
MOSTRA CONVEGNO EXPOCOMFORT'ta İhracatçı Firmalarımız Başarıyla Yer Aldı
COPA Isı Sistemleri: Geleceğe Güven Veren Yeşil Dönüşüm Yolculuğu
44. MCE-Mostra Convegno Expocomfort, Küresel Başarıyla Sona Erdi
Buhar Odası ve Isı Borusu ile Isı Yönetimi
Yıl Boyu Helikopter İnişleri için Açık Alan Isıtması
Warmhaus Glowa'yı Yurtiçi Pazara Sundu
|
LG Electronics Türkiye Genel Müdürü Calvin Cho ve LG Electronics Ortadoğu Afrika Klima ve Enerji Çözümleri Direktörü Simon Lee: “LG Türkiye Olarak Evsel Kullanımlı Klimaların Satışını Üstleniyoruz”![]()
LG markası olarak bundan sonra hem ev tipi hem de ticari tip klimaların satışına daha fazla ağırlık vereceğiz. Türkiye’de 2001 yılı sonundan bu yana Viessmann’la distribütörlük yapıyoruz. Dolayısıyla LG’nin ticari tip klimaları zaten Türkiye’de varlığını sürdürüyordu, yani yeni bir ürün, yeni bir marka değiliz. Yeni tanıtımını yaptığımız bu enerji tasarruflu ticari klima olan ‘Multi V III’ sadece eski ürünün geliştirilmiş bir versiyonudur. Dolayısıyla 2000’li yılların başından bu yana LG Grubu Türkiye’deki ticari uygulamalara ciddi derecede ağırlık veriyor.
Evsel klimada ise Türkiye’deki stratejik partnerimiz olan Arçelik’le yüzde 50-50 ortaklıkla yaptığımız bir fabrikada klima üretiyorduk. Burada üretilen ürünler LG-Beko markasıyla pazarda satılmaktaydı. Geçen yıl aldığımız bir karara göre artık LG-Beko olarak değil, Arçelik Grubu’nun Arçelik ve Beko markalarıyla satışlarına devam edilecek. Biz LG Türkiye olarak da doğrudan evsel kullanımlı klimaların satışını kendi üzerimize alıyoruz. Viessmann ise partnerlerimizden sadece bir tanesi. Viessmann’la yetkili distribütörlük bazında çalışıyorduk. İki yıl önce kontratımız bitti, fakat bu iki yıl süresince herhangi bir kontrat yenilemeden yine aynı şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Daha önce Viessmann bizim yetkili distribütörümüzdü. Çünkü 2008 yılına kadar irtibat ofisi olarak Türkiye’de vardık. 2008 yılında LG Türkiye A.Ş. satış ofisi olarak kurulduğu için ondan sonra herhangi bir kontrat yenilemesi yapmadık. Ama partnerlik bazında aramızda herhangi bir sıkıntı olmadan da ilişkilerimizi sürdürüyoruz.
“Ticari klimalarda Viessmann’la yola devam ediyoruz”
Evsel kullanımda Viessmann’a da, zincir mağazalara da, marketlere de doğrudan satış yapıyoruz. Evsel kullanımlı ürünlerimizde Viessmann, mühendislik kanallarıyla ilgili satışa devam edecek. Yani sadece mühendislik kanalı olarak Viessmann’ı kullanıyoruz. 2011 başından itibaren alınan bir karara göre; daha tabana yayılacak olan bu kanalda toptancılar ve marketlerde de doğrudan LG Türkiye’nin kontrolü altındaki satış sürecek. Artık Türkiye’de ev tipi klimalarda LG’yi görebilirsiniz. Ticaride ise söylediğimiz gibi Viessmann devam ediyor.
Türk inşaat sektörüne bakacak olursak, Türkiye’deki müteahhitlik hizmetlerinin dış ülkelerdekilere göre oldukça gelişmiş olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde inşaat sektörü de benzer oranlarda gelişmeye sahip ki sadece Türkiye’de değil, örnek olarak; Libya, Kuveyt, Katar, Dubai, Azerbaycan, Türkmenistan gibi Türkiye’nin dışındaki ülkelerdeki pazarlarda hem inşaat yapan grupların, hem de bu inşaatların mekanik tesisat müteahhitliğini yapanların çok ciddi derecede aktif bir rolü var. Dolayısıyla Türkiye bu alanda hali hazırda çok gelişmekte olan bir pazara sahip.
“Büyüyen Türk inşaat sektörüne yurtdışından ilgi artacak”
![]()
Libya, Mısır gibi ülkelerde çıkan problemlerden dolayı orada bulunan inşaat firmalarının varlığını sürdürebilmeleri için önümüzdeki günlerde Türkiye’deki yatırımlarına ağırlık vereceklerini öngörüyoruz. Aynı zamanda devlet tarafından da desteklenen, yeni yapılan üniversiteler, hastaneler, TOKİ’nin arsa karşılığında rezidanslar yapıyor olması büyüyen Türk inşaat sektörüne örnek gösterilebilir. Türkiye’nin lokomotifi olarak nitelendirilen inşaat sektörünün genel ekonomideki yıllık büyüme oranı 2010 yılında yüzde 8,5 ile 11 arasındaydı. 2011’de ise yüzde 16 olması bekleniyor. Bu da yüzde 30 – 40 gibi bir büyüme anlamına geliyor.
VRF işinin detayına indiğimiz zaman, 2000’li yılların başına kadar Türkiye’de çok fazla kabul görmediğini söyleyebiliriz. Türkiye iklimlendirme sektöründe yıllarca Amerikan ekonomisinin yarattığı chiller sistemi referans alındı. 2002 yılının ilk yarısında ise Türkiye’deki toplam potansiyelin yüzde 15’i VRF, yüzde 85’i chiller iken geçen yıl İSKİD’den alınan sektör envanteri verileri karşılaştırdığınızda bu rakamın yüzde 50-50 olduğu görülüyor.
Türkiye’deki chiller ve VRF pazarının toplam büyüklüğü yaklaşık olarak 120 milyon dolardır. Dolayısıyla geçen 8 yıllık süre içerisinde yüzde 15’ten yüzde 50’ye yükselen bu oran önlenemez bir büyümeyi gösteriyor. 5 ila 8 yıl sonra bunun yer değiştireceğini; chiller’in ağırlıklı olarak endüstriyel uygulamalarda kalacağını, otel, hastane, ofis, iş merkezleri gibi evsel kullanımlarda, küçük mağazalarda, üniversitelerde ise pazarın VRF’ye döneceğini öngörüyoruz.
“Büyük çaplı AVM’lerde de VRF atılım yapacak”
![]()
VRF, zaten küçülen hacimler sayesinde daha küçük mekanlara sığdırabilmekte, dolayısıyla bugün chiller uygulanmakta olduğu özellikle makina daireleri gibi alanlar yatırımcılar tarafından kullanılabilmekte ve çok ciddi de gelirler elde edilebilmektedir. Dolayısıyla VRF pazarı, sadece chiller’e karşı sağladığı teknolojik üstünlükle değil, insanlara sağladığı diğer faydalarla da gelişmektedir. Diğer yandan orta vadede, chiller’in domine ettiği büyük çaplı alışveriş merkezlerinde de VRF’nin büyük atılımlar yapacağını görebiliriz.
Elektronik sistemlerde işi geliştiren firmalar chiller’ın mekanik üstünlüğünü ortadan kaldırıp geliştirilen sofistike sistemlerle, özellikle elektronik sistemlerle devam edecekler. Dış ünitede teknolojik gelişmeler olurken iç ünitelerde de daha fazla şıklığa, otomasyona, sofistike kontrol sistemlerine doğru gidiyoruz.
VRF sistemlerinin kalbi kompresördür. Kompresörün içerisindeki verimi etkileyen en büyük etkenlerden bir tanesi de sistemdeki yağ oranıdır. Şöyle ki sistemdeki yağ oranının yüzde 90’ı yağ seperatörlerinde tutulmakta, kalan yüzde 10’u ise diğer ekipmanlar tarafından paylaşılmaktadır. Bu yüzde 10’un yüzde 2’si de genel sistemde dolaşım yapmaktadır. Yağı sisteme dolaştırdığınız zaman sistem içerisindeki boruların doğrudan yüzeyini kaplayarak ısı transfer yüzeylerini artırmaktadır. Dolayısıyla yağı sisteme ne kadar az gönderirseniz o kadar verimli cihazlar elde edersiniz. Yağın sisteme gönderimindeki kontrolü, yağın viskozitesi sayesinde sağlayabiliyoruz. Yüksek sıcaklık ve yüksek basınçtaki kompresörlerde ise yağ viskozitesini istenilen oranlarda çok daha rahat kontrol edebildiğimiz için daha fazla verim elde edebiliyorsunuz. Bu yeni teknolojimizin özü de budur.
“İnverter teknolojisini kullanarak, ciddi gelişme sağlıyoruz”
COP dediğimiz verimlilik oranımız 8 HP’lik cihazımızda 4,58 olarak rakiplerimizden daha yüksektir. Yani rakiplerimizin COP’si bizim rakamımızın altında. Tekli ünitede 20 HP bir bizde, bir de Samsung’da var. Fakat ilk geliştiren biziz. Şu anda sektörün lideri olan Daikin’de dahi 20 HP yoktur. 1000 metre boru uzunluğu ise sadece bizde var. Açıkçası VRF işini domine eden markalarla beraber inverter teknolojisini kullanıyoruz. Bu alanda da çok ciddi gelişimler kaydediyoruz.
İlginizi çekebilir... Jeopolitik Belirsizlik Çağında Operasyonel Kale: Endüstriyel Yapay Zeka ile Risk ve Gecikmeleri YönetmekDünya ekonomisi, tarihin en karmaşık ve öngörülemez dönemlerinden birinden geçiyor. Küresel enerji koridorlarındaki gerilimler, tedarik zinciri kırılm... Su Armatürlerinde GürültüSu armatürleri içerisinden suyun akışı esnasında oluşan gürültü seviye olarak zaman zaman rahatsız edici seviyelere ulaşmaktadır. Bu yazıda su armatür... Alev-Duman Borulu Buhar Kazanlarında Yüzeysel Buharlaşma Hızı Limitlerinin Mühendislik Açısından DeğerlendirilmesiAlev""duman borulu buhar kazanlarında su""buhar ara yüzeyinde gerçekleşen yüzeysel buharlaşma hızı, buhar kalitesi ve su sürüklenm... |
|||||||||||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.