ICCI 2011 - 17. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuar ve Konferansı;
Enerjinin ister fosil kaynaklardan, ister yenilenebilir kaynaklardan isterse de nükleer teknolojilerden olsun, ekonomik büyümenin olmazsa olmazı olduğu,
Enerjinin üretiminden iletimine, dağıtımından tüketimine kadar tüm sürecinin ekonomik, çevresel, sosyal boyutlarının olduğu ve her bir boyutun sürdürülebilir kalkınmanın temel yapı taşını oluşturduğu,
Her sürecin ve boyutun çok paydaşlı olarak ele alınması, tartışılması gerektiğinin altını çizerek;
Bu sene ICCI kapsamında gerçekleşen oturumlarda;
Sivil toplum kuruluşlarının kendi oturumlarında sorunlarını tartışabilmelerinin ve görüşlerini paylaşmalarının, sektörel sorunlara odaklanılması ve bakış açılarının daha iyi yansıtılması yönünden faydalı olduğu,
Bu oturumların sektörde faaliyet gösteren firmalara ve bu firmaların yöneticilerine, gelecekteki piyasa yapısına daha donanımlı bir şekilde hazırlanmalarında katkı sağladığı,
Enerji sektöründe arka plana atılan bir çok konunun özel oturumlarda tartışılmasının enerji sektörümüzün derinliğini artıracağı,
Türkiye’nin böyle büyük bir organizasyonu sürdürebilecek insan kaynağı, bilgisi, yatırımcısı ve ilgisinin olduğunu gözlemleyerek, sektöre girmek isteyen ya da yeni girmiş olan katılımcıların sektörle ilgili bilgi sahibi olması, sektörde daha önceden yer alan katılımcıların sektörün gelişimi ile ilgili güncel bilgileri alabilmesi, sorunların tartışılabilmesi ve sektörün geliştirilebilmesi için bir beyin fırtınası ortamının yaratıldığını görerek,
2011 yılında 6 ayrı salonda 3 gün boyunca eş zamanlı yapılan çalışmaların gerek kamu, gerek özel sektör gerekse de akademi ve sivil toplum kuruluşları tarafından takdir edildiği ve devam ettirilmesinin enerji sektöründeki bilgi ve tecrübe paylaşımına büyük ölçüde hizmet edeceği tespit edilmiştir. Yapılan sunumlardan ve bildirilerden aşağıdaki fikirler ve görüşler ön plana çıkmıştır:
Genel
Gelişmiş ülkeler arasında yer almak, kişi başı elektrik tüketiminde AB ortalamasını yakalamak, enerji uygulamalarında çevre unsurunu dikkate almak ve ileri teknolojilere sahip olmak,
Gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere, kendi teknolojilerini geliştirmeleri konusunda destek olmaları gerektiği,
Fosil yakıt bağımlılığından çevreci teknoloji bağımlığına geçiş sürecinin değerlendirilmesi,
Enerji planlamasının “planla-bekle” yerine “sürekli devam eden ve tekrar izlenerek tanımlanması gereken” bir süreç olduğu; fiyat ve teknoloji değişimleri ve yeni politika hedefleri doğrultusunda tekrarlanması gerektiği,
Elektrik üretiminin ekonomik, ekolojik ve yenilikçi yöntemlerin bir bileşimi olarak yapılması gerektiği,
Ülkemiz enerji ve iklim politikalarının oluşturulmasında özel sektörün öncülük etmesi, karbon finansmanı sağlanması konusunda yeni yaklaşımların geliştirilmesi, ülke çapında insan kaynaklarının artırılması, yerel projelere destek sağlanması, Ar-Ge yatırımlarının artırılması, yenilenebilir kaynaklar kadar yerli kömürümüzün de bir geleceği olduğu,
2011 yılı ilk haftasında Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun çıkmış olmasının ve 1 Kasım 2007 Rüzgar Enerjisi Başvuruları yarışmalarının TEİAŞ tarafından sorunsuz şekilde ilerliyor olmasının, rüzgar enerjisi projelerinin lisanslanmaya başlamasının; 2011 yılında rüzgar enerjisi sektöründe hareketlilik sağlamış olduğu,
2011 yılında rüzgara olan ilginin, önümüzdeki yıllarda çok hızlı bir şekilde güneş enerjisi için de olacağının öngörüldüğü,
Enerji yoksulluğu ile mücadele politikası önerilerinin “piyasaların sosyal bir boyutu” olarak devreye alınması gerektiği konularında ortak görüşler belirlenmiştir.
Yatırım ve Özelleştirme
Yatırımlarda teknik ve ekonomik olarak uzmanlaşmış danışmanlık ve mühendislik firmalarından danışmanlık hizmeti alınmasının projelerin başarısını olumlu yönde etkileyeceği,
Elektrik sektöründe özelleştirmeler sonrası hem yatırımcılar hem de ilgili kamu idareleri için uygulamada ortaya çıkan eksiklikleri gidermeye dönük gerekli yasal ve ikincil mevzuat değişikliklerinin belirlenmesi ve işletmeciler ve kamu açısından en uygun çözüm yollarının bulunması, bu amaçla sektördeki paydaşlarla birlikte hareket edilerek çözüm aranması gerektiği,
Yenilenebilir enerji projelerinin finansmanında şartlara bağlı olarak farklı finansman modellerinin de kullanılması ve karbon standart ve sertifikalarının getireceği faydaların da değerlendirilmesi gerektiği,
Türkiye’deki elektrik sektörü reformunun; kamu özel işbirliği, özelleştirme, regülasyon ve rekabetin birleşimi şeklinde yürütülmesinin gerekliliği,
Enerji üretim santrallerinin kurulumunda sadece enerji üretim değerlerine odaklanılmaması ve bu değerlerin haricinde teknik, ekonomik ve çevresel analizlerin de detaylı olarak yapılması gerektiği ön plana çıkmıştır.
Atık
Ülkemizde organik atıklardan geri kazanılabilecek enerji potansiyelinin yüksek olduğu,
Evsel organik atık ve diğer organik atıklardan biyogaz elde edilen tesislerin kurulması ile önemli miktarda enerji kazanımının sağlanabileceği ve bu tip atıklardan biyogaz, elektrik ve ısı enerjisi elde edilmesi potansiyelinin değerlendirilmesi gerektiği,
Çimento sektöründe çeşitli atıkların alternatif yakıt olarak kullanılarak bir yandan fosil yakıtlardan tasarruf sağlarken bir yandan da atıkların değerlendirilmesi ve çevrenin korunması yoluyla atık sorununa katkıda bulunabilme imkanın en üst seviyede değerlendirilebileceği,
Atık yakılmasının, öncelikle tüm materyallerin kazanılmasından sonra, kirlilik kontrolü ve daha verimli teknolojilerin kullanılması ile gelişmiş güvenlik tedbirlerinin alındığının halka anlatılarak bu tesisleri kabullenmenin kolaylaştırılabileceği ve tesislerin kurulması ile daha etkili uygulanabileceği,
Atıklardan enerji elde edilmesi, hem atıkların azaltılması, hem karbondioksit emisyonlarında göreceli bir iyileşme sağlanması hem de bu ısıların ısıtma ve diğer ekonomik aktiviteler için belediyeler tarafından değerlendirilebilmesi için iş modellerinin ve tecrübelerin oluşturulmasının önemli olduğu
Evsel atıkların geri kazanım ve bertarafında; atıkların yerinde ayrıştırılması, geri kazanılabilir olanların ekonomiye döndürülmesi, organik atıklardan biyogaz ve kompost ürün elde edilmesi, üretilen enerjiden elektrik ve sıcak su eldesi gibi çoklu faydaların sağlanabileceği,
Şeker fabrikalarının senede sadece 3-4 ay çalışmasına rağmen, biyogaz üretim potansiyeli açısından Türkiye şartlarında çalışan firmalardan da destek alarak değerlendirilmesi gerektiği,
Piroliz yöntemi ile gerek katı gerekse de sıvı atıklarda değerli ürünler elde edilebilmekte olup, ömrünü tamamlamış lastik gibi atıklarda da bu yöntemin değerlendirilebileceği,
Çevresel etkileri oldukça olumlu olan biyokütle projelerinin gönüllü piyasalardaki fiyatlar da göz önüne alınarak ekonomik açıdan değerlendirilebileceği,
Atık yönetim sistemleri çerçevesinde, belediyeler tarafından yöreye, atık miktarına ve karakterizasyonuna uygun projelerin geliştirilmesi, detaylı fizibilite çalışmalarının yapılması ve bu projelerin finansmanına katkıda bulunulması için karbon sertifikası kullanım olanaklarının araştırılabileceği,
Atık yönetiminde, atıkların çevreye duyarlı şekilde bertarafı, azaltılması ve bunların temiz teknolojiler ile yapılması ve bu tip tesislerin ve kapasitelerin artırılmasının sağlanması, nihai ürünlerden karbon siyahı ya da aktif karbon olarak faydalanılabilecek katı atıkların ekonomik değerinin önemi,
Biyogaz üretim ve kullanım imkanlarına önem verilmesi,
Düşük sıcaklıktaki atık ısıların da elektrik üretiminde kullanılmasını sağlayacak teknolojilerin değerlendirilmesi gerektiği konularında ortak görüşe varılmıştır.
Emisyon
Endüstriyel emisyonların azaltılmasının sadece uluslararası yükümlülüklere uyum sağlamak için değil, aynı zamanda çevre ve halk sağlığında olumlu gelişmeler sağlanması, ekonomik ve sosyal uyum ve ayrıca teknolojik yenilikleri teşvik mekanizması olarak düşünülmesi,
Zorunlu ve gönüllü karbon piyasalarındaki GHG programları bünyesinde gerek validasyon/verifikasyon süreci gerekse de validasyon/verifikasyon kuruluşlarının akreditasyonu için ortak metodolojiler ve gerekliliklerin oluşturulmasının izlenebilirlik ve sürekliliğinin sağlanması açısından önemli olduğu,
Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi’nde oluşacak yeni mekanizmaların dikkatle takip edilmesi ve politikalarımızın oluşabilecek yeni durumlara göre konumlandırılması gerektiği,
Endüstriyel Uçucu Organik Bileşik Emisyonlarının Kontrolü’nün artırılması ve bu emisyonların miktarının azaltılmasının sağlanması,
Emisyon ticareti ve piyasa mekanizmaları için oluşturulan sicil sisteminin Türkiye’de karbon azaltımı projelerinin izlenmesi ve zorunlu piyasaya geçişte bir hazırlık aşaması olması ve farkındalığın geliştirilmesi ile Türkiye’nin karbon varlık değerinin artması için bir mekanizma oluşturulması konuları tartışılarak sonuca bağlanmıştır.
Piyasa
Türkiye enerji sektörünün güçlendirilmesi için hidroelektrik santrallerin geliştirilmesine önem verilmesi gerektiği,
Türkiye elektrik piyasası için örnek oluşturabilecek ileri düzey Avrupa Elektrik Piyasalarını analiz etmek ve bu bağlamda Türkiye’deki piyasa katılımcılarına sektörün geleceği ile ilgili bir perspektif oluşturulması,
Talep tahminlerinin doğru yapılmasının hem gün öncesi planlama hem de dengeleme piyasalarındaki hataları azaltacağı ve daha sağlıklı bir piyasa işletimini sağlayacağı,
Türkiye elektrik piyasasının değişen koşullarında rekabetçi bir pozisyon almak isteyen oyuncuların mevcut portföylerini en iyi şekilde oluşturması, yönetmesi ve doğru teknolojilere doğru zamanda yatırım yapmasının önemi,
Elektrik piyasasının gelişmesinde, sadece teknik yapının değil ekonomik, finansal ve bürokratik yapının da iyileştirilmesinin Türkiye’deki elektrik ticaretini artıracağı,
Türkiye doğal gaz sektörünün, iletim ve ticaret altyapısının güçlendirilmesi, günlük borsa yapısının oluşturulması ve tüm bunlar için önemli olan Elektronik Bülten Tablosunun hızla daha işlevsel bir yapıya kavuşturulması,
Doğal gaz sektöründeki tarife uygulamalarının ve yatırım ortamının değerlendirilmesi, sektörel riskin ölçülmesi ve dikkate alınması açısından çok paydaşlı ve uluslararası uygulamalarla paralel olarak yürütülmesi ve sadece yatırımcının değil, tüketicinin de haklarının gözetilmesinin gerektiği,
Özellikle 2012 sonrasında Türkiye piyasasında etkili olmaya başlayacak düzenlemeler ile mevcut yapının değişeceği ve bunun etkili bir şekilde izlenmesi gerekeceği konularında uzlaşı sağlanmıştır.
Yeni Teknolojiler
Gelişmiş kömür yakma projelerinin geliştirilmesi ve pilot projeler ile denemelerinin yapılması,
Hibrid ve elektrikli araçların toplu taşıma dahil taşımacılık sektöründe yaygınlaştırılmasının hem enerji kayıplarını hem de emisyonları azaltacağı ve bunun geleceğin şehirleri için sunulan büyük bir fırsat olduğunun değerlendirilmesi gerektiği,
Rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının sistemdeki paylarının artması ile daha akıllı elektrik üretim sistemlerine ihtiyacın artacağı,
Rüzgar potansiyeli düşük olan alanların da teknolojik ve ekonomik yöntemlerle değerlendirilmesi konularında ortak görüşler belirlenmiştir.
Hukuk ve Mevzuat
Kamulaştırma işlemleri hususunda, sektörün sorunları da gözetilerek ivedilikle bir mevzuat revizyonu yapılması,
Elektrik Dağıtım Lisansı sahibi kişilerin kamulaştırma işlemlerinde ilgili kurumlarla etkin bir koordinasyon sağlayabilmesine önem verilmesi,
İmar planlama aşamasında yürütülecek ortak çalışmalar ile sağlanacak koordinasyonun, dağıtım tesislerinin olabildiğince kamulaştırmaya ihtiyaç duyulmayan alanlarda da kurulmasına olanak verecek şekilde planlanması konularında netlik sağlanmıştır.
Enerji Verimliliği ve Yönetimi
Güçlü liderlik, doğru organizasyonal yapı ve odaklanmış süreçler ile Enerji Yönetim Sistemleri’nin enerji tasarrufu ve verimliliğindeki önemi,
Türkiye’deki enerji verimliliği çalışmalarının daha etkin yürütülebilmesi için demir çelik, çimento, kimya , petrokimya, cam ve seramik sektörlerine dair verilerin ve ölçümlerin gerekliliği,
Yeşil bina kavramı çerçevesinde bina teknolojilerinin enerji verimliliği ve çevreye faydaları,
Enerji yönetiminde uluslararası enerji yönetim sistem standartlarının ve bu sistemlerin belgelendirilmesinin getireceği faydalar tartışılmıştır.
Uluslararası
Türkiye’nin ENTSO-E’ye dahil olması ile oluşacak teknik ve ekonomik yararların gerek kendi şebekemizin güvenliği gerekse de bundan sonraki süreçte komşu ülkeler ile yapılacak ticarette oluşacak kurallar açısından değerlendirilmesi,
Fukushima nükleer felaketinden sonra Avrupa’daki elektrik üretim programlarının daha fazla doğal gaza yönelmesi durumunda, bunun Nabucco’nun lehine bir durum olabileceği,
AB eylem planları dahilinde, Türkiye geçişli koridorların (MEDRING) ve ENSTO-E’ye entegrasyonumuzun ülkemizin önemini hem ekonomik hem de stratejik açıdan arttıracağı,
Hazar bölgesindeki gelişmeleri, Türkiye’nin yakından takip etmesi gerektiği, buradaki anlaşmazlıklarda arabuluculuk yaparak, uluslararası enerji projelerinde etkili olunması gerektiği tartışılmıştır.
İklim Değişikliği ve Çevre
İklim değişikliği eylem planı çerçevesinde enerji sektörü eylemlerinin hayata geçirilmesinin ivedilikle sağlanması,
Kyoto sonrası iklim değişikliği ile mücadele rejiminin daha adil, dengeli ve de esnek olması gerektiği,
İklim ve çevre dostu kalkınma için hibrit otomobiller, az yakıt ve düşük emisyonlu teknolojiler, ekolojik binalar ve eko kentler ile ormanların korunması ve geliştirilmesi gibi alanlarda yapılan yatırımları teşvik etmek için gerekli yasal altyapının hazırlanması ve yönetişim yapısının oluşturulmasının, sübvansiyonlarının ve mali düzenlemelerinin, iklime dost Ar-Ge faaliyetlerinin ve teknolojilerinin geliştirilmesinin önemi,
Çevre görevlisi ve Çevre Danışmanlık firmalarının, işletmelerin çevresel sorumluluklarının Çevre Kanunu ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde uygun bir şekilde yürütmek ve koordine etmekteki, sorumlu oldukları tesis veya faaliyetin çevresel konularda alması gerekli izin, lisans ve belgeleri alma, güncelleme ve/veya yenileme çalışmalarının yürütülmesindeki önemi,
Türkiye’nin iklim değişikliği hedefleri doğrultusunda GHG emisyonlarına bir limit belirlenmesi ve ekonomik büyüme hedefleri ile karbon azaltım hedeflerinin dengeli bir şekilde sürdürebilmesi,
Endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanan kirliliğin önlenmesi, çevrenin korunması ve sanayi kuruluşları tarafından Çevre mevzuatının getirmiş olduğu yasal sorumlulukların yerine getirilmesinin temini için tüm sanayicilerin ve işletmelerin çevre duyarlılığının artırılmasına yönelik bilgilendirilmesi çalışmalarının önemi konularında ortak görüş belirlenmiştir.
Jeotermal
Orta sıcaklıktaki jeotermal kaynakların da hızla devreye alınmasını sağlayacak teknolojilerin takip edilmesi,Jeotermal alanların detaylı analizleri ile bu kaynağımızdan sağlanan enerji üretim ve kullanım imkanlarının artacağı,
Jeotermal kaynak potansiyelimizin gerek elektrik gerekse de doğrudan kullanım için önemli bir fırsat olarak görülmesi ve doğru mekanizmaların bu süreci hızlandırmadaki önemi tartışılarak sonuca bağlanmıştır.
Kojenerasyon
Mini ve mikro kojenerasyon ile hem yakıt hem de dağıtım ve iletim maliyetleri açısından verimlilik imkanlarının sağlandığı, ayrıca bu teknolojilerin akıllı kontrol sistemleri ile geleceğin şebekelerinde de önemli bir oyuncu olabileceği,
Mikro kojenerasyon teknolojisinin ülkemizde uygulanabilmesi ve üretiminin yapılabilmesi için Ar-Ge çalışmalarının hızlandırılması ve pilot tesisler kurup tespitleri yapılarak, Türkiye’de mikro kojenerasyona uygun yerleşim yerlerinin sayısının belirlenmesi, uygulanabilirliğinin saptanması ve gelişmiş ülkelerdeki prosedürlerden faydalanarak yol haritamızın belirlenmesi,
Kojenerasyon sistemlerinin kapasite seçimlerinde optimizasyonun önemi konularının altı çizilmiştir.
Bakım, Onarım ve Lojistik
Proaktif bakım yöntemleri ile güç sistemlerindeki hasarların ve aşınmaların azaltılmasının önemi,
LNG, CNG, LPG ve diğer patlayıcı ve yanıcı enerji kaynaklarının üretimden tüketim zincirine kadar olan süreçte güvenli bir şekilde taşınması ve kullanılması için gerekli tedbirlerin artırılması,
Elektrik üretiminde zaman bazlı emre amadelik kadar enerji bazlı emre amadeliğin de önemli olduğu,
Elektromekanik ekipmanların tüm bir yaşam döngüsünün kalite yönetimi çerçevesinde yapılması gerektiği konuları vurgulanmıştır.
Nükleer
Nükleer enerjinin Türkiye’nin enerji çeşitlendirmesi açısından gerekli olduğu,
Nükleer enerjinin bir tercih olmaktan çıktığı ve ülkemiz için bir zorunluluk haline geldiğinin net bir şekilde tespit edildiği,
Nükleer tesislerin işletilmesinden doğan hukuki sorumluluk ve çerçevenin belirlenmesi açısından yapılacak iç düzenlemenin önemli ve gerekli olduğu dile getirilmiştir.
DemirDöküm, 2025'i köklü bir yenilenme ve ivmeli bir büyümeyle geride bıraktı. İhracat ağını 52 ülkeye taşıyan şirket, yurt dışı pazarlardaki geli... 10 Mart 2026
Form Şirketler Grubu bünyesindeki Form Freva tarafından üretilen soğutma kuleleri, endüstriyel alanlarda yenilikçi ve güvenilir soğutma çözümleri sunu... 10 Mart 2026
İnşaat ve yapı sektörünün ihracat odaklı önemli buluşmalarından biri olan CF İstanbul İnşaat Endüstrisi İhracat Fuarı, 2"“4 Temmuz 2026 tarihlerin... 9 Mart 2026