3. Karadeniz Enerji ve Ekonomi Forumu’nda Avrasya Bölgesinin Enerji Geleceği Tartışıldı

3. Karadeniz Enerji ve Ekonomi Forumu’nda Avrasya Bölgesinin Enerji Geleceği Tartışıldı

5 Aralık 2011 | HABER
191. Sayı (KASIM 2011)
904 kez okundu

Avrasya bölgesinin enerji geleceğinin tartışıldığı forumda Türkiye Cumhuriyeti (T.C.) Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan enerji arz güvenliği GUNCELkonusuna dikkat çekerek enerji arz güvenliğinin dünya üzerindeki tüm ülkeler açısından büyük önem taşıdığını bildirdi.
 
“Enerji Arz Güvenliği Konularının Yeniden Müzakere Edilmesi Kaçınılmaz”
Başbakan Erdoğan: “Diğer birçok konunun yanı sıra enerji arz güvenliği ülkeler arasında işbirliğini farklı boyutlara taşıdı. Enerji arz güvenliği ile ulusal güvenlik, ekonomik bağımsızlık, sürdürelebilir kalkınma ve toplumsal huzur karşılıklı etkileşim içindedir. Dünyanın içinden geçtiği küresel ekonomik kriz ülkelerin birbiriyle etkileşimini çok daha net ortaya koyuyor. Dünyanın en batısındaki bir kriz, en doğusunu etkileyebiliyor. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yaşanan son gelişmelerle birlikte küresel ekonomi ve arz güvenliği konularının yeniden müzakere edilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir” dedi.
 
Başbakan Erdoğan Libya’da yaşanan son gelişmelere değinerek ülkelere ve halklara sadece yer altı kaynakları ve petrol zaviyesinden bakanların büyük hayal kırıklığı yaşayacaklarını söyleyerek şunları ifade etti: “Birileri Libya’ya baktığında sadece ve sadece petrol kuyularını gördü. Maalesef Libya’da insan unsuru göz ardı edildi. Yaşanan acılar görmezden gelindi. Libya için demokrasi, temel insan hak ve hürriyetleri bir lüks olarak değerlendirildi. 20. yüzyıl otoriter rejimler eliyle enerji arz güvenliğinin garantiye alındığı ancak insan unsurunun ihmal edildiği bir yüzyıl oldu. 21. yüzyılda bu acımasız sistemin yürümeyeceğini dünya artık anlamak durumundadır. Ülkeler, halklar ve insanlar tek tek dikkate alınmadan insana insan olduğu için değer verilmeden küresel ekonominin refaha ulaşamayacağını ve enerji arz güvenliğinin sağlanamayacağını dünya artık görmek zorundadır”.
 
Mısır, Tunus ve Libya’nın acılı, sancılı bir dönemin ardından yeni ve farklı bir geleceğe doğru yol aldığını dile getiren Erdoğan, bu sürecin hemen ardından Tunus seçimleri yapıldığını ve Tunus’un şu anda yeni bir demokratik döneme başladığını söyledi. Ay sonu itibariyle Mısır’da aynı sürecin işleyeceğine dikkat çeken Erdoğan, Mısır’da da halk iradesinin iktidarda yerini bulması temennisinde bulundu. Libya’da da kısa süre içinde hükümetin açıklanacağını ve yeni demokratik sürece geçişin başlayacağına inandığını aktaran Erdoğan, benzer sancının ise Suriye’de yaşanmaya devam ettiğini belirtti.
 
“Suriye Yeterince Enerji Kaynağına Sahip Olmadığından Hassasiyetle İzlenmiyor” 
“Suriye enerji kaynakları noktasında yeterince zengin bir ülke olmadığı için dünya kamuoyunda yeterince dikkat ve hassasiyetle izlenmiyor” diyen Erdoğan, “Libya’da ölenler ne kadar insansa ne kadar cansa Suriye’de öldürülenler de o kadar insandır, candır. Libya için iştahlarını kabartanların Suriye’deki katliamlar için sessiz ve tepkisiz kalması insanlık vicdanında tamiri zor yaralar açmaktadır” ifadelerini kullandı.
 
Erdoğan bölgede yaşanan trajediyi görmek, çığlıkları işitmek ve akan kanın durması için acilen tedbirler alınması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Suriye konusunda insani boyut dışında hiçbir kaygı taşımıyoruz. Bizim 910 km sınırımız var, akrabalık ilişkilerimiz var. İleri derecede dostluklar, arkadaşlıklar geliştirmiş bir başbakanım. Ama insan söz konusu olduğu anda biz her şeyi bir kenara koyarız ve koyduk. Çünkü yaklaşımlarımız karşılığını bulmadı. Suriye’nin refah ve huzur yolculuğunu Türkiye’nin refah ve huzuru ile eş değer olarak görüyor bu amaçla acilen huzur ve istikrarın tesis edilmesi için gayret gösteriyoruz. Son 9 yıllık sürede Esad yönetimine reformları gerçekleştirmeleri için çağrıda bulunduk. Bize şunu sordular ‘Siz Türkiye’de ne yaptınız da böyle bir noktaya geldiniz?’ Biz de onlara demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti yapısını saatlerce oturduk anlattık. Hatta ‘Gönderin partinizin mensuplarını, onlara bizler nasıl bir parti çalışması yapıyoruz bunu da anlatırız’ dedik. Hatta kısmen de olsa bunu yaptılar ama devamlılık arz etmedi. Reformların sağlıklı ve hızlı şekilde yapılması için geçmişte Suriye yönetimiyle bu samimi işbirliğimiz maalesef karşılık bulmadı. Reformlar geciktirildiği gibi verilen sözler de tutulmadı. Şu anda da sadece Türkiye’nin değil birçok ülkenin ve Arap Ligi başta olmak üzere birçok kuruluşun uyarılarına rağmen Suriye’de maalesef kan akmaya devam ediyor. Biz Türkiye olarak barışçı ve çözüm üretici uyarılarımıza devam ediyoruz”. 
 
“Enerji Arz Güvenliği Konusunda Önemli Bir Nokta da Terör”
Bölgedeki istikrar ve enerji arz güvenliği noktasında önemli bir başka konunun da Irak’tan Türkiye’ye yönelen terörist saldırılar olduğunun altını çizen Erdoğan, “Türkiye’de ekonomik büyüme, istikrarlı şekilde seyrederken, demokratikleşme noktasında ciddi ve tarihi nitelikte adımlar atılırken, eş zamanlı olarak terörist saldırılar da yoğunlaştı. Ne yazık ki terörle mücadele konusunda Türkiye dünyadan yeterli desteği alamadı. Terörün gerçek yüzü noktasında diplomatik çabalarımızdan sonuç alsak da bazı Avrupa ve bölge ülkelerinin bu hassasiyetleri paylaşmadıklarını görüyoruz” şeklinde konuştu.
 
“Boru Hatlarına Önem Vermeliyiz”
Boğazlardan geçen petrol tankerlerinin çevre için büyük tehdit oluşturduğuna değinen Erdoğan, konuyla ilgili şunları kaydetti: “Türk boğazlarında giderek artan gemi trafiği, büyük tehdit oluşturmaya devam ediyor. Kanalistanbul’u planlamış olsak da zaman alacağı yadsınamaz bir gerçektir. Bu sebeple by-pass boru hatlarına ağırlık vermek zorundayız. İstanbul halkını, kültürel varlıklarını ve ekolojik dengeyi korumak Türkiye’nin tabi hakkıdır. Ayrıca doğalgazda Avrupa’ya 4. arter oluşturmak hedefimiz. Güney Gaz Koridoru AB’nin arz güvenliği açısından da büyük önem taşıyor. Enerji artık rekabet unsurundan çok, işbirliği unsuru olmalıdır.”
 
“Avrupa’nın Enerji Arz Güvenliğine Katkıda Bulunduk”
Erdoğan: “Şahdeniz Faz 2 kapsamında elde edilecek doğalgazın 6 milyar metreküplük bölümünün Türkiye’ye satışı, 10 milyar metreküplük bölümünün Türkiye üzerinden Avrupa’ya transit taşınmasına ilişkin olarak tüm taraflar arasında mutabakata varıldı. Bu konuda bir hükümetlerarası anlaşma ile detaylı teknik sözleşmeler 25 Ekim 2011 tarihinde İzmir’de imzalandı. Türkiye bu anlaşmalar ile Şahdeniz Faz 2 yatırım kararının alınmasına büyük bir katkıda bulundu. Böylelikle bir yandan Hazar havzasındaki ekonomik gelişmeye diğer yandan da kendimiz ve Avrupa’nın enerji arz güvenliğine önemli bir katkı sağlamış olduk. Nabucco’nun yanı sıra Türkiye-Yunanistan-İtalya boru hattı da Güney Gaz Koridoru’nun kayda değer halkalarından birini teşkil ediyor. Türkiye-Yunanistan bağlantısı 2007 yılında tamamlanan hattın, İtalya bağlantısının da öngörülen takvim içerisinde tamamlanmasını umuyoruz” dedi.
 
“Nükleer Kaçınılmaz”
2023 yılında 2 trilyon dolar milli gelirle dünyanın 10 büyük ekonomisi arasına girmeyi hedefleyen bir  ülke olarak Türkiye’nin enerji talebinin yüzde 6-7 oranında artacağını söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yenilenebilir kaynakların payını 2023 yılında yüzde 20’den yüzde 24 seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. Türkiye nükleer enerjiye de iklimi olumsuz etkilememesi dolayısıyla yöneldi. Nükleer enerji ithal kaynaklara olan bağımlılığı azaltacak ve olumlu etkiler yaratacaktır. Kimsenin şüphesi olmasın. Nükleerde en önemli konuyu güvenlik teşkil edecektir. En ileri nükleer güvenlik standartlarını uygulayacak kurumlarla, en yakın şekilde işbirliğini sürdüreceğiz”.
 
“Ülkeler Enerji Politikalarını Gözden Geçiriyor” guncel
3. Karadeniz Enerji ve Ekonomik Forumu’nun açılışında konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ise enerji piyasalarını değerlendiren açıklamalarda bulundu. Yıldız: “Yakın zamanda yaşanan ekonomik kriz, enerji piyasalarını da tetikleyerek küresel ekonominin toparlanma hızını, gelecek yıllardaki enerji beklentilerinin anahtarını elinde tutuyor. Bu konuda hükümetlerin, iklim değişikliği ve enerji güvenliği sorunlarına verecekleri karşılıklar, uzun dönemde enerjinin geleceğini şekillendirecek. Günümüz dünyasında enerji arz güvenliği konusu, dış politika, ulusal güvenlik ve küresel istikrar ile birlikte telaffuz edilen bir konudur” dedi. 
 
Uluslararası Enerji Ajansı’nın, 2011 Dünya Enerji Görünümü Raporu’na göre 2035 yılında enerji talebinin üçte bir oranında artacağını; motorlu taşıt sayısının da 1 milyar 7 milyona ulaşacağını belirten Yıldız, bu nedenle tüm dünya ülkelerinin enerji politikalarını gözden geçirdiğini vurguladı. 
 
Yıldız, Japonya’da Fukuşima Nükleer Santrali’n-de meydana gelen kazanın ardından bazı ülkelerin nükleerden vazgeçtiklerini açıklamasının ve süresi dolan santrallerin kapatılacağı ile ilgili tarihler vermesinin, tamamıyla nükleeri bıraktıkları anlamına gelmediğini de kaydetti. Avrupa Birliği ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın nükleer güvenlikle ilgili tedbirlerini desteklediklerini vurgulayan Yıldız, “Süresi dolan santrallerin kapatılmasını biz de istiyoruz. Karadeniz’e kıyısı olan 6 ülkenin Türkiye ve Gürcistan hariç 4’ünde nükleer santral bulunuyor. Dünyadaki toplam 442 reaktörden 51’i bu ülkelerde. Böyle bir fotoğrafta, Türkiye’nin de kendi enerji güvenliği için nükleeri istemesinden daha doğal bir şey olamaz” dedi. 
 
“Karadeniz’de Geleneksel Olmayan Yöntemlerle Üretilen Gazları da İçeren Beklentilerimiz Var”
“Karadeniz, Avrupa gaz güvenliği açısından ve Avrasya gaz üreticilerinin transit güzergahı olarak hayati önem arz ediyor. Bölge, büyük bir potansiyel içeriyor ve bu potansiyel, üretici, transit ve tüketici ülkelerin ilgisini çekmektedir” diyerek bölgenin enerjideki önemine değinen Yıldız, Karadeniz’in önümüzdeki dönemde de bu önemini sürdüreceğini belirtti. Yıldız sözlerine şöyle devam etti: “Bölgedeki enerji kaynaklarının keşif ve araştırmalarında sadece konvansiyonel hidrokarbonlar değil, geleneksel olmayan yöntemlerle üretilen gazları da içeren heyecan verici beklentilerimiz var. Türkiye’nin hem kendisi, hem de ortakları enerji arz güvenliğini sağlamaya yönelik çok yönlü bir enerji politikasını aktif bir şekilde yürütüyor. Bu itibarla ülkemiz, doğu-batı ve kuzey-güney enerji koridorlarını hayata geçirmektedir. Doğu-batı enerji koridoru kavramı çerçevesinde Türkiye, üstlenmiş olduğu büyük projeleri tamamlamıştır. Bakü-Tiflis-Ceyhan Ana İharç Petrol Boru Hattı, sözü edilen koridorun en önemli parçasıdır”. 
 
“Irak Gazının Avrupa’ya Taşınabileceğini Düşünüyoruz”
Avrupa’nın artan gaz talebi konusunda da açıklamalarda bulunan Yıldız: “Avrupa’nın enerji talebini karşılamak için üretilen projelerden birisi de Nabucco’dur.  Nabucco hükümetler arası proje ve destek anlaşmaları ile belli bir seviyeye geldi.  Ancak 2023’de gaz ihtiyacı artacak olan Avrupa’nın kaynak ihtiyacının çeşitlendirilmesi gerekir” diye konuştu.
 
Doğalgazda bir başka önemli kaynağın da Irak olduğunu söyleyen Yıldız, Ceyhan bölgesindeki tesislerin, Irak gazı için büyük bir potansiyel arz ettiğini vurguladı. Yıldız: “Ceyhan’a ulaşacak olan Irak gazının, LNG’ye dönüştürülerek dünya pazarlarına veya boru hatları ile Avrupa pazarlarına taşınabileceğini düşünüyoruz. Avrupa’nın doğalgaz ihtiyacını karşılayacak gerek bu projelere, gerekse diğer projelere Türkiye tarafından gerekli destek verilmektedir. Ancak şu gerçeğin, her daim hatırlanmasında ve hafızalardan çıkarılmamasında büyük fayda var. Enerji alanında Avrupa’nın kaynak ve güzergah çeşitliliği gerçekleştirilmek isteniyorsa, Türkiye’nin üstlendiği görev ve önem göz ardı edilmemelidir” dedi.
 
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ise yaptığı konuşmada Türkiye’de sağlam bir kamu maliye yapısı ve bankacılıkla ilgili sıkı duruşa devam edeceklerini belirterek: “Türkiye’de uygulamakta olduğumuz katı düzenleme ve denetleme çerçevesi mutlaka devam edecek. Krizin en tepe noktası ile bugünün karşılaştırılması durumunda Türkiye’de 3,5 milyon istihdam artışı oldu. Hem Merkez Bankası hem BDDK’nın düzenlemelerine bankalar uyum konusunda çok iyi bir performans gösterdiler ve karşılığını da aldılar. Bu ciddi bir karlılık ve çok yüksek bir itibardır” dedi.  Avrupa’daki krizin etkisinden dolayı ihracat rakamlarının da bir miktar gerileme yaşandığını kaydeden Babacan, 2011 yılı büyüme beklentilerinin yüzde 7-8 arasında olduğunu da sözlerine ekledi.
 
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, günümüzde Türkiye’nin güçlü tarihi ve kültürel bağlarının bulunduğu Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya’yı içine alan geniş Karadeniz havzasının, elinde bulundurduğu enerji ve doğal kaynaklar sayesinde küresel rekabetin en önemli mücadele alanlarından biri haline geldiğini söyledi. Boyner, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bölgedeki ekonomik kalkınma potansiyelinin tam olarak kullanılmasının önündeki siyasi kaynaklı engeller ancak bölge içerisinde çok boyutlu işbirliği ilişkileri ile aşılabilir. Bu çerçevede sivil toplumun, özellikle de iş dünyasının jeostratejik önemi giderek artan Karadeniz bölgesinde daha etkin bir rol oynaması büyük bir önem taşıyor. Söz konusu işbirliğinin tek bir sektöre odaklı değil, ekonominin geneline de yöneltilmesi bölgenin uzun vadeli istikrarına daha çok katkı sağlayacaktır. Bölgede özel sektöre dayalı sistemlerin oluşturulması, enerji, ulaşım, imalat, ticaret ve hizmet gibi sektörlerde yeni proje ve ortaklıklar geliştirilmesinin bu amaca hizmet edeceğini düşünüyoruz”.
 
Atlantic Council Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Frederick Kempe de bazı sorunların yaşandığı bu bölgede Türkiye’nin bir istikrar limanı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Türkiye önemli bir enerji oyuncusu ve Türk ekonomisi çok canlı. Siyasette de Türkiye’nin uluslararası ilişkileri şekillendirici rolü bu bölgede bariz bir biçimde görülmektedir’’. 
 
Atlantic Council Yönetim Kurulu Başkanı Chuck Hagel ise içinde bulundukları bu dönemin “kelimenin tam anlamıyla” tarihi bir dönem olduğunu belirterek, daha önce hiç görülmemiş bir biçimde ekonomik gücün yayılımında değişiklik olduğunu gördüklerini, bu ittifaklar ve ilişkilerin özellikle bu bölgede büyük önem taşıdığını kaydetti. Hagel, “Türkiye de bu boyutun önemli çıpalarından biridir’’ dedi.
 
“Türkiye Sadece Transit Ülke Değil Aynı Zamanda Dönüştürücü Güçtür”
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise konuşmasında, son dönemde petrol ve doğalgazın halkları zengin etmediğinin, refahı topluma yaymadığının ve istikrarı sürekli kılmadığının açık bir şekilde görüldüğüne değinerek şunları ifade etti: “En zengininden en fakirine bir dönüşüme ihtiyaç var. Bu enerji yollarının güvenliği için de son derece önemlidir. Türkiye bölge için yalnızca transit değil aynı zamanda bölgenin dönüştürücü gücü. Taşımacılık koridorlarımızı geliştirmeli, İpek Yolu’nu yeniden canlandırmalıyız. Sınırlarımızdan geçen her bir konteynır bizi birbirimize daha da bağlayacaktır. Kara ve demir yollarının cazip hale gelmesi için gümrük kapıları önem arz ediyor. Türkiye, kamu özel sektör ortaklığı ile 600 sınır kapısı modernize ederek işletmeye almıştır.”
 
3.Karadeniz Enerji ve Ekonomi Forumu’nun açılış konuşmalarından sonra katılımcıların karşılıklı olarak tartıştıkları paneller yapıldı. Bu panellerde öne çıkan başlıklar şunlar oldu:
 
“Irak’ın Gaz İhracatı 2020’de 10 Milyar Metreküpe Düşebilir’’ 
Irak Enerji İşlerinden sorumlu Başbakan Yardımcısı Hüseyin El Şehristani, halihazırda 15 milyar metreküp olan Irak’taki gaz talebinin 2020 yılına kadar 45 milyar metreküpe, 2030’a kadar da 65 milyar metreküpe çıkmasının beklendiğini bu yüzden ihraç edebilecekleri gaz miktarının 2020’de 10 milyar metreküpe düşeceğini bildirdi. 
 
Şehristani: “Avrupa yılda 530 milyar metreküp kuru gaz tüketiyor, bunun sadece 190 milyar metreküpü Avrupa’da üretiliyor ve bu miktar da önümüzdeki 20 yıl boyunca 90 milyar metreküpe düşecek” dedi. Şehristani ayrıca Irak’ta çok iddialı bir program geliştirdiklerini ve petrol üretim kapasitelerini 3 milyon varilden 12 milyon varile çıkarmak istediklerini de belirterek bu konuda uluslararası petrol şirketleriyle sözleşme imzaladıklarını ifade etti. Şehristani: “Hedeflenen üretim düzeyine ulaşıldığında gaz miktarının yılda 90 milyar metreküp olması bekleniyor. Başka sahalardaki serbest gaz potansiyeli de yılda 100 milyar metreküp kuru gaz olacak. Bunun 75 milyar metreküpünün de satılabilir olacağını tahmin ediyoruz” dedi. 
 
Önümüzdeki yıllarda Ortadoğu’da doğalgaz ihtiyacının artacağına değinen Şehristani, “Irak bu bölgenin gaz açığının bir bölümünü karşılamaya hazırdır. Aynı zamanda gazını Avrupa’ya da ihraç etmek istemektedir. Avrupa’nın, gaz da dahil olmak üzere enerji ihtiyacı açısından Irak’a güvenilir, uzun vadeli bir tedarikçi olarak güvenebileceğini açıklamak isterim’’ diye konuştu.
 
“Türkiye Sadece Transit Ülke Olmamalı, Güvenliğin Sağlanmasında da Rol Almalı”
Irak’ın Kuzeyindeki Bölgesel Yönetimin Doğal Kaynaklar Bakanı Ashti Hawrami, Türkiye’nin sadece transit ülke rolünde olmaması; güveliğin sağlanması konusunda da rol alması gerektiğini belirtti. Irak’ta güvenlik sağlanmadan tedarik sağlamanın zor olacağını vurgulayan Hawrami: “Türkiye, Avrupa’daki en büyük pazar. Bu yüzden Türkiye pazarıyla yakından ilgileniyoruz. Transit yollarla Avrupa’ya geçişler nasıl olabilir, bununla da ilgileniyoruz. Ama enerji güvenliği aslında entegre güvenlik anlamına geliyor. Tedarikçi, transit ülke ve tüketicinin güvenliği önem taşıyor. Ben Irak’ta güvenli değilsem, size tedarik güvenliği de sağlayamam. Türkiye sadece doğalgazı Avrupa’ya taşıyan bir taşıyıcı olamaz. Güvenliğin korunmasında da aktif rol oynaması gerekecektir ki toptan güvenlik sağlansın” dedi. 
 
15-20 milyar metreküplük kanıtlanmış kaynağa sahip olduklarını, petrol potansiyelinin de 45 milyar metreküp olduğunu söyleyen Hawrami öncelikle Irak’taki tüketime önem verdiklerini ifade etti. Enerji üretiminin Irak için çözülmesi gereken birinci sorun olduğunu belirten Hawrami Irak’ta 2-3 yeni boru hattı yapılacağını da sözlerine ekledi. 
 
“Yeni Doğalgaz Boru Hattı Projesi”   
Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi SOCAR Başkanı Rövnak Abbullayev ise forumda yeni bir doğalgaz boru hattı projesini açıkladı. Abbullayev, Azerbaycan ve Türkiye arasında, Anadolu’nun Doğu sınırından başlayıp Batı sınırına kadar uzanan ‘Trans Anadolu Gaz Boru Hattı’ projesi için anlaşmaya varıldığını ve projenin çalışmalarına başlandığını söylerek şunları ifade etti: “Bu boru hattı, Türkiye’nin en doğusundan en batısına gaz taşıyacak. Taşıyacağı gaz da Azerbaycan’dan gelecek. Hatta bu gazın bu hat üzerinden Avrupa’ya taşınması da gündemde. Bu, iddialı ve stratejik açıdan karşılaştırmasız bir proje olarak Avrupa’nın enerji güvenliği bakımından çok büyük önem taşıyor. Azerbaycan’ın zengin gaz potansiyeli uzun vadede Türkiye ve Avrupa pazarlarına sunulacaktır. Bu proje Nabucco projesini sonlandırmayacak. Bu proje iki kardeş devletin büyük bir başarısıdır.” 
 
“ABD Nabucco’ya Eskisi Kadar Sıcak Bakmıyor”
ABD’nin bölgedeki enerji politikasının temelinin artık Nabucco olmadığını belirten ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Avrasya Enerji Özel Temsilcisi Richard Morningstar,  Hazar doğalgazını Avrupa’ya taşıyacak Güney Koridoru’nu ise desteklediklerini bildirdi. Morningstar, Hazar gazının Avrupa’ya taşınması için Nabucco’ya göre daha küçük bir boru hattının kullanılmasının, fizibilite açısından daha uygun olabileceğini ifade ederek şu açıklamada bulundu: “Bölgeden taşınacak gazın kapasitesi inşa edilecek yeni boru hatlarıyla artırılabilir. Nabucco bizim de gerçekleşmesini çok istediğimiz bir proje ama bu ticari olarak da ayakta kalabilecek bir proje olmalı. ABD  Nabucco’ya alternatif olarak görülen Türkiye-Yunanistan-İtalya Boru Hattı ve Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP) projelerine daha sıcak bakıyor. Şahdeniz Konsorsiyumu’nun projeler için sene sonuna kadar karar vermesi bekleniyor”.
 
“6 Milyar Metreküplük Kontratın Özel Sektöre Geçecek Olması Türkiye’nin Enerji Faturasını Azaltacak”
Bosphorus Gas CEO’su Metin Şen, Türkiye’nin 6 milyar metreküplük Batı Hattı kontratını uzatmama kararının ardından Rus enerji şirketi Gazprom ile hangi özel sektör şirketlerin anlaşmayı yenileyeceğinin Gazprom Başkan Yardımcısı Alexander Medvedev’in Türkiye’ye yapacağı ziyarette Enerji Bakanlığı yetkilileri ile bir araya geldikten sonra netlik kazanacağını söyledi.
 
Şen 6 milyar metreküplük Batı Hattı kontratının bir bölümü ile ilgilendiklerini belirterek özel doğalgaz ithalatçısı sayısının tek haneli rakamlardan çift haneli rakamlara çıkmasını desteklediklerini de ifade etti. Şen sözlerine şöyle devam etti: “Şu anda ilgilenen şirket sayısı 12’den fazla. 6 milyar metreküplük anlaşma mevcut ve bu gaz yeni tedarikçilerle birlikte Türkiye’ye gelecek ve gelmek zorunda. İthalatçı sayısının artacağı kesin. İthalatçı sayısı ne kadar çok artarsa liberal ve rekabetçi bir piyasadan ancak o zaman söz etmek mümkün olabilir. Süreç en geç iki hafta içinde sonuçlanmış olur. Batı Hattı’nın 31 Aralık 2011’de sona erecek 6 milyar metreküplük kontratın özel sektöre geçecek olması Türkiye’nin enerji faturasında da önemli bir azalma sağlayacak”.  
 
Yeni anlaşmaya göre Türkiye, 2012 ve 2014 yıllarında Batı Hattı’ndan özel sektör eliyle en fazla 4 milyar metreküp, 2015’te 5 milyar metreküp, 2016’da ise 6 milyar metreküp gaz alabilecek. 
 
Enerco’nun CEO’su Fatih Baltacı Batı Hattı doğalgaz kontratının bir bölümünü almak istediklerini ve bu konuda gaz tedarikini sağlayan Rus enerji şirketi Gazprom ile görüştüklerini söyledi. Baltacı ayrıca Batı Hattı kontratından pay almak için bazı şirketlerle ortalık görüşmeleri de yaptıklarını bildirdi.

 

İlginizi çekebilir...

İSKİD'den Gıda Güvenliği ve Soğuk Zincire Dikkat Çeken Webinar

İSKİD, 5 Mart Perşembe günü "Gıda Güvenliği Standartları Açısından Hijyenik Tasarımın Önemi" başlıklı bir webinar düzenledi....
12 Mart 2026

Bosch Home Comfort Grup, Zorlu Pazar Ortamında Konumunu Korudu

Kuzey Amerika'da azalan talep ve Avrupa'da devam eden belirsizliğin hâkim olduğu zorlu pazar ortamında, Bosch Home Comfort Grubu 2025 yılında...
11 Mart 2026

Şanlıurfa Karaköprü Deprem Konutlarına Wilo Güvencesi

Şanlıurfa Karaköprü Aşık TOKİ Deprem Konutları İçme Suyu İsale Hattı Projesi'nde Wilo'nun yüksek kaliteli pompa sistemleri tercih edildi....
11 Mart 2026

 
Anladım
Web sitemizde kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerez (cookie) kullanılır. Daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız...

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Enerji & Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • İklimlendirme Sektörü Kataloğu
  • Yangın ve Güvenlik Sektörü Kataloğu
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.

0,922 sn