
İklimlendirme Sektörü İlk Altı Ayda İki Önemli Etkinlikte Buluşacak
Sektör Firmaları 2025'i değerlendirdi, 2026 Öngörülerini Paylaştı
Su Armatürlerinde Gürültü
Veri Merkezleri: Yeni Nesil Soğutma Sistemlerinin Mühendisliği
|
ISIMAS’ın, Hanedan Resort Otel Deniz Kaynaklı Isı Pompası Uygulaması![]()
ISIMAS A.Ş. 2004 yılından beri ısı pompası sektöründe faaliyet göstermektedir. ISIMAS A.Ş., satıştan çok proje ve uygulama dalında ilerlemeye çalışmış bir firma olup, özellikle proje konusunda Türkiye’deki büyük bir eksikliği tamamlamak üzere yapılanmıştır. Ekibimiz kendini yetiştirmiş, uluslar arası yetki belgelerine sahip ve bu konuda da yurtiçine ve yurtdışına hizmet verebilen kişilerden oluşmaktadır.
2004 yılında ısı pompası sektörüne girdiğimizde birçok yanlış anlatım ve yanlış uygulamalardan ötürü sektörün çok kötü hale gelmiş olduğunu gördük. İlk önce bu yanlışlarla mücadele etmek zorunda kaldık. Tüketicinin tasarruf oranları konusunda yanlış bilgilendirilmiş olduğunu gördük ve bu yanlışları düzeltmek için birçok konferans ve kurs verdik.
“Isı pompası sistemi LPG ve motorine göre %75-85 arasında tasarruf sağlıyor”
![]()
Doğalgazın Türkiye’deki düşük fiyatından dolayı, ısı pompası konutlarda çok yaygın olarak kullanılamıyor. Isı pompasının konutlarda doğal gaza göre sağladığı tasarrufun güncel fiyatlarla yüzde 15-20 kadar olduğu söylenebilir ki bu da ısı pompası yatırımının yapılması için tam olarak yeterli değildir. Eğer ısı pompası sistemi evin hem ısıtılması hem de soğutulması için kullanılacaksa bu durumda yatırım yapmak mantıklı olabilmektedir. Bunun yarında Isı pompası sistemi LPG, motorin gibi yakıtlara göre %75-85 arasında tasarruf etmektedir. Bu durumda böyle bir ev için ister toprak kaynaklı olsun ister hava kaynaklı olsun, ısı pompası sistemi kullanmak en mantıklı seçenek olmaktadır.
Evlerin büyük bir kısmı doğalgazın verildiği yerlerde kurulu olduğu için LPG ve motorin kullanan ev sayısı oranı doğal gaz kullananlara göre daha düşüktür. Biz de firma olarak ısı pompası kullanımının bilinci olgunlaşıncaya kadar faaliyet alanımızı ticari uygulamalara kaydırmayı uygun gördük.
Dolayısıyla alışveriş merkezleri, oteller ve fabrikalar gibi çalışma saatinin yüksek olduğu, büyük ortak mekânları olan, ısıtma-soğutmanın birçok şekilde kullanıldığı, tasarrufun yüksek miktarlarda elde edilebileceği ve ilk yatırım maliyetinin de inşaat maliyeti içerisinde çok fazla tutmayacağı yatırımlara yönelmeye ve piyasayı da buraya doğru çekmeye çalıştık. Isı pompası uygulamaları ticari alanlar için yeni olduğundan dolayı bu konuda Türkiye’deki ilk uygulamaları yapma şansını elde ettik. Bu uygulamalarımız sayesinde de piyasayı belli bir noktaya getirdiğimizi düşünüyoruz. Projelerin düzgün yapıldığı, fizibilite raporlarının düzgün hazırlandığı, uygulamaların da ehil kişiler tarafından gerçekleştirildiği uygulamalarla, ısı pompası sektörünün Türkiye’de hak ettiği yere doğru ilerleyeceğini düşünüyoruz.
Konutlarda ısıtma ve soğutma ihtiyacı için ne kadar elektrik ya da doğalgaz harcandığı tam olarak izlenmemektedir. Ama biraz önce belirttiğim ticari binaların birçoğunda bu tüketimler izlenmektedir. Örnek olarak bir oteli ele alalım; ısıtma sisteminde, mutfağında ne kadar gaz harcandığı özellikle faturalarla ya da ayrı ayrı takılmış sayaçlarla izlenebilmektedir. Günümüzde bunu düzgün işletilen birçok otelde görmekteyiz. Böyle olunca enerji tasarrufu için ısı pompası sistemi daha rahat çalışabiliyor, daha gerçekçi sayılarla karşılaştırma yapabiliyoruz. Tabi her konut sahibinin de bu konuda uzman olması mümkün değil. Normalde böyle bir ihtiyaç da yok. Durum böyle olunca düzgün yapılmamış çalışmalarda yanlış sayılarla karşılaşıyoruz ve bazen tüketici bu sayılarla yanlış yönlendirilebiliyor.
“Hanedan Resort Otel’den, ısı pompası sistemini ısıtmada kullanmak için talep geldi”
Şimdi Hanedan Resort Otel projesinden bahsetmek istiyorum. Burası eski Foça’da kendine ait sahili olan bir otel. Pirina denilen zeytin çekirdeği o bölgede hakim yakıtlardan bir tanesi. Otel çok düzgün olmayan bir kazan sistemiyle ısıtma ve kullanım sıcak suyu ihtiyacını karşılıyordu. Tabii yazın da sıcak su için bu kazan kullanıldığından, müşteri bunun is ve kokusundan şikayetçi oluyormuş. Ters bir rüzgâr estiği zaman, koku yazın plaja kadar inebiliyormuş. Kaldı ki kazan dairesinin üst katında kalan katlardaki ve bu cephedeki odalarda bulunan müşteriler kokudan çok şikayetçilermiş. Bizim sahada yaptığımız incelemelerde de oda içlerinde bile bu isin etkilerini görebildik. Bacadan hem geri dönüş oluyor, hem de dumanlar kazan dairesinden havalandırmayla çıkıyordu. Böyle olunca da müşteri kaybına sebep olmaya başlamış. Aslında normalde bu yakıt düzgün bir kazan sistemiyle yakılmış olsa bu kadar sıkıntı çıkarak bir yakıt değildir. Ayrıca otelin mevcut chiller cihazının hem tüketimi hem de sesiyle ilgili de ciddi şikâyetleri vardı.
Tüm bu sorunlara çözüm bulmak için otel sahipleri internetten araştırma yapmış ve bizi bulmuşlar. Bizden ilk talepleri ısı pompası sistemini ısıtmada nasıl kullanılabileceği oldu. Biz de ısı pompasının ısıtmanın yanı sıra soğutmada da kullanılabildiğini, kaynağının topraktan başka deniz de olabildiğini söyledik. Daha sonra sırasıyla ayrıntılı rapor çalışmaları yaparak çözüme doğru ilerledik.
“Sistemi projelendirip, tasarrufu hesaplamaya çalıştık”
15-20 yıl öncesinde inşa edilmiş olan bu otelin ilk önce kış aylarındaki ihtiyaçlarını belirledik; ısıtmada ne kadar yakıt tüketiyorlar, kazanı kaç saat çalıştırıyorlar, ısıtma kazanı ne kadar kapasiteye sahip, kullanılan sıcak su miktarı, mevcut chiller kapasitesi ve çalışma saatleri nedir. Tüm bu maddeler çok önemlidir. Ayrıca ne kadar müşteri potansiyeline sahipler, otel yılın kaç günü açık kalıyor. Çünkü edilecek tasarruf hesaplanırken otelin 365 gün, 24 saat çalışıyor olduğunu kabul edersek bu doğru olmayabilir. Biz yönetim tarafından verilen gerçek sayılar üzerinden sistemi projelendirdik ve tasarrufu hesaplamaya çalıştık.
ISIMAS’ın ısı pompası sisteminin yalnızca cihazını satmadığını, projesini de, uygulamasını da gerçekleştirdiğini söylemiştik.
Bu yüzden ilk önce aldığımız bilgiler ışığında bir fizibilite raporu hazırladık. Mevcut sistemin tüketimiyle ısı pompası sisteminin tüketimi karşılaştırıldı. Yaklaşık bir ilk yatırım tutarıyla sistemin kendini amorti etme süresi hesaplandı.
Pirina yakıtı birim enerjiye karşılık maliyeti doğalgazdan da, kömürden de daha ucuz olan bir yakıt. Pirina kalorisi biraz düşük olmasına karşın maliyeti çok düşük olan bir yakıttır. Eğer bu düzgün kazanlarla yakılıyorsa ve isi, dumanı çok önemli değilse, sanayide de rahatlıkla kullanılabilir bir yakıttır. Pirinayı kömür ile karşılaştırırsak birim enerji için maliyeti kömüre göre yüzde 30- 40 oranında daha düşüktür. Bu durumda ısı pompasının da pirinanın maliyetiyle mücadele edebilmesi kolay değildir. Isıtmada durum böyle iken soğutmada ısı pompası sistemi hava soğutmalı sistemlere göre ciddi oranda tasarruf sağlayabilmektedir.
“Soğutmada yüzde 40’lara varan tasarruf”
Müşterimizle bu bilgileri paylaştık ve pirinanın çok daha ucuz bir yakıt olduğunu belirttik. Fakat soğutmada yüzde 40’lara varan tasarruf elde edebildiğimizi ve bedava kullanım sıcak suyuyla bu oranın çok daha yükselebildiğini de müşterimize ilettik. Müşteri yalnızca tasarrufa bakmadığını diğer sıkıntılarından da kurtulmak istediğini belirtti ve ısı pompası sistemine yatırım yapma kararı verdi, bizde detay çalışmalarına başladık.
Önce ısı pompası sistemine kaynaklık edecek alternatifler incelendi. Yer altı suyundan başladık. Çünkü yer altı suyu eğer bulunabilirse kaynaklar arasında en kolay kullanılan ve en ucuz ilk yatırıma ihtiyaç duyan alternatiftir. Deniz suyu tuzlu olmasından, içinde canlı barındırmasından dolayı biraz daha sıkıntılı, daha fazla dikkat edilmesi gereken bir kaynaktır. Acaba yer altı suyu var mı, ya da deniz süzülerek toprakta kıyıda bir yere kadar gelebiliyor mu diye bir araştırma yaptık.
Foça, ilginç bir yer. Ana kaya yüzeye çok yakın. Otelin bulunduğu arazinin hemen arkasında dağlar var. Bu dağların üzerinde yükseldiği ana kaya yüzeye yakın bir şekilde denizin içerisinde de ilerliyor. Otelin hemen karşısında denizde birkaç tane ada var. Ana kaya bu adalara kadar yüzeye yakın bir şekilde devam ediyor. Denizde de zaten bir kum yapısı yok. Daha çok taşlı çakıllı yapı hâkim. Ana kayanın yüzeye bu kadar yakın olmasından dolayı yer altı suyu debileri çok düşük. Kayanın sağlam yapısı çatlaklara izin vermemiş görünüyor. Ancak yağmurla dağların zirvelerinden az miktarda, sürekli olmayan, süzülerek gelen sular var onlar da belli bir kapasitede kalıyor. Derin yeraltı suyunu araştırdığımız zaman yine bu sağlam kaya yapısından dolayı yeterli su debisini alamayacağımızın bilgisini aldık. Hatta hemen denizin dibinde sahilde bir sondaj vursak bile deniz suyunu dahi alamayacağımız görüyoruz. Bu yüzden yer altı suyu alternatifler arasından elendi.
İkinci alternatif olarak yatay uygulama değerlendirmeye alındı. Yatay uygulama için yeterli yer otelde arazisinde mevcut durumdaydı. Fakat bu alanın büyük kısmı sahil şeridi içerisinde kalıyordu. Sizlerinde bildiği gibi sahiller hiçbir zaman otel işletmelerinin değildir, devletindir. Fakat bu sahiller otel sahiplerine kiralanır. Bu durumda otel yönetimi kiralık alanın altına bir yatırım yapmak istemedi. Otelin ağaçlık arazisinde de yeterli alan mevcuttu fakat ağaçlar ve peyzajdan dolayı boru sermeye çok uygun değildi. Bir de yataydaki kapasite toprak yapısının kuru olmasından, yazın sezonunun uzun olmasından dolayı çok kritik değerlerde kalıyordu bu durumu aşmak için yapılması gereken yatırımda büyük miktarlara ulaşıyordu.
Üçüncü alternatif ise piyasada en fazla anlatılan dikey uygulama için kör sondaj uygulanmasıydı. Bu alternatif ilk yatırım maliyeti en yüksek olan alternatiftir. Özellikle bu proje şartlarında, pirinaya karşı tasarrufun yüksek oranlarda olmadığı bir durum için böyle bir yatırım yapmak mantıklı olmayacaktı. Türkiye’de olabildiğince dikey uygulamayı böyle orta ölçekli yerlerde tavsiye etmiyoruz. Mümkün olduğunca diğer kaynak alternatiflerini uygulamaya çalışıyoruz.
Dördüncü alternatif ise deniz suyunu açık bir sistem olarak kullanmaktı. Saydığımız alternatifler arasında en ucuz kaynak deniz olarak değerlendirildi. Otelin fiziki şartları buna çok müsaitti. Sahille otel arasında hiçbir yapı vs. yoktu, sahil çakıllı ve kazılabilecek gibi görünüyordu. Otelin biraz ilerisinde bir araziden dere akıyordu. Bu dere zamanla buraları doldurmuş. İncelememiz neticesinde yaklaşık 4-5 metrelik bir toprak yapı vardı. Deniz suyu almak için kazmaya müsait olduğunu gördük. İlk yapılan incelemelerde sınırsız ve doğru malzemeler ve doğru projeyle çalışılırsa sorunsuz olan deniz suyunu kaynak olarak kullanmak mantıklı bulunmuştu ve tüm çalışmalar bu alternatif üzerine yoğunlaştırılmıştı.
“Dalgıç ekibimiz deniz altı incelemesi yaptı”
Denizin suyu, yapısı sahilin yapısı daha detaylı bir şekilde incelendi. Şirketimizin bünyesinde dalgıç ekipleri var, onlarla birlikte bir inceleme yaptık, deniz altının fotoğraflarını, videosunu çektik, boru indirilecek yerin yapısını inceledik. Boruyu nasıl sabitleriz deniz altındaki çakıllı yapıyı inceledik. Birkaç kazık ile çakılın ne zaman kayaya geçiş yaptığını tespit ettik. Çünkü borularımızı olabildiğince sert zeminlere tutturmaya çalışıyoruz. Borularımızı sahilin ilerisine ve olabildiğince derine gömmek isteriz fakat bu projede incelemelerimiz neticesinde derinliğin sahilden ayrıldıktan sonra hızla 6 metreye ulaştığı fakat daha sonra bu derinlikte sabit kalarak konuşmamızın başında belirttiğim adalara kadar bu derinliğin aynı kaldığını tespit ettik. Yer yer dalgalardan dolayı bir akıntı oluşuyor ve bu deniz dibinde daha derin yerler meydana getirebiliyor. İki ada ve anakara arasında sular rüzgarların etkisiyle dönüyor. Yer yer görülen bu derinlikler sabit değiller rüzgârla birlikte yer değiştiriyorlar. Bu yüzden borumuzu sabitlemek için bu derinliklere güvenemezdik. Bu yüzden bizde sahilden 30 metre kadar açılmayı uygun bulduk.
Buna göre hesaplarımızı yaptık. Dalgıçlardan ve yöre halkından aldığımız bilgilerle kuzey rüzgarlarının çok etkili ve tehlikeli olduğunu örgendik. Adalar normalde batıdan gelen rüzgârı perdeliyor. Doğudan geleni de dağlar engelliyor. Kuzey açık ve o iki adanın arasından hızlandığı için çok fazla akıntı meydana getiriyor. Senede birkaç günde olsa bu rüzgârlar neticesinde denizin altındaki çakıl yapısı değişiklik gösterebiliyor. Eğer önlem alınmaz ise yılda bir defa bile olsa bütün yatırımı karaya çıkartabilir. Bu bilgiler doğrultusunda borumuzu sabitlemek için projemizi yaptık. Müşteriye; suyu nasıl alacağımızı ve nasıl geri vereceğimizi, bunun için sahilde yapılması gerekenleri anlattık.
“Maliyet çalışması yaptık ve müşterimize bir rapor sunduk”
Tüm bu incelemeler neticesinde otele yaklaşık bir maliyet çalışması yaptık. Sonuçta “yüzde 25-30 kadar tasarruf edebilirsiniz, sorunlarınız çözülür, yaklaşık yatırım şu kadar paraya mal olur, sistem de kendini bu kadar sürede kurtarır sistemin birçok avantajı vardır ama herhangi bir dezavantajı yoktur” diyen ve bu anlattıklarımızdan çok daha fazlasını içeren bir raporu müşterimize sunduk.
Otel 70 odalıydı ve kazan dairesinin üstündeki hiçbir odayı kullanamıyordu. Müşteri memnuniyeti gereği, çok zorunda kalmadıkça bu odalar verilmiyordu. Chiller de aynı bölgede olduğu için bu odalarda ses problemi de vardı. Tabi maliyetler hesaplanınca müşteri için o odalar da boş kalmayacaktı. Bunun da etkisiyle yatırım müşteriye mantıklı geldi.
“Müşteriye, uygun bir kredi seçmesinde yardımcı olduk”
Ayrıca yenilenebilir enerji sistemleri çeşitli kredilerle destekleniyor. Çeşitli bankaların bu konuda destekleri var, çok ucuz faizlerle ya da normal bir faize belli yıl ödemesiz krediler verilebiliyor. Böyle olunca sistem tasarruf ettiği rakam üzerinden aslında kendi taksitlerini ödüyor. 4 - 5 yıl geri ödemeli planlar var. Burada müşteri uygun bir krediyi kendisi kullandı. Biz kendisine bilgi verdik birisini seçti.
Burada deniz ve kazan dairesiyle alakalı iki ayrı iş yürüttük. İşin ilk önce deniz kısmı yapıldı. Müşteri sahile bir kazı yaptı, bunun içerisine ölçülerini verdiğimiz bir yapı oturtuldu. Bu yapıda bir ön filtre suyun alındığı hazne, daha sonra kaba-ince filtre, eşanjör ve pompa bulunmaktadır. Sahile açılan bu yapı daha sonra çakıllarla örtüldü. Sahilin yaklaşık 50-60 cm aşağısında yer almakta ve sahilde de her hangi bir görüntü kirliliği yaratmamaktadır. İçerisinde titanyum eşanjörümüz, deniz suyundan etkilenmeyecek özel bir sirkülasyon pompamız var. Deniz suyunu alıyoruz, titanyum eşanjörden geçiriyoruz. Tabii bunun önünde çeşitli parçaların gelmesini önleyecek kaba ve ince filtrelerden sonra kendini temizleyen bir başka filtre ve daha sonra da canlıların girmesini önleyici çok özel bir aksam var. Isısı alınan ya da ısı atılan bu suyu tekrar denize atıyoruz.
“Uygulama işin uzmanları tarafından yapılmazsa kısa sürede sorun çıkar”
Deniz suyu düzgün kullanılmaz ise çok zor bir sudur. Zorluğu herkesin bildiği gibi tuzlu olmasından ileri gelmez zorluğu deniz suyunun içerisindeki canlılardan ileri gelir. Eğer uygulama işin uzmanları tarafından yapılmaz ise çok kısa zamanda sistem ciddi sorunlar çıkarabilir. Tesisat sektörü geneli itibariyle bu konudan oldukça uzaktır. Bunu birçok uygulamada da görüyoruz. “Deniz suyunu biz de kullanıyoruz, boru döşüyoruz, deniz suyunu alıyoruz, titanyum eşanjörden geçiriyoruz, sonrada atıyoruz ne var ki ” diye yaklaşımlar var. Bu iş aslında bu kadar basit değil. Daha sonra iki ayda çöken sistemler görüyoruz duyuyoruz. Bu işi bilenler de bizim sektörümüzden değil. Buna Türkiye’de en hâkim olabilecek kısım deniz suyundan arıtma yapan firmalardır ama onlar da yalnızca suyun içerisindeki tuzu almak için sistem kurarlar herhangi bir ısı alışverişi ve bunun etkileri konusunda bilgi sahibi değildirler. Ayrıca onların uğraştığı su debileri bizimkilere göre oldukça küçük kalmaktadır. Ayrıca büyük bir basınçla su zaten filtre edilmektedir. Fakat bunun için pompalarda büyük miktarlarda elektrik tüketilmektedir. Bu işleri daha çok deniz suyu ile Termik santral veya Nükleer santral soğutmaları yapanlar çok iyi bilirler. Çok büyük debilerde suyu devamlı almak zorunda olan yerler. Soğutma sisteminde suyun devamlı akması, kesilmemesi lazım. O debinin hep sağlanabiliyor olması lazım.
Amerika’da kaldığım süre içersinde orada birçok deniz uygulamasında yer aldım. Bu sistemler için özel olarak üretilmiş birçok cihaz tanıdım. Orada gördüğüm kadarıyla önemli olan denizin içerisindeki canlılardan kurtulmak. Yani, canlıların sistemi durdurmasını engellemektir. Tabii bu canlılar gözle görünmediği için insanların çok da umursamadığı bir durum oluyor ama en büyük sıkıntı buradan kaynaklanıyor. Yaklaşık bir denizkestanesi ya da denizyıldızı larvası bir günde kendinin 300 katına kadar çıkabiliyor. Eğer bu larva sisteminizin içerisine girerse orada hızla büyür ve sisteminizi tıkayabilir. Eğer mikron düzeyindeki bu canlıları ince filtreler ile süzmeye çalışırsanız da çok büyük tutarlarda elektrik faturaları ödersiniz. Ayrıca sisteminizin ilk yatırım tutarı ikiye hatta üçe katlanabilir. Ayrıca denizin içersinden gelen diğer pislikler bu filtreyi çok çabuk tıkayabiliyor. O zaman orayı çok fazla temizlemeniz gerekiyor. Bu çok kritik bir konudur. Bu nedenle biz suya daha rögara girmeden müdahale edip, suyla birlikte canlıların gelmesini engellemeye çalışıyoruz. Bunun için özel yöntemlerimiz ve donanımlarımız var. Rögar daha inşaat aşamasında bunlara uygun olarak inşa ediliyor.
“Canlıların boru içerisine gelmesini engelleyen birkaç aparatımız mevcut”
Böylece suyun içerisindeki canlıların bize gelmesine olabildiğince engellemeye çalışıyoruz. Boru içerisinde yurtdışından özel olarak getirdiğimiz birkaç aparatımız var. Bunlardan biri bir manyetik alan oluşturarak canlıların boru içerisine gelmesini engelliyor. Böylece hem rögar hem de boru içi onlar için cazip olmaktan çıkıyor. Normalde yavrulama en fazla bu tip boruların kaya girintilerinin içinde gerçekleşiyor. Çünkü devamlı su akışı olduğu için besin geliyor ve emin olun canlılar bunu da hemen fark ediyorlar. Öyle olunca borunun içerisi çok fazla doluyor. En fazla başa gelen dertlerden biri de bu. Biz borunun ağzına kadar olan kısımda buraya canlıların girmemesini sağlamaya çalışıyoruz.
Bu sistemlerden sonra su olabildiğince filtre edilerek geliyor. Ama gün içerisinde muhakkak yine sızarak gelenler de oluyor. Daha sonra titanyum eşanjörden geçirdiğimiz kısımlar belli aralıklarla doğaya zarar vermeyen özel kimyasallarla sökülmeden yıkanıyor. Denizin kirliliği ne kadar yüksekse bu mikroorganizmaların sayısı da o kadar artıyor ve bunlar çok hızlı çoğalıyorlar mesela İzmir’de bu eşanjör bu kadar korumamıza rağmen 12 ayda bir tıkanacaksa bu İstanbul’da belki ayda bir olacaktır. Çünkü İstanbul boğazı çok kirlidir. İşte denizanalarından diğer yosunlardan biliyorsunuz onların her biri aslında birer mikroorganizmanın büyümüş hali ve bundan milyonlarca ton yüzer halde var. Özellikle kirli bir derenin ağzına yakın bir yerden su alıyorsanız eşanjörünüz çok sık tıkanır.
Bu bizim önlemlerimizi gibi önlemler aldığınız zaman bunlarla ciddi oranda mücadele etmiş olursunuz. Ama yinede eşanjörün belli aralıklarla temizlenmesi gerekiyor. Eşanjörün daha seçim aşamasında böyle bir temizliğe uygun olmasına dikkat etmek gerekiyor. Eğer uygun şartlarda bir sistem alırsanız kuracağınız otomasyon ve kendini temizlemesi ile başınız ağrımadan sorunsuz bir şekilde sisteminizi çalıştırabilirsiniz.
“Hesapladığımız tasarruf oranlarından fazlasını elde ettik”
Sistemin çalışmaya başlamasından bu yana bu yıl 2. yaz sezonu oluyor ve şimdiye kadar da bir sıkıntı olmadı yani beklenilenden daha iyi performansla çalıştı. Deniz suyu sıcaklığını orada ölçüp, sistemi kuruyorsunuz. Gerçekte nasıl dalgalanıyor bir yaz boyunca onu ancak bir yıl çalıştıktan sonra görüyorsunuz. Tasarımınıza bu uyuyor mu, bunu kontrol etmiş oluyorsunuz. Hep güvenli yerlerde kalarak tasarım yaptığımız için burada da gördük ki hesapladığımız tasarruf oranlarından daha fazlası elde edildi.
Bu kısımlara dikkat ettikten sonra deniz suyu aslında çok rahat bir kaynak çünkü sınırsız ve hiç bitme riski yok. Deniz suyunu almak için çok büyük bir enerji harcamanız da gerekmiyor. Ben bunu yer altı suyuyla karşılaştırarak söylüyorum. Yer altı suyu belli bir derinlikten sonra aldığınızda pompa için harcayacağınız elektrik artıyor. Tabii biz sistemimizde bütün bu maliyetleri ve tüketimleri hesaplara ekliyoruz. Şimdi ısı pompası sistemlerini karşılaştırırken sadece cihazın COP’si üzerinden gidiliyor. Aslında bu eksiktir. Tüm o sistem için çalışacak ekstradan takılmış her şeyin elektrik harcamasının hesaplanması gerekiyor. Mesela yer altı sularının belli bir kısmı belli bir karakterdeyse doğrudan cihazdan geçirilebilir. Burada ne yapıyorsunuz bir eşanjör kullanmıyorsunuz. O zaman yer altı suyu alınıp, tek pompayla verilebiliyor. Bu eşanjör kullanma zorunluluğu olan sisteme göre daha az elektrik tüketir. Çünkü bir pompa daha az çalışır. Deniz suyunda iki pompa çalışmak zorunda çünkü deniz suyunu cihaza sokamazsınız. Bu durumda yer altı suyu kullanımı belli bir derinliğe kadar daha mantıklı olabiliyor. Nedir bu belli nokta? Suyu ne kadar derinden aldığınızdır. Eğer suyu çok derinden almak zorundaysanız sondaj içerisindeki pompanın tüketimi de artar. Gördüğünüz gibi biz bu detaylara kadar bu işin hesaplarını yapıyoruz ki müşteriye taahhüt ettiğimiz rakam gerçekten elektrik saatine baktığı zaman ya da faturaya baktığı zaman göreceği rakam olsun.
Deniz suyunu almak için kullandığımız pompa özel bir plastik pompa olup, çoğunlukla yurtdışından geliyor. Eşanjör Türkiye’de plakaları toparlanıyor ama plakalar yurtdışından geliyor. Kullandığımız tüm diğer aksam; pompanın içinden filtrelere, çıkışlara, vanalara, vana millerine kadar her şey plastik. Böylece tüm ekipman çok uzun ömürlü olabiliyor.
Hanedan Resort Deniz Kaynaklı Isı Pompası Uygulamasının Makine Dairesi kısmında yer alan aşamalar ve seçimler önümüzdeki sayıda yer alacaktır.
İlginizi çekebilir... Su Armatürlerinde GürültüSu armatürleri içerisinden suyun akışı esnasında oluşan gürültü seviye olarak zaman zaman rahatsız edici seviyelere ulaşmaktadır. Bu yazıda su armatür... Alev-Duman Borulu Buhar Kazanlarında Yüzeysel Buharlaşma Hızı Limitlerinin Mühendislik Açısından DeğerlendirilmesiAlev""duman borulu buhar kazanlarında su""buhar ara yüzeyinde gerçekleşen yüzeysel buharlaşma hızı, buhar kalitesi ve su sürüklenm... İklimlendirme Sektöründe Ar-Ge ve İnovasyon TeşvikleriIsıtma, soğutma, iklimlendirme ve radyatör sektörü, hem konfor hem de enerji verimliliği açısından kritik öneme sahip teknolojik bir alandır. Özellikl... |
|||||||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.