
Hasan Yılmaz Yılmazer’in başarı hikayesi, 1984 yılında Karaköy Perşembe Pazarı’nda, yalnızca 35 metrekarelik bir dükkânda sıhhi tesisat malzemeleri yedek parçası üretimi yapmaya başlamasıyla başladı. Küçük bir işyeri, büyük hayallerin ilk adımı olacaktı. Azmi ve çalışkanlığı sayesinde, yıllar içinde bu küçük dükkân, sektörde önemli bir oyuncu haline geldikçe onun vizyonunu da daha geniş bir çerçeveye taşıdı. 1995 yılına gelindiğinde, oğulları Caner ve Sercan’ın isimlerinden aldığı ilhamla, ‘CASE’ ünvanlı ile kurumsal bir şirkete dönüşerek yeni bir döneme imza attılar. Bu süreç, sadece bir işletmenin büyümesi değil, aynı zamanda bir ailenin emeğinin ve dayanışmasının sembolü haline geldi.
Çocukluk ve Eğitim Yılları
14 Ekim 1960, Giresun'un Görele ilçesinin Eserli Köyü’nde, Karadeniz’in eşsiz doğal güzelliği içinde hayata gözlerini açmak ve tavşanı, kuzusu, kedisi olan bir çocukluk, Hasan Yılmaz Yılmazer’in ilk yıllarını şekillendiriyordu. Yedi yaşına kadar geçen bu güzel dönemde, çocukluk arkadaşları ve doğayla olan bağları ilerideki kişiliğini şekillendiriyordu. Ancak hayat, bazen beklenmedik yolculuklar sunar. Ailesi, daha iyi bir yaşam umuduyla İstanbul'a göç etmeye karar verdiğinde, bu yeni hayata adım atmanın zamanı gelmişti. Görele'de iki yıl okuduktan sonra, Koca Mustafa Paşa Silivri Kapı ilkokulunda 3 ve 4. Sınıfı, ardından, Kasımpaşa Kaptanpaşa ilkokulunda 5. Sınıfı bitirerek ilköğretim eğitimini tamamladı. Ortaokul eğitimi için ise Piri Reis Ortaokulu’na kaydoldu. Ancak, zor şartlar nedeniyle ortaokulda 2 sene okuduktan sonra eğitim hayatına devam edemeyerek çalışma yaşamına atılmak zorunda kaldı. Hasan Yılmazer’in el becerileri küçüklüğünden itibaren dikkat çekiciydi. Oyuncaklarını kendi yapar, yağlı boya ve kara kalemle resim çalışmaları yapardı. Yıllar içinde, hayal gücünü dahada genişleterek yalnızca yaratıcılığı değil, aynı zamanda icat yeteneği de onu benzersiz kılıyordu. Annesinin ders çalışması için odasında kapalı tuttuğu zamanlar, otomatik fare kapanı çizimleri yaparak geçerdi. Ahşap bir evde yaşadıkları için fareler, evin içinde büyük bir sorun oluşturuyordu ve bu sıkıntıyı çözme arayışı, onun problem çözme yeteneklerini erkenden geliştirmesine yardımcı oldu.
Hayatının ilk iş deneyimleri de bu zor şartlarla doluydu. İstanbul’a göç ettikten sadece bir yıl sonra, 8 yaşında sabahın erken saatlerinde simit fırınına giderek sokaklarda galeta satmaya başladı. Ortaokul yıllarında, mahalle futbol sahalarında su sattı, otomobil tamirciliği, terzi çırağı, matbaa çırağı, kablo üretimi gibi bir dizi işte çıraklık yaptı. Her deneyim, ona meslek seçiminde ilk adımlarını attırdı. Sonunda tornacı olarak kalfalık dönemini tamamladıktan sonra, askere gitmek üzere yola çıktı.
Hasan Yılmaz Yılmazer’in hikayesi, mücadele ve azim dolu bir yaşam yolculuğunun ilk adımlarını atarken, çok daha büyük başarıların tohumlarını da biriktiriyordu. Her zorluk, onu daha da güçlendirecek bir ders olarak zihninde yer ediyordu.
Devamını dergide okuyabilirsiniz