akdeniz Birliği kurmaya çalışıyor. Kamuya bilgi vermenin yanı sıra Desertec Sanayi Girişimi projenin siyasi, örgütsel, finansal, teknolojik ve ekolojik boyutları üzerine fizibilite çalışmaları gerçekleştirecek. Desertec grubu 2050 yılına kadar Avrupa’nın elektrik ihtiyacının yüzde 15’ini karşılama hedefine nasıl ulaşılacağını tanımlayan bir uygulama planı geliştirmeyi amaçlıyor. İkinci adımda ise, bir dizi daha küçük boyutlu referans projesi belirlenerek kararlaştırılacak ve bu sayede konseptin gerçekleşip gerçekleşemeyeceği test edilerek görülmüş olacak. Desertec Sanayi Girişimi’nin Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi için geliştirdiği planlar içinde ayrıca bir de bölge içerisinde belli başlı enerji üretim ve tüketim alanlarını birbirine bağlayan bir elektrik otobanları ağı da bulunuyor (Şekil 1). Bu süper şebeke KGE santrallerini birbirine bağlamanın yanı sıra büyük çaplı kıyıdaki ve açık denizde bulunan rüzgar enerjisi santralleri ile belli başlı hidroelekrik santralleri ve hatta bir grup biyomas ve jeotermal santralini de birbirine bağlayan bir şebeke olacak. Bölge içerisinde belli başlı enerji üretim ve tüketim alanlarını birbirine bağlayan bir elektrik otobanları ağı bulunuyor. Lider Rolüne SahipDesertec Sanayi Girişimi bu yılın başlarında resmi olarak bir örgüt olarak kurulmuştu. Bununla birlikte Desertec 1990’lardaki daha az resmi haline de geri dönmeye başladı. O dönemde Desertec grubu Roma Kulübü’nün (çevresel sorunlar, açlık sorunu, su kıtlığı vb. politik konularla ilgilenen küresel bir think tank) Almanya bölümü tarafından yeni kurulmuştu. DLR (Alman Uzay Araştırmaları Merkezi) tarafından konu (söz konusu “Güneş Enerjisini Yoğunlaştırmak için Akdeniz Ötesi Karşılıklı Bağlantı” adlı araştırma çalışması Alman Çevre, Doğa Koruma ve Nükleer Güvenlik Federal Bakanlığı tarafından yürütülmüştür) hakkında gerçekleştirilerek 2006 yılında basımı yapılan bir çalışma cesaret verici sonuçlar vermiştir.
1992’de Avrupa’nın gelecekteki enerji şebekesine dair ABB’nin sunduğu öngörü planı kayda değer ölçekte Desertec Sanayi Girişimi’nin halen sürdürmekte olduğu planla büyük benzerlikler göstermektedir. Extresol Enerji Santrali Extresol halen İspanya’nın Externadura bölgesinde tamamlanmakta olan 100 MW kapasiteli bir KGE santralidir. ABB ise santral için tedarik ettiği kumanda cihazlarıyla gökyüzünde güneşin hareketini 1248 parabolik dalga ile 0,03 derece netliğinde izleme olanağı sunabilecek. Bunun yanı sıra santral kurulumu, gerekli olan aletler, otomasyon sistemi, motorlar, sürücüler, düşük voltajlı ekipman ve altşubeler de verilen hizmete dahil olacak. Tesiste artan ısı sıvılı tuz tanklarında saklanarak elektrik üretiminin güneş battığında da devam etmesi sağlanacak. İlk 50 MW kapasitenin 2009 yılı sonunda işletime girmesi planlanırken, ikinci 50 MW kapasite de altı ay içerisinde işletime girecek. Büyük Çaplı HVDC Projeleri Kısa bir süre önce ABB Çin’deki Three Gorges hidroelektrik enerji santrali ile Şangay kenti arasında bir bağlantı hattı kurarak 3 GW enerjiyi 1060 km uzağa taşıdı. Bunu ABB’nin kurduğu iki başka HVDC hattı izledi ve aynı enerji santralini Changhzou ve Guangdong kentlerine de bağladı. Tüm bu bağlantıların 500 KV ve 3000 MW kapasitede olduğu belirtiliyor. Kısa bir süre önce ABB Brezilya’nın Amazon bölgesinde bulunan bir hidroelektrik santralini 2500 km uzaktaki Sao Paulo kentine bağlayan Rio Madeira bağlantısı için temel teşkil eden teknolojiyi tedarik etmek üzere bir anlaşma imzaladı. Söz konusu bağlantı 600 kV üzerinden 3150 MW kapasiteyle enerji taşıyacak. ABB’nın kurduğu pek çok sayıdaki sualtı HVDC bağlantısı arasında herhalde en önemlisi, kısa süre önce tamamlanan NorNed adlı ve Kuzey Denizi’nde sualtından Hollanda ile Norveç’i birbirine bağlayan hat oldu. 580 km uzunluğundaki bu hat (dünyanın en uzun su altı hattı) 700 MW kapasiteye sahip. Kablolar da yine ABB tarafından geliştirilen yeni teknolojilere sahiptir.
20009 yılının Temmuz ayında, ABB Desertec Sanayi Girişimi’nin kuruluşu için “Anlayış Muhtırası” imzaladı. ABB neden bu projeye katıldı acaba? ABB zaten 1990’lı yılların başlarında farklı türdeki yenilenebilir enerjilerin entegrasyonunu sağlayacak bir Avrupa şebekesi kurma düşüncesi üzerinde çalışıyordu. Bu projeye ayrıca çöllerdeki güneş enerjisini kullanarak Avrupa’ya emisyonsuz enerji tedariği sağlama girişimi de dahildi. ABB’nin Desertec Vakfı ile görüşmesi ve projeyi yıllar boyunca desteklemesi bu yüzden çok mantıklı ve anlamlıdır. Sahip olduğumuz teknoloji ile teknik bilgi ve birikimin bu geleceğe umutla bakan projeye katkıda bulunacağına inancımız sonsuzdur. Çöllerden elde edilen çevre dostu enerjinin Avrupa’ya tedariği görüşü günümüz standartları göz önünde bulundurulduğunda gerçekleştirilebilir ve olası bir proje midir? Bu tür bir proje için gerekli teknolojiler günümüzde mevcuttur, denenmiş ve test edilmiştir. Uzun mesafelerde enerjiyi nasıl ileteceğimizi de artık biliyoruz. 50 yıldan çok daha önce ABB uzun mesafelerde enerji iletim için temel yöntem olan yüksek voltajlı doğrudan akımla (HVDC) iletimi icat etti. O zamandan beri HVDC aralıksız olarak gelişerek yenilenebilir enerjilerin kullanılabilmesine, enerji şebekelerinin birbirlerine bağlanabilmesine ve verimliliğin arttırılmasına çeşitli olanaklar sundu. Desertec projelerinde ise 3000 km gibi çok uzun mesafeler söz konusu. İletim sırasında gerçekten ne kadar enerji kaybı olacak?HVDC teknolojimiz sayesinde enerjiyi artık çok düşük kayıp oranlarıyla uzun mesafeler üzerinden aktarabiliyoruz. 800 kV voltaj söz konusu olduğunda kayıp oranlarının 1000 km başına yüzde 3 olması bekleniyor. 3000 km’lik bir mesafe söz konusu olduğunda ise, kayıp oranı yüzde 10’dan daha az olacak demektir. Bununla birlikte uzun mesafe bağlantıları ise büyük olasılıkla bir istisna oluşturacaktır. Daha gerçekçi bir seçenek tercih edilecekse, enerji Kuzey Afrika’dan Avrupa şebekesine Güney Avrupa üzerinden iletilmelidir. ABB’nin bu tür uzun mesafe enerji iletim projelerinde deneyimi var mı? Halen ABB Çin’de 2000 km uzunluğunda bir mesafe üzerinden 6400 MW enerjiyi iletmek için yüksek voltajlı doğrudan akım iletim sistemi inşa etmektedir. Bu kapasite aşağı yukarı altı nükleer enerji santralinin kapasitesine eşittir. Buna ek olarak, bu Temmuz ayında dünyanın en uzun enerji hattında çalışmak üzere bir anlaşma imzaladık. Bu projede ise Brezilya’nın kuzey batısındaki iki yeni hidroelektrik enerji santrali ile 2500 km uzaklıktaki ekonomik metropol olan Sao Paulo kentini birbirine bağlayacağız. Bu tür bir proje için gerekli teknolojiler günümüzde mevcuttur, denenmiş ve test edilmiştir. Desertec yatırım maliyetleri hayli yüksek. Sahra çöllerinde Avrupa için enerji üretimi ekonomik olacak mı? Projenin orta ve uzun vadede ekonomik anlamdan kazançlı olacağına ikna olmasaydık zaten bu projeye destek vermezdik. Desertec örneğinde yıl yerine birkaç on yıllık dönem olmak üzere uzun vadeli bir proje düşünmüştük. İlk olarak gerçekleştirilecek pilot projeler birkaç yıl içinde uygulamaya alınacak ve 2050 yılına kadar Sahra çölündeki güneş enerjisi santrallerinin Avrupa’nın enerji gereksiniminin yüzde 15’ini karşılayacak düzeyde olması bekleniyor. Uzmanlar önümüzdeki 20 yıl içerisinde güneş enerjisi santrallerinden elde edilen enerjinin rekabete girebilecek düzeye çıkmış olmasını bekliyorlar. Şebekelerin günümüzde zaten tam kapasitede kullanıldığı göz önünde bulundurulacak olursa çölde üretilen enerji nasıl mevcut Avrupa enerji şebekesine verilecek? Artan elektrik ticareti ve artan enerji talebine bağlı olarak Avrupa şebeke altyapısı zaten uluslararası sınırlar ötesinde de güncellenerek geliştirilmesi gerekecek ve halihazırda Almanya, Belçika ve İspanya’da yapılması planlanan açık deniz rüzgar santrallerinin de buna bir etkisi olmayacak. Desertec projesinin ilk başlangıçtan itibaren entegre bir şekilde çalışmasını hesaba katmak ise büyük avantajlar getirecek bir adım olacaktır. Peki ya güneş enerjisi depolama projelerine daha fazla yatırım yapılabilir mi? Acaba bu alanda halen ABB’nin sürdürdüğü bir araştırma var mıdır?Herşeyden önce çöllerdeki güneş enerjisi potansiyeli Avrupa’dakinden çok daha fazla düzenlilik arz ediyor. Uzun ve bulutlu dönemler yaşanmıyor ve nadiren mevsimsel değişiklik yaşanıyor. Hatta güneş enerjisinden elde edilen termal enerji kısa süreli de olsa enerjinin saklanmasına müsaittir. Yani gündüz üretilen enerji tuzlu su içeren depolu sistemlerde saklanabilir ve bu sayede türbinler gece de dönüşünü sürdürebilir. Ama gelecekte güneş enerjisi depolama teknolojilerde de daha büyük gelişmelerin yaşanacağını düşünüyorum. Çölden elde edilen güneş enerjisinin alışageldiğimiz nükleer, gaz yakıtlı ve kömür yakıtlı enerji santrallerinin yerini alacağına inanıyor musunuz? Desertec öngörülerle hareket eden bir projedir ve Avrupa’yı karbon açısından nötr konumda olan bir enerji kaynağına doğru adım adım taşıyacaktır. Ancak çölden elde edilen ilk enerjinin Avrupa’ya akışının başlaması için belli bir süre geçmesi gereklidir. Bu yüzden enerji talebinin geniş bir çeşitlilik içeren bir enerji kaynağı karışımı tarafından karşılanması şarttır. İşte bundan dolayı, bugün de gelecekte de alışageldiğimiz enerji üretim yöntemlerine ihtiyacımız olacaktır. Projeye şüpheyle yaklaşan kesimler ise Avrupa, Kuzey Afrika ve Arap dünyasındaki ülkelerin sahip oldukları farklı çıkarların projeye engel teşkil edeceğini iddia ediyorlar… Aslında bu da aşılması gereken bir husustur ve işte bu nedenle başlangıç aşamasındaki planlarda enerji santrallerinin tüm Kuzey Afrika ve Orta Doğu bölgesini kapsayacak şekilde dağıtılarak yapılması öngörülmeli ve enerjinin Avrupa’yı çok sayıdaki “enerji köprüsü” boydan boya kat edecek şekilde iletilmesi gerekmektedir. Projenin ekonomik olarak karlı olacağı görüldüğünde siyasi engellerin ortadan kalkacağına eminim. Bundan Afrika ve Arap ülkeleri de faydalanacaktır. Nasıl faydalanacaklar? Güneş enerjisi bu ülkeler için önemli bir ithal ürün haline gelecek ve varlığı bol olan mevcut bir kaynak olan gün ışığından katma değer üretecekler. Bu sayede yeni istihdam alanları açılacak, teknolojinin gelişimine ivme kazandırılacak ve bolluk arttırılacak. Unutmamalıyız ki, bu ülkelerin Sahra çöllerinden elde edilen enerjiyi kendileri için de kullanacaklar ve mesela deniz suyunu tuzdan arındırmada faydalanabilecekler. Deniz suyundan içme suyu elde etme işlem enerji yoğun bir işlemdir. Sahra’dan elde edilen enerji iki sorunu bir anda çözebilir. Hala proje için finansman sorunu çözülemedi. ABB maliyetlere katkıda bulunacak mı? Desertec projesi için teknolojileri tedarik etmek ABB’nin amacıdır ve bu sayede projenin fizibilitesi ve güvenilirliği sağlanmış olacaktır. Bu hususlar yatırımcılar için önem arz eden ön koşullardır. İlginizi çekebilir... Jeopolitik Belirsizlik Çağında Operasyonel Kale: Endüstriyel Yapay Zeka ile Risk ve Gecikmeleri YönetmekDünya ekonomisi, tarihin en karmaşık ve öngörülemez dönemlerinden birinden geçiyor. Küresel enerji koridorlarındaki gerilimler, tedarik zinciri kırılm... Su Armatürlerinde GürültüSu armatürleri içerisinden suyun akışı esnasında oluşan gürültü seviye olarak zaman zaman rahatsız edici seviyelere ulaşmaktadır. Bu yazıda su armatür... Alev-Duman Borulu Buhar Kazanlarında Yüzeysel Buharlaşma Hızı Limitlerinin Mühendislik Açısından DeğerlendirilmesiAlev""duman borulu buhar kazanlarında su""buhar ara yüzeyinde gerçekleşen yüzeysel buharlaşma hızı, buhar kalitesi ve su sürüklenm... |
|||||||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.