
MOSTRA CONVEGNO EXPOCOMFORT'ta İhracatçı Firmalarımız Başarıyla Yer Aldı
COPA Isı Sistemleri: Geleceğe Güven Veren Yeşil Dönüşüm Yolculuğu
44. MCE-Mostra Convegno Expocomfort, Küresel Başarıyla Sona Erdi
Buhar Odası ve Isı Borusu ile Isı Yönetimi
Yıl Boyu Helikopter İnişleri için Açık Alan Isıtması
Warmhaus Glowa'yı Yurtiçi Pazara Sundu
|
ISIMAS’ın Hanedan Resort Otel Deniz Kaynaklı Isı Pompası Uygulaması - Bölüm 2 Doğru Ekipman Seçimi ile Birlikte Yüksek Kârlılık Sağlandı![]()
Projenin deniz tarafı tamamlandıktan sonra diğer tarafı yani kazan dairesi kısmına başlandı. Eşanjör ile kazan dairesi arasındaki polietilen borular yaklaşık 1 metre derinliğinde kazan dairesine kadar çekildi. Boru olarak Pakplast’ın HDPE 100 boruları kullanıldı. Bir sirkülasyon pompası yedekli tabi yine tam uyguladığımız boru çapı ve vana dirsek vs. sayısında, istediğimiz basma kaybını ve istediğimiz debiyi karşılayan tam seçim noktasındaki en az elektrik tüketen pompayı seçtik. Çünkü modellere göre de A sınıfı ya da B sınıfı farkı oluyor. Uygulamada bir farklılık çıkarsa, bir tane daha dirsek veya başka bir vana daha olursa dirençler değişiyor ve pompa da bundan etkileniyor. Bu nedenle tüm tasarımımızı bitirdikten ve uygulamamızı yaptıktan sonra pompamızı seçiyoruz. Bunun içinde çok seçenekli çalışabiliyoruz.
Tasarım aşamasında bir hat belirledikten sonra onun üzerinde değişiklikler yapabiliyoruz. Birçok sınıfta pompa aynı debide ve basma kaybında çalışabiliyor ama tüketimleri değişebiliyor. Bu yüzden pek çok pompa seçmek zorunda kalıyoruz. Dolayısıyla belli bir zaman sonra pompa satan firmalar “hala bir karara varamadınız mı” diye sormaya başlıyorlar. Fakat biz projelerimizde maksimum enerji verimliliğinin sağlanması için en optimumda çalışabilecek pompayı seçebilmek adına birkaç revizyona gidebiliyoruz. Çoğu zaman borunun çapına kadar değiştirerek hesap yapıyoruz. Örnek vermek gerekirse; pompa seçtiğimiz debi ve boru çapında 15 mSS basma kaybı ile 2 kW elektrik harcıyorsa biz hattımızı bir çap büyütürsek boru maliyeti ne kadar artacak? O pompa yıllık çalışma saatine göre ne kadar az elektrik tüketecek? Bir alt veya bir üst pompaya geçebilir miyiz? Bir alt tüketime yani 2 kW yerine 1,5 kW’lık bir pompaya inmemiz için boru bir çap artacaksa bunun bize maliyeti ne olacak? Bu maliyete karşılık tasarrufumuz ne olacak? Bunlar gibi ince ayrıntılara kadar çalışıyoruz.
“Tasarruf eden doğru projeyi yapabilmek için herkesten alternatif teklif istiyoruz”
![]()
Bu projede 4 tane pompa kullanıldı. En uygun değeri bulabilmek için de en azından 30-35 tane seçim yapılmıştır. Tesisatı yaptıktan sonra “gerçekten hesapladığımız değer bulunacak mı”, diye ayrı bir kontrol daha yapıyoruz. Eğer uygulama sırasında bir değişiklik olduysa seçimlerimizi tekrar gözden geçiriyoruz. Farklı debilerde çalışması gerekiyorsa kademeli bir şekilde frekans konvertörleri koyuyoruz. Karşı dirence göre değil de bizim dışardan emir vererek 50 Hz’de çalışsın veya 35 Hz’de çalışsın şeklinde kumanda ediyoruz. Örneğin; tek kompresör ihtiyacında pompayı yarım çalıştırıyoruz. Burada Wilo marka pompa kullanıldı. Wilo, Grundfos, yerlide de bazen Standart vb. şirketler bizi çok şaşırtan değerler verebiliyorlar.
Bu projede müşteri pompaları yedeklemek istedi, yedeklerde de Standart Pompa kullanıldı. Burada asıl amaç pompanın tamir, bakım ve arıza süresince sistemin çalışıyor durumda olmasıydı.
Bizde hiçbir zaman belli bir marka olsun diye bir düşüncemiz yok. Bütün çalışmalarımızda herkesten alternatif teklifler istiyoruz. Parasal yönünden başka neler sağlayabildiklerimize bakıp ona göre tercih yapıyoruz. Yeri geliyor çok verimli olması için daha yüksek fiyatlı bir ürünü de seçebiliyoruz. Şirket olarak amacımız tasarruf eden doğru projeyi yapabilmek olduğu için bu tip seçimlerin üzerinde çok duruyoruz.
Bu durum bize çok ciddi maliyet yüklüyor ama hep baştan beri hedefimiz “doğru proje, doğru uygulama” olduğu için kendimizle de çelişmemeye çalışıyoruz. Bunun için çok ciddi bir emek ve para harcıyoruz. Fakat yaptığımız doğru uygulamalardan sonra işlerimizin çok daha hızlı artacağına inanıyor ve geleceğe dair çok olumlu umutlar taşıyoruz.
“Basit ama işlevsel bir otomasyon sistemi kurduk”
Binadaki mevcut bir sistem 5 ºC farkla çalışan fan-coil sistemi idi. Otel yalıtımlı bir otel değil ama korunaklı bir yerdeydi. Bu nedenle sistemlerini 7-12ºC aralığıyla değil, 10-15ºC aralığıyla çalıştırabiliyorlar ve bu durumdaki soğutma da yeterli olmuyordu. Isıtmada da yine biraz daha düşük 40-45ºC’lerde bir gidiş suyu sıcaklığıyla oteli ısıtabiliyorlardı.
Tasarımımız 55 ve 7ºC’ye göre olmasına rağmen çok sıcak ve nemli günlerde fan-coillerin kapasitesi yeterli olmuyorsa -4ºC’ye kadar fan-coillere soğuk antifrizli su göndermek mümkün olabiliyor. Bu özellik ısı pompası cihazının bize verdiği bir özgürlüktür. Gidiş ve dönüş sıcaklıklarını limitler içinde kalmak suretiyle istediğimiz gibi ayarlayabiliyoruz.
Otelin ısıtma ve soğutması ile kullanım sıcak suyu için bir otomasyon sistemi kurduk ki deniz suyunu alma işleminden sonraki en önemli aşama budur. Basit ama işlevsel bir otomasyon kurmaya çalıştık. Fakat bu hiç de kolay olmadı. Burada biraz karışık ama kullanıcı dostu bir otomasyon yapısı var. Müşteri neredeyse hiçbir düğmeye dokunmuyor. Yalnızca otel içinde bir otomasyon sistemi olmadığı ve buradan veriler gelmediği için kullanıcı bazı set değerlerini kendisi ayarlayabiliyor. Isıtmada şu kadar, soğutmada şu kadar sıcaklıkta su gitsin diye ayar yağabiliyor.
Genel olarak müşterilerin ısı pompası konusunda bir çekincesi oluyor. “Deniz suyu nasıl alınacak, yazın tamam ama deniz kışın soğuk olduğu için ısıtmayı nasıl yaparız? Hava serin olduğunda ısıtabilecek mi? Tüm bunları yapan bu cihaz ya çalışmazsa, o zaman mevcut kazanda normal chiller de sisteme bağlı kalsın ve ayrıca buna biz gidip müdahale etmeyelim, bu kendisi gerçekleşsin” şeklinde müşterinin bir talebi oluyor. Böyle olunca vanalara, üç yollulara ona göre kumanda veriyoruz ve ısı pompası arızada bakım onarım bunu algılayıncaya kadar otelin zor durumda kalmaması için, otomasyon sistemi kazan ya da chiller çalışsın şeklinde cihazlara emir veriyor. Böyle olunca da eski mevcut sistemler hep korunmak isteniyor. Bizi kazan dairesinde sistemi kurarken en fazla yoran konu da hep bu oluyor.
“Isı pompası sistemini kurarken en yüksek tasarrufun elde edilmesini istiyoruz”
![]()
Isı pompası ısıtmada kaynak olarak denizi kullanıyor. Isıyı oradan çekiyor ve binaya 55 ºC olarak veriyor. Yazın ise oteli soğutmak için denize ısıyı atıyor, ama bu sırada eğer bir kullanım sıcak suyu ihtiyacı varsa, sistem önce bunu algılayıp, atık ısıyı boylere gönderiyor. O sırada otelin soğutmasını yapmaya da devam ediyor. İşte bu durumda isterseniz otel soğutması, isterseniz kullanım sıcak suyu bedava diyebilirsiniz.
Yazın hiçbir ihtiyacın eksik kalmaması için otomasyon sistemi ihtiyaçların zamana bağlı değişimini izliyor, bunları algılayıp “biraz sonra benim sıcak su ihtiyacım bitecek ama otel ısınmaya başladı” deyip, burada ikinci kompresörü devreye sokup, hemen o işlemi tamamlayıp, otele tekrardan yönelen bir otomasyon sistemi var. İşte bu otomasyon sistemi, ısı pompası sisteminin asıl tasarrufunu göstermesini sağlıyor. Bizler ısı pompası sistemini kurarken en yüksek tasarrufu elde etmesini istiyoruz. Bu yüzden ısıtma, soğutma, kullanım sıcak suyu, serin oda, kiler, hamam gibi her yere hitap etmesini sağlamaya çalışıyoruz.
“Sistemin, sorunsuz bir şekilde çalışıyor olması çok önemli”
![]()
Burada 5 tane görülebilir senaryo ve hepsinin altında da karmaşık bir algoritma var. Burada durum biraz daha farklı olmakla birlikte çoğunlukla otel yönetici ve sahiplerinin istekleri bu yönde oluyor. Çünkü personel az ve iş çok. Kazan dairesine bakan insan aynı anda bahçeye de bakıyor, bahçıvanlık yapıyor. Dolayısıyla orada bütün gün çalışan ve sadece sistemi izleyen biri olmuyor. Turizmden işinin özelliğinden dolayı çoğunlukla da bu tesislerin çok yetişmiş elemanları çalıştırabilecek durumları olmuyor. Bu yüzden sistemin, sorunsuz bir şekilde kendi kendine çalışıyor olması çok önemli.
Dolayısıyla bu biraz pahalı bir otomasyona sebep oluyor ama sorunsuzluk yaratıyor. Böylece bütün sezon “cihaz sıkıntı çıkarmadı, bakın bakalım çalışıyor mu,” diye gidip bakıyor insanlar. İstenilirse biz uzaktan izleme sistemi de kurup merkezimizden de sürekli izleme yapabiliyoruz. Gerçi bu projede bunu istemediler. Çünkü ‘zaten biz oradayız’, dediler. Yaz-kış kendileri de orada yaşıyorlar. Bu durumda ışıklı ya da sesli uyarı verebilen bir sistem yeterli geliyor. Normalde büyük fabrikalarda kurduğumuz sistemlerde de bunu isteyebiliyorlar. O zaman cep telefonlarına mesaj geliyor. Bizim burada devamlı izleyen ekibimiz var.
“Suyun sıcaklığının değişim hızına göre bir veya iki kompresör devreye giriyor”
İşletmelerde de sadece bir set değeri girme özgürlüğünü bırakıp, gerisini tümden otomatik hale getirdik. Burada ihtiyaca göre iki kompresörlü bir ısı pompası var ve cihazımızın kompresörleri kademeli olarak devreye giriyor. Yaklaşık kapasite 130 kW, kaynak ve yük sıcaklığına göre 100 kW ila 180 kW ısıtma ve soğutma kapasitesi sağlanabiliyor. İhtiyaca ve su sıcaklığının değişim hızına göre 1 veya 2 adet kompresör devreye giriyor. Bununla ilgili pompalar tek kademe ya da ikinci kademede 20-25 Hz ya da 50 Hz olarak çalışıyorlar. Üç yollu vanaların buna göre oransal çalıştığı veya on-off çalıştığı durumlar var. Sistem hepsini kumanda ediyor. Burada 3 adet üç yollu, 2 adet iki yollu vana var. Fotoğraflarda da görülebileceği gibi orada karmaşık bir boru tesisatı var.
Montaj bittikten sonra tesisatın çalışır durumdaki testlerini yaptık. Kendimiz de 1 ay kadar orada kalıp sistemi en ince ayarına kadar yapıp, izledik. Sonra da gözden kaçan bir şey var mı diye baktık. Otelden ayrılmadan önce de gerekli eğitimleri verip, sistemi müşteriye teslim ettik. Tüm çizimlerini yedekleriyle birlikte kendilerine verdik. Sonra da izlemeye başladık. Geçen yaz çok başarılı geçti ve hiçbir sıkıntımız olmadı.
“Yüzde 30-35 oranında tasarruf sağlandı”
Denizlerimizdeki su suyu sıcaklıkları balıkçı barınakları tarafından ölçülüyor. Çoğunlukla derin su sıcaklıkları alınmıyor. Yani ilk 1 metreyi ölçüyorlar. Aynı toprak gibi deniz yüzeyi de dış sıcaklıklardan çok etkileniyor. Bunun birçok sebebi var. Tabi bizim otel sahile yakın olduğu için beklediğimizden daha iyi değerler elde ettik. Verdiğimiz tasarruf oranını müşteriye taahhüt ettiğimiz için biraz sağlamda kalmaya çalışırız. Bu verilen değerin üzerindeki her değer müşteriyi memnun eder. Ama en az şu kadar tasarruf eder diye garanti verdiğimizden müşteri de buna göre yatırım yapar. Burada da %30-35 gibi bir tasarruf oranı yakalandı ve tabi ki müşterinin çok büyük memnuniyeti oldu.
“Uyguladığımız önlemler işe yaradı ve 8 ay sonra eşanjöre temizlik yaptık”
Foça’nın denizi çok temiz. Yaz sezonunun başında ve sonunda birer temizlik şeklinde 6 ayda bir gerekir diye tahmin ediyorduk. Yaklaşık 8 ay sonra eşanjöre temizlik gerekti ki otomatik olarak kendi de yapıyor zaten. O da bir yıla baktığımız zaman eğer sökmemiz gerekiyorsa 3-4 saatlik bir işlem oluyor. Biz 8 ay sonra beklemiyorduk. Demek ki uyguladığımız önlemler işe yaramış ki beklediğimizden daha uzun bir zamanda temizlik gerekti.
Deniz yazın özellikle çok serin olur. Soğuk su akıntısı çok fazla var. Seferihisar, Gümüldür o sahil şeridinde oldukça serin, kışın 8ºC’ye kadar inen su sıcaklıkları var. Yazın 26ºC’ye kadar çıkıyor. Genellikle ortalama 22ºC civarında. Serin su soğutma için çok avantajlı.
“Sistemimiz kış boyu da herhangi bir sıkıntı çıkarmadan çalıştı”
Biz tabi yüzeye yakınız, yaklaşık 1,5-2 metre kadar aşağıdayız. Çünkü denizin tam tabanında olamıyor. Bunun da pek çok nedeni var. Taban yaklaşık 5 metrede ve suyu aldığımız ağız aşağısındaki tonozlarla, sabitleme sistemiyle birlikte yaklaşık 2 metreye çıkıyor. O durumdaki sıcaklıklar bile bizi çok tatmin etti.
Daha sonra yaz bitti, kışa geldik. Kışın ortalarında yılbaşından sonra eşanjörün ilk temizliği oldu. Sistem kış boyu da herhangi bir sıkıntı çıkarmadan çalışmaya devam etti. Tabi otel sahipleri ve bakım onarımda çalışanlar sistemden çok memnunlar. Hem sorunsuz ve tasarruflu bir sistem hem de pirina yakıtı gibi kirlilik ve takip gerekmiyor ve chiller gibi de gürültülü değil.
Burada müşterinin en büyük şikâyeti pirinanın takibi idi. Çünkü kazan otomatik yüklemeli olmasına rağmen yükleme silosunu doldurmak için durmadan çuvalları oraya taşıyıp, takip etmeniz gerekiyor. Bu nedenle bu sistem sayesinde personelden çok ciddi tasarruf edebildiler.
Çünkü takip gerektiren bir durum olmadığı ve normalde gece bekçisinin bir şey olduysa haber verebileceği bir sistem olduğu için sorunları fazlasıyla çözülmüş oldu.
Normalde pirina sürekli tüketiliyor ve gece birilerinin gelip, o çuvalları taşıyıp, silonun içine atması gerekiyor. Yazın o kalabalıkta bu çok sıkıntılı oluyor. Bu çuvalları takip edemediysen bir anda sıcak su bitiyor.
Müşteri şikayet ediyor. Kışın da hava şartlarından dolayı zorluk daha fazla var. Pirina tüketimi çok hızlı oluyor. O bölgede zaten bayram, yılbaşı ve biraz da hafta sonunda müşteri var. Bu durumda otel zaten çok kalabalık ve az sayıdaki personel de zaten durmadan bir yerlere koşturduğu için bir de kazanı takip etmek onlara çok büyük bir külfet oluyordu.
Tüm bu işler için bir adam bulundurmaya çalışıyorlardı. Sistemin %30-35’lerdeki enerji tasarrufunun üstüne esas bu işlerinin çözülmesinden dolayı bunların karı da eklenince toplam kar yüzde 100 oldu.
“Müşteriyle beraber yol aldık ve en mantıklı çözümü sunmaya çalıştık”
![]()
Zaten bizim projeden kastımız o bildiğimiz tesisat şemasını çıkarmak değil müşterinin taleplerini dinlemek ve bu doğrultuda yol alabilen bir sistem kurmaktı. Yani müşteri ilk başvurduğunda sondaj yapılacak alanı da vardı, yatay sistem yapılacak alanı da. Ama burada ‘hangisine daha az yatırım yapar’, ‘en çok hangisinden daha yüksek verim elde eder’ konularını uzun bir süreçte inceledik. Müşteriyle beraber yol aldık ve en mantıklı çözümü sunmaya çalıştık. Bu durumda müşteri de nasıl bir sisteme yatırım yaptığını anlıyor ve karar vermesi çok daha kolay oluyor.
“Yaklaşık yatırım, şartlara göre değişir ama 140 ila 150 bin dolar arasında”
Herhangi bir otel bu şekilde bir dönüşümü yapmayı başarırsa yapacağı yaklaşık yatırım, şartlara göre değişir ama 140 ila 150 bin dolar arasında bir değer yanıltıcı olmaz. Tabi bu değer bu şartlardaki bir proje için geçerlidir. Denize yakın ve kullanılabilir sahil şeridi vardı.
Otelin yıllık enerji harcamasını %25 azaltabileceği ve 7 bin dolar gibi bir kar edilebileceği ön görülmüştü. Burada beklentiden daha yüksek %30-35 gibi bir tasarrufu bulduğumuz için yıllık 10 bin dolar kadar bir kar söz konusu oldu. Tabii odalardaki şikayetlerin kalkması, daha az personele ihtiyaç duyulması gibi kazançlar da hesaba katılmış değildir. Buradaki kar sorunların tümünün ortadan kalkmasıyla %100’dür.
Otelin ısıtmada kullandığı yakıt olan pirinanın çok ucuz olmasından dolayı sistemin ısıtmadaki tasarruf oranı düşük görünmektedir. Fakat belirttiğimiz gibi sistem burada problemleri çözmek için kuruldu ve soğutmada gerçekleştirdiği tasarruf da tam manasıyla kar olarak kaldı.
Kar oranları projeye göre değişiklik göstermektedir. Örneğin Dalaman’da enerji giderlerinden %87 tasarruf eden bir otel uygulamamızda var. ISIMAS A.Ş. olarak bizim görevimiz kurulacak sistem ile en yüksek tasarrufu elde etmektir.
İlginizi çekebilir... Jeopolitik Belirsizlik Çağında Operasyonel Kale: Endüstriyel Yapay Zeka ile Risk ve Gecikmeleri YönetmekDünya ekonomisi, tarihin en karmaşık ve öngörülemez dönemlerinden birinden geçiyor. Küresel enerji koridorlarındaki gerilimler, tedarik zinciri kırılm... Su Armatürlerinde GürültüSu armatürleri içerisinden suyun akışı esnasında oluşan gürültü seviye olarak zaman zaman rahatsız edici seviyelere ulaşmaktadır. Bu yazıda su armatür... Alev-Duman Borulu Buhar Kazanlarında Yüzeysel Buharlaşma Hızı Limitlerinin Mühendislik Açısından DeğerlendirilmesiAlev""duman borulu buhar kazanlarında su""buhar ara yüzeyinde gerçekleşen yüzeysel buharlaşma hızı, buhar kalitesi ve su sürüklenm... |
|||||||||||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.