E.C.A.
WAVIN
LÖSEV

Uygulamacı Açısından Genel Teknik Şartnameler

Uygulamacı Açısından Genel Teknik Şartnameler

7 Şubat 2013 | TEKNİK MAKALE
205. Sayı (Ocak 2013)
4.365 kez okundu

Genel Teknik Şartname İhale Dokümanlarının ayrılmaz bir parçasıdır. Ancak maalesef, uygulamalarımızda bu dokümanlarımıza yeterince önem verildiğini söylememiz mümkün değil. Sanırım biraz da bu dokümanlarımızın henüz sistematik bir hale gelmemesi bu eksikliğe neden olmaktadır. Genelde söz konusu bu dokümanlar, ihale dosyasının teknik bölümlerini hazırlayan Tasarımcı Guruplar tarafından hazırlanmaktadır. Tasarımcı arkadaşlarımız, tasarım aşamasında uğraşlarının büyük kısmını hesap ve çizimlere ayırmakta, teknik şartname bölümleri için ise genelde mevcut dokümanlarından bir derleme yaparak dosyayı oluşturmaktadırlar. Oysa ki, tabiî ki mevcut dokümanlar temel kaynak olmalı, ancak tasarımı yapılan proje özelinde, adeta proje yaşanarak, özgün gereksinimler ve uygulamalar şartnameye dahil edilmelidir. Bu temel eksikliğin nedeni ise, sanırım tasarımcı arkadaşlarımızın tasarımını yaptıkları iş ile ilgili gelişmeleri yeterince yaşamamaları ve genelde ihale dosyasını hazırlanması sonrası iş ile ilgilerinin büyük oranda kesilmesi olarak görmekteyim. Yani tasarımcı arkadaşlar işin uygulanması sırasında teknik şartnamenin işlevini önemini bir anlamda yaşamamaktalar. Bunu önemli bir eksiklik olarak görmekteyim. İhale aşaması sonrası genelde teknik şartnameleri biz uygulamacılar ve işveren adına işin içerisinde bulunan Proje Yönetim Gurupları kullanmakta, sorunları ve anlaşmazlıkları bu guruplar yaşamaktadır. Bir anlamda ihale aşaması sonrası mühendislik çalışmaları da bir anlamda biz uygulamacılara devredilmektedir. Oysaki bizler, Tasarımcı arkadaşların işin gelişiminde de bulunmasında büyük fayda görüyoruz.     

Genel Teknik Şartnamelerin eksiklik, belirsizlik veya karışıklıkları uygulama aşamasında en önemli sorunlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Teknik şartname hedeflenen amaca uygun olarak oluşturulmalı, seçim ve tanımların direkt olarak maliyet, kalite ve verimliliğe etki eden bir unsur olduğu unutulmamalıdır. Ancak, doğru ve uygulanabilir bir şartname, teklif değerlendirmesinde ve yapım aşamasında tüm taraflara büyük kolaylık sağlayacak, arzulanan sonucun yakalanmasında da en önemli unsur olacaktır. 

Benim burada bugün gündeme almak istediğim konular, borulama, hava kanalı işler ve izolasyon uygulamalarıdır. Genel anlamda ana ekipmanları bir tarafa ayırırsak, bu üç temel aktivite, iş tutarının önemli bir bölümünü kapsadığı gibi, bir anlamda işgücü gereksiniminin de sanırım %80'lik bölümünü oluşturmaktadır. Bugün burada bu önemli üç aktivite için, bir uygulamacı olarak, "temel sorunlar nerede oluşuyor","hangi bilgilerde eksiklikler veya belirsizlikler oluşmakta" gibi konulara açıklık getirmeye çalışacağım. 

Belirttiğim üzere uygulamalarımızda ciddi sorunlarla karşılaşmamıza neden olan Teknik Şartname nasıl olmalı diye zaman zaman düşünmüşümdür. Yani "acaba ben bir teknik şartname oluştursam neler yazardım?" diye hep aklımdan geçmiştir. Sanırım şartnameye bir giriş bölümü ile başlar "Bu şartnamede minimum gereksinimlerin belirtildiğini, daha üst özelliklerin kabul gereceği",  "Birimlerin SI sistemi esaslarında verildiği" gibi konuların belirtildiği bir "GENEL" başlıkla başlar, daha sonra bir "REFERANSLAR" bölümü ile, Proje(İş) ile ilgili birazdan bir kısmından söz edeceğim ŞARTNAME, eğer yapılacak iş ile ilgili özel bir uygulama, tanım veya referans gerekiyor ise ÖZEL ŞARTNAME ve REFERANSI, Test, Ayar, Dengeleme ve Devreye alma işleri ile ilgili olarak bir TAD TANIMI ve REFERANSI ve son olarakta iş ile ilgili  KOD'lar, STANDART'lar ve YÖNETMELİKLER ile devam ederdim.

Daha önce de belirttiğim üzere, bundan sonra ŞARTNAME'de olması gereken ekipman ve malzemeler ve bunların montajları ile ilgili bölümler benim bugünkü konumu oluşturmuyor.Bahsettiğim üzere üç temel aktiviteden ilk olarak boru ve borulama üzerinde durmak istiyorum. Karşılaştığımız şartnamelerde Boru/Borulama bölümünde genelde tüm boru tiplerinden, yani çelik, pik, bakır, UPVC, HDPE vb. bir şekilde bahsedilmekte. Hatta bu borular art arda tanımlanmakta ve bazen standartları ile birlikte verilmekte. Ancak sıkıntı bu noktadan itibaren başlamakta, hangi serviste hangi borunun kullanılacağı aslında açık olarak belirli olmamakta. Örneğin Pissu sistemi, bu sistem için Pik mi,yoksa UPVC mi düşünülmüş? Zaman zaman uygulanan düşey hatlarda pik, yatay branşmanlar UPVC veya HDPE mi olacak? Isıtma ve/veya soğutma hatları bağlantı yöntemleri(dişli,kaynaklı, flanşlı, kaplinli vs), hat üzerinde bulunan armatürler ile ilgili olarak,  işletme sıcaklık ve basınç değerleri nedenleri ile, seçilmesi gereken basınç sınıfları, armatür bağlantı şekilleri çoğu zaman belirsizlik taşımakta. Ayrıca çok önemli bir veri olan her bir servisin( ısıtma, soğutma, yangın vs.) işletme şartları, yani temelde malzeme seçiminde en önemli kriter olan sıcaklık ve basınç değerleri kolayca görünmemektedir.  

Özetle burada vurgulamak istediğim husus, servisler bazında yapılacak uygulamaların hatalı değerlendirmeleri de ortadan kaldıracak bir yöntemle şartnamelere açıklık getirilmesidir. Bu yöntem zaten pek çok gurup tarafından da kullanılagelmektedir. Tasarımcı arkadaşlarımızın şartname kapsamında her bir servis olarak bir sayfalık bir föy hazırlamasının fevkalade faydalı olacağını düşünmekteyim. Örneğin, ısıtma sistemi, soğutma sistemi, kullanma soğuksu, kullanma sıcaksu vs. her biri için bir servis kodu verilerek bu formlar oluşturulabilinir. Burada ısıtma ve soğutma sistemi, bu projede eşdeğer niteliklerde olduğu için aynı föy üzerinde verilmiş. Aynı verileri tekrarlasak bile ayrı ayrı vermekte fayda görmekteyim. Ve burada ısıtma/soğutma sistemi ile ilgili olarak boru sınıfı C1 olarak kodlandırılmış. Tabi ki her gurup kendi sınıf kodunu oluşturabilir.  

Böyle bir bilgi föyünün hazırlanması pek çok belirsizliği kaldıracağı gibi aynı zamanda hata yapma olasılığını ve uygulamacı ile kontrolluk gurubu arasında olası tartışmaların yaşanmasını da ortadan kaldıracaktır. Ayrıca, farklı çalışma koşullarında bulunan, yani basınç ve sıcaklık anlamında farklı şartları olan devreler için, farklı özellikte malzeme seçim gerekliliğini de bizlere açıkça gösterecektir. Örneğin ısıtma sistemi kapsamında farklı basınç sınıfında( PN10 ve PN16 gibi) olan devreler ayrı sınıflarda tanımlanacaktır. Dolayısıyla bu devreler ile ilgili armatürlerin seçimi veya pompaların çalışma basınç değerleri  esaslarında seçilmeleri kolayca yapılabilecektir.  

Bu bilgi föylerinin oluşturulması gerek kontrolluk ve gerekse uygulayıcı firmaya önemli kolaylıklar getirdiği gibi, tasarımcı gurubunda olası rutin hatalarını ortadan kaldıracaktır. Genel ve rutin uygulamalar nedeni ile, ezbere dayalı alışkanlıklarımızla yapılabilecek basit hataları, bilgi föyünün oluşturulması sırasında elimine edilecektir. Bilgi föyünden görüleceği üzere devre ile ilgili işletme basınç ve sıcaklık değerleri işlenmiştir. Bu değerlere uygun boru normu TS EN 10255A1, orta seri olarak yazılmıştır. Malumunuz olduğu üzere TS EN 10255A1 standardı hafif, orta, ağır seri olarak, farklı et kalınlıklarında üretilmektedir. Tasarımı yapan arkadaşlar, sistem özelliği, basınç ve sıcaklıkları esaslarında genel olarak kullanım gören orta seri dışında uygulamaları da seçebilirler. Nitekim, son dönemlerde yüksek binaların giderek artması, basınç kırma fonksiyonu için kullanılan ara istasyonlardaki enerji kayıpları vs. nedenleri ile sistemlerde basınç değerleri yükseltilebilmekte ve ağır seri boruların kullanımı daha yaygın hale gelmektedir. 

Tekrar bilgi föyüne dönersek, göreceğiniz üzere malzeme cinsi, TS EN 10255'te belirtilen S195T olarak belirtilmektedir. Föy üzerinde boru bağlantı şekli ile ilgili bilgiler ayrıca verilmektedir.

Borularla ilgili önemli bir konu da, boru et kalınlıkları iledir. Özellikle DN 200 ve üzeri borularda kullandığımız TS EN 10217 standardındaki borular için et kalınlıklarının verilmesi gerekmektedir. Söz konusu standart çok farklı et kalınlıklarında üretimi tanımlamaktadır. Bu nedenle özellikle DN 200 ve üstü çaplardaki boruların et kalınlıkları verilmelidir. DN 200 ve üstü borular sanırım 4.0mmet kalınlığından başlamakta, 4,5- 5,0- 5,6- 6,3- 7,1 vb. şekilde farklı kalınlıklarda üretilmekte ve doğal olarak önemli fiyat farklılıkları yaratabilmektedir.  

Teknik şartnamelerde genel olarak, örneğin bir küresel vana tanımı verilmekte, ancak bu vananın kullanım yeri belirtilmemektedir. Bu uygulamada sorunlara neden olabilmekte ayrıca belirsizlikler nedeni ile hatalı tercihler yapılabilmektedir. Bu bilgi föylerinin her bir sistem veya sistem/devre anlamında oluşturulması tüm belirsizlikleri kaldıracaktır. Bu bilgi föyü, bu devre için DN15 ten, DN40'a dek vanaları, küresel vana olarak, belirtilen malzeme ve standartta, kullanacağımı göstermektedir. Her an çalışma koşullarına uygun olup olmadığını da görmek mümkündür.   

Bu bilgi föylerinin tamamlanması ile artık sistemi gerekli tüm gerekli devrelere ayırmış ve her bir devre için, boru, vana, armatür vb elemanlarını belirlemiş olmakta, ayrıca montaj yöntemi ile ilgili olarak yani dişli, kaynaklı, flanşlı veya yivli bağlantılar konusunda da gerekli seçimlerimizi yapmış olmaktayız. Bu uygulama , tasarımcı gurubun her bir sistem/devre ile ilgili olarak ne düşündüğünü açık olarak anlayabilmekte, gerek teklif  ve gerekse montaj aşamasında bizlere önemli kolaylık sağlamaktadır.Özet olarak, bir projede( iş) on farklı sistem veya farklı çalışma koşulları olan sistem/devre var ise, her biri için ikişer sayfalık bilgi föyü oluşturmak gerekmektedir. Daha doğrusu söz konusu bilgileri içerecek farklı formatlarda bilgi föylerini tasarımcı arkadaşlarımız oluşturabilirler.  

Bir anlamda tasarımcı arkadaşlarımız teknik şartnamenin metin kısmında bulunan malzeme ve standardı, hangi serviste kullanmak istiyorlar ise, o servisin bilgi föyüne yazmalarını beklemekteyiz. 

Borulama işlerinde önemli bir husus askı sistemleri olarak karşımıza çıkmakta. Bu konu ile ilgili olarak Tasarımcı arkadaşlarımızdan, yatay ve düşey askı aralıklarını projede bulunan sistemlere bağlı olarak kullanılan boru cinslerine göre, yani bakır, çelik, pik vb. borular için yatay ve düşey uygulamalarda olası maksimum askı aralıklarının verilmesi. Bu konuda farklı talepler ile karşılaşabilmekteyiz. Belli aralıklar içerisinde bu taleplerin olması doğaldır. Ancak, bu tercihlerin yapılmasında kabul görmüş pratikler, normlar, el kitapları ve boru üretici gurupların tavsiyeleri esas alınmalıdır. Bu veriler dışında talep edilen daha sık aralıklardaki askı uygulamalarının daha yüksek yatırım ve işletme maliyetlerine neden olabileceği unutulmamalıdır. Güvenilir veriler ile maksimum açıklıklar tercih edilmelidir.  

Borulama ile ilgili olarak verilmesi gereken diğer bir önemli konuda, gerekmesi durumunda, borular montaj aşamasında verilmesi gereken eğimlerdir. Özellikle drenaj, pissu, buhar, kondens vb. sistemlerde verilmesi gereken eğimler belirtilmelidir.  

Bahsetmek istediğim ikinci konu, hava kanallarıdır. Bu aktivite de önemli bir iş gücümüzü almakta ve zaman zaman ciddi anlamda soru yaratabilmektedir. Bu konuda İSKİD bünyesinde de bir takım çalışmaların yapıldığını biliyorum. MTMD olarak, İSKİD'te bu konuda çalışan arkadaşlarımızla görüşmelerimiz oldu. Ama maalesef aynı noktaya gelemediğimiz belirtmek isterim.

Hava kanalları uygulamalarında çok büyük oranda galvanizli saç kullanmaktayız. Öncelikle söz konusu iş kapsamındaki hava kanalları için kullanılacak saç şartnamelerde net olarak tanımlanmalıdır.Belirttiğim üzere genelde kullanmakta olduğumuz galvanizli saç TS EN 10346 standardında tanımlanmaktadır. Bu ürünün alt açınımlarına bakarsak DX51D notasyonu ile belirlenmektedir. Burada ki 51 ifadesi, 52, 53, 54 diye farklı nitelikleri göstermektedir. Örneğin 54 daha derin sıvamaya uygun bir saç özelliği göstermektedir. Biz genelde 51 numaralı saçı kullanmaktayız. İlgili standartlar da bu kullanımı tavsiye etmektedir.    

Kullanılacak saç özellikleri ile birlikte galvanizli saçlarda bir diğer önemli özellik, siyah saç üzerine yapılan çinko kaplamasının miktarıdır. Ülkemizde hava kanalları üretiminde, üç beş yıl öncesine kadar %95 oranında diyebileceğim bir oranda, piyasada ticari kalite olarak adlandırılan ve üç nokta metoduna göre 100-110gr/m2 çinko kaplamalı galvanizli saçlar kullanılmakta idi. Şu anda da piyasadan herhangi bir özel talep belirtmeden alacağınız galvanizli saç, ticari kalite olarak belirtilen 100-110 gr/m2 kaplamalı saçtır. Biz, MTMD olarak, son çalıştayımızda ülkemizdeki konfor şartlarındaki uygulamalar için 200 gr/m2 kaplama kalınlığının kullanılmasını uygun bulduk. Tasarımcı gurup, talep ettikleri kaplam kalınlığını da şartnamelerinde belirtmelidirler.

SMACNA'ya baktığımız zaman, genel olarak ASTM 653'e uygun ve endüstriyel olmayan ortamlarda G 60 notasyonu ile belirttikleri 60 ons/ft2 kaplama miktarı olan galvanizli saç önerilmektedir. Endüstriyel ortamlarda ise, daha korozif olabilme özelliği de dikkate alınarak kaplama miktarı G 90 olarak belirtilen 90 ons/ft2tavsiye edilmektedir. 60, yaklaşık 183gr/m2'ye denk gelmektedir. EN normlarında kaplama kalınlıkları 100-140-200-225-240-275 şeklinde verilmektedir. Sanırım 225 gr/m2 ara bir değer ve özel siparişe bağlı olarak üretilmektedir. Açıkçası, ülkemizde ki piyasa koşullarında 200 ve 275gr/m2 kaplamalarda piyasada hazır olarak bulunmamakta, ancak belirli tonajlarda sipariş verilmek şartı ile 10-15 günlük periyotlarda temin edilebilmektedir. Kaplama kalınlığı da zaman zaman sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle talep edilen kaplama miktarının belirtilmesinde gereklilik bulunmaktadır.

Hava kanalları ile ilgili olarak imalat ve montaj tanımlarına gelince, genel olarak teknik şartnamelerde "Hava kanalları SMACNA Standartlarına uygun olarak imal edilecektir" veya "Hava kanalları DW 144'e uygun olarak imal edilecektir" ifadesi ile karşılaşmaktayız. Gerçekten uluslar arası şartnamelerde bu iki standart çok büyük oranda kullanılmaktadır. Her iki standartda hava kanalı imalat ve montajına yönelik tüm detayları ve gereksinimleri vermektedir. Bu konuda SMACNA, DW'ya göre çok daha detay mühendislik çalışması ile hazırlanmış bir standart olarak görülmektedir. Genel olarak teknik şartnamede bu iki standarttan birinin uygulanacağını belirtmek aslında tüm detayları, bir anlamda,  vermek anlamına gelmektedir. Dolayısıyla pek çok şartnamede karşılaştığımız, örneğin SMACNA'ya uygun olarak imal edilecektir ifadesinden sonra, kullanılacak saç kalınlıkları ile ilgili olarak tablo verilmesi, örneğin kanal büyük boyutu 600mm'e dek 0,6mm saç, 1000mm'ye dek 0,8mm saç kalınlığı vs. gibi bilgiler çelişki yaratmaktadır. Aslında bu yaklaşım SMACNA'ya da ters bir olaydır.

Hava kanallarının tasarımında ve konstrüktüf yapısında, belirli bir kanal boyutu ve kanal basıncı esas olarak alındığında, hava kanalının mukavemet özelliklerini belirleyen üç unsur bulunmaktadır. Birincisi saç kalınlığı, ikincisi kanal elemanlarını birbirine bağlayan elemanların, bizim uygulamalarımızda genelde kanal flanşlarının mukavemet değerleri, üçüncüsü ise bu kanal elemanlarını birbirine bağlayan flanşların ara mesafesi, yani diğer değimle flanşlar arası mesafe, temel verilerdir. Burada önemli bir nokta, kanallar üzerinde yapılacak güçlendirme takviyelerinin bir anlamda kanal flanşı gibi kanal mukavemetini artıracağı hususuna dikkat etmektir. Tüm bu veriler esaslarında hava kanallarının olması gerekli yapısal değerleri SMACNA ve DW'da detaylı olarak verilmiştir. Takviye uygulanması durumunda da gerekli bilgiler ve takviye profilinin gerekli mukavemet değerleri açıklıkla belirtilmektedir.

SMACNA, belli bir kanal boyutu ve kanal çalışma basıncı için, biraz önce bahsetmiş olduğum üç mukavemet değerlerinden çeşitli kombinasyonlar yaparak, boyutu ve işletme basıncı belli bir uygulamada, farklı saç kalınlıklarının kullanılmasına imkan vermektedir. Yani, üç mukavemet verisinden hareketle aynı boyut ve işletme basıncındaki kanalı çeşitli kalınlıklarda saç kullanımı ile uygulayabilmekte, saç kalınlığındaki azalmayı flanş mukavemetini arttırarak veya flanşlar arası mesafeyi düşürerek dengelemektedir. Bu esaslarda hazırlanmış olan tablolar ilgili standartta verilmektedir. 

DW ise biraz daha farklı bir yaklaşım sergilemiştir. Yine belirli bir kanal boyutu ve kanal işletme basıncı esas olmak üzere, kanal boyutuna göre kullanılacak saç kalınlığını sabitlemiştir. Yani, belirli bir işletme basıncı esas olmak üzere, kanal boyutu için kullanılacak saç belirlidir. Örneğin 500Pa kanal basıncı için 600mm hava kanalı için tek bir saç kalınlığı söz konusudur. Yine basınç değerleri esaslarında ilgili tablolar hazır halde verilmektedir.

Bir örnekleme yaparsak, 500Pa işletme basıncında, 1000x600mmxmm boyutlarında bir kanal için her iki standarttaki uygulamaya bakalım. DW 144'e göre ilgili tabloya bakarsak, bu kanal için kanal saç kalınlığının 0,8mm olduğunu görmekteyiz. DW'ya göre, bu şartlar için saç kalınlığı seçimi açısından başka bir seçenek görünmemektedir. Özetle DW, saç kalınlığını sabit tutmakta ve bu saç kalınlığı esas olmak üzere, diğer parametreleri yani, flanş veya takviye mukavemet değerlerini ve flanş-takviye ara mesafelerini belirlemektedir. SMACNA'da söz konusu kanal için ise, ilgili tabloya bakarsak, saç kalınlığı olarak pek çok alternatif uygulanabilir gibi görülmektedir. Bu kanal için, 0,55-0,70-0,85-1,00mm vb. kalınlıkların uygulanabileceği görülmektedir. Tabi ki her bir seçim, kanal için gereken toplam mukavemet değerleri oluşturulacak şekilde kombine edilmektedir. Yani, saç inceldikçe, örneğin bağlantı flanşı daha mukavim seçilmekte veya flanşlar arası mesafe daha düşük değerlere çekilmekte veya takviyelerde gerekli düzenleme yapılmaktadır.

Özetle, söz konusu kanal için DW uygulanması durumunda, 0,8mm saç kullanılmakta, eğer flanşlı bir kanal bağlantısı kullanacak isek, ilgili tabloda görüldüğü üzere J2 mukavemet değerlerinde flanş kullanmak üzere, kanal boyumuzu 1250mm olarak imal edebilmekteyiz. Daha düşük mukavemet özelliği olan örneğin J1 özelliklerindeki flanş kullanarak aynı kanalın üretimini, ancak flanşlar arası mesafe 625mm olarak imal edebilmekteyiz. SMACNA uygulanması durumunda ise, her saç kalınlık opsiyonu için gerekli flanş mukavemet değerleri ve flanşlar arası mesafe, 0,55mm saç kalınlığında, flanş mukavemeti E, flanşlar arası mesafe 0,75m, 0,70mm saç kalınlığı için, flanş mukavemet değeri yine E, flanşlar arası mesafe ise 0,90m, yine aynı saç kalınlığı yani 0,70mm için diğer bir opsiyon olarak, flanş mukavemet değerinin F olarak seçilmesi durumunda, flanşlar arası mesafe 1,20m olabilmektedir. Diğer seçenekler tabloda görülmektedir. 

Az öncede belirttiğim üzere SMACNA daha detaylı mühendislik çalışması içeren bir standart olarak anlaşılmaktadır. Ancak, DW ise, kontrolluk gurupları tarafından daha kolay denetlenebilecek bir yapıya sahiptir. Saha kontrollunda, örneğin belirli basınç ve kanal boyutu için, örneğin 1000mm kanal boyutu ve 500Pa basınç için, saç kalınlığı belirlidir ve tek bir kalınlıktır. Dolayısıyla saç kalınlığı kontrolü yapmak fevkalade kolaydır. Oysa, SMACNA'da pek çok alternatifin olması bu kontrolü daha zor hale getirebilir.

Burada özetle belirtmek istediğim konu, SMACNA standardının uygulanması halinde, kanal boyutlarına bağlı olarak tek bir kalınlık belirtmek bir anlamda SMACNA'nın yaklaşımına ters düşmektedir.  

SMACNA'da sızdırmazlık gereklilikleri ekli tabloda verilmiş olup, 500Pa'a dek basınçlar için C sınıfı, 750Pa için B sınıfı, 1000 ve 1500Pa basınçlar için ise A sınıfı olarak verilmektedir. Yine bu tabloda, bu gereklilikleri temin edecek sızdırmazlık uygulamaları verilmektedir.

Malumunuz olduğu üzere, kanal imalatlarını artık bilgisayarlı tam otomatik makinelerde üretmekteyiz. Kanala şekil veren ana makinemiz, yüklediğimiz bilgiler doğrultusunda arzu edilen saç kalınlığını rulo saçlardan seçim yaparak kullanmaktadır. Boyuna yapılacak olan pitsburg kenet için gereken paylarını da vererek, kanalı tam şekillendirmiş ve kenete hazır eleman olarak imal etmektedir. Ana makineden çıkan kanal elemanı pitsburg kenet yapan makinede ve çok zaman kenet içerisine otomatik olarak sızdırmazlık silikonu enjekte edilerek tamamlanmakta ve flanş çakımına hazır hale gelmektedir. Bu noktada önemli bir sıkıntımız, maalesef pitsburg kanal makinelerimizde 1mm üzeri saçları kullanamama gibi durumla karşılaşmamızdır. Gerek DW ve gerekse SMACNA'da 1mm üzeri sac kullanılmaktadır. Dolayısıyla, kanal dizayn çalışmalarımızda, saç kanallarını maksimum 1mm olacak şekilde yapılandırmakta dolayısıyla flanş, takviye ve aralıkların seçiminde bu konuya dikkat etmekteyiz. Bu konuyu tasarımcı arkadaşlarımızın bilmesinde fayda görmekteyiz. Duman uzaklaştırma devrelerinde kullanılan hava kanallarında, 1 veya 1,2mm saç kalınlığı talep edilebilmektedir. Açıkçası bu konu ile ilgili olarak, çok net bir bilgi bulunmamaktadır. 

Daha fazla detaya girmeden, bugünkü üçüncü konumuz olan izolasyon konusuna gelmek istiyorum. Bu konuda gerek hava kanallarında ve gerekse boru devreleri ve armatürlerde uygulanacak izolasyon uygulamalarında önemli yaşamaktayız. Sorunun temeli, nerde, ne tip uygulama talep edileceğinin teknik şartname ve ihale dokümanlarında net olarak belirtilememesinden kaynaklanmaktadır. Genel olarak karşılaştığımız şartnamelerde bir takım izolasyon uygulamaları tanımlanmakta, farklı malzemeler ve uygulamalardan bahsedilmekte ancak biraz önce sorduğum yanıtı maalesef verilmemektedir. Yani, bu projede hangi serviste, hangi malzeme ve hangi uygulama yapılacaktır. Teknik şartnameyi hazırlayan tasarımcı arkadaşlarımızın bu temel soruya açık ve net bir şekilde yanıt vermelerini istiyoruz. Basit gibi görülen söz konusu sorunun yanıtı ancak sistematik bir yaklaşımla çözülebilmektedir. Gerçekten mekanik tesisat kapsamında, izole edilecek sistem ve devreleri irdelerken, ısıtma sistemi, soğutma sistemi, kullanma suyu sistemleri ve hava kanalı izolasyonu diye basit bir sınıflama, bizleri önemli hatalara sürüklemektedir. Gerçekten detaya indiğimiz anda, karşımıza çok sayıda, teknik olarak farklı uygulama yapılması gereken pek çok uygulama alanı çıkmaktadır. Örneğin, sadece ısıtma boru devresini ele alsak bile, bu boru devresinde uygulanacak izolasyon tipi, bu boru hattının, dış havada, asma tavan içerinde, mekanik odada veya iç mahalde görünür bir alanda bulunması durumuna göre önemli farklılıklar gösterebilmektedir. Veya hava kanalı izolasyonunu ele alırsak yine pek çok farklı uygulama gereksinimi ile karşılaşmamız mümkün görülmektedir. Farklılıklar, malzeme, izolasyon kalınlığı, kaplama gereksinimi vb. konularda oluşabilmektedir. Bu anlamda söz konusu sorunların giderilebilmesi için konuya sistematik bir yaklaşım getirmek zorunludur. Bu amaçla düzenlemelerin yine bilgi föyleri ile yapılması konuyu çözmektedir. Örneğin 7A bilgi föyünde, boru sistemleri listelenmiş, olası mahaller işlenmiş, izolasyon sınıfları kapsamında da izole tipi olarak harf notasyonu ve tip numarası verilmiştir. Ayrıca yine izole sınıfı alt bölmesinde izolasyon kalınlığını belirten bir numaralama sistemi uygulanmıştır. Bu föydeki açınımların bir kısmını 7B bilgi föyünde, izole sınıfı ile ilgili harf notasyonunun ve numaralanmış tip numarasının ne anlama geldiği görülmektedir. Ayrıca aynı bilgi föyünde, bir anlamda seçilen izolasyon uygulama sırasını da görebilmekteyiz. Örneğin, soğutma boru hattında ve mekanik odada yapılacak bir uygulama için 7A föyünde, D ve Tip 3 tanımlanmakta ve kalınlık için 2 notasyonu kullanılmakta, yani 7B föyüne bakarsak, Elastomerik boru tipi prefabrik izolasyon malzemesi kullanılacağı, elastomerik bant ile yapıştırılma işlemi ve ayrıca kaplama işlemi uygulanacağı anlaşılmaktadır. İzole kalınlığı konusu ise 7C föyünde, kalınlık sınıfı notasyonu ile belirtilen kısma yazılan kalınlıklar olarak uygulanacaktır. Bu seçimle ilgili bu föyde seçilen bir değer görülmemektedir. Ayrıca kalınlıklara etki eden bir takım fiziksel değerlerin 7C bilgi föyünün sol tarafına işlenmesi, kalınlık seçimlerinde faydalı olacaktır.

Benzer sorunları hava kanalı izolasyonunda da yaşamaktayız. Yine karşımıza pek çok yanıt verilmesi gereken sorular çıkabilmekte, dağıtıcı kanalar, dönüş kanaları, taze hava kanalları egzost havası kanalları, bunların bulunduğu değişik mahaller, projede geri kazanım var ise kanal izolasyonuna etkileri vb konuları düşündüğünüz zaman cidden çok fazla sayıda değerlendirilmesi gereken uygulama ile karşılaşmamak mümkün değil. Genel olarak, pek çok şartnamede iklimlendirme sistemlerinde hava kanalı izolasyon tanımları yapılmakta, belirli yer ve servisler için gerekli açıklamalar verilmektedir. Ancak, olası bir takım servis ve bulunulan mahal kombinasyonları maalesef tanım dışı kalmaktadır. Örneğin, şaftan geçen taze hava kanalı veya mekanik oda içerisindeki taze hava kanalı vb. tanımlar eksik kalabilmektedir. Hava kanallarındaki bu eksiklikleri de yine sistematik bir yaklaşımla hazırlanacak bilgi föyleri ile gidermek olasıdır. 7D bilgi föyünde bir çalışma verilmiştir. Bunun detaylandırılması gerekmektedir.  

Bugün bahsetmek istediğim son konu ise boya konusudur. Fevkalade önem arz eden, fakat pek değerlendirmeye alınmayan bir husus olması nedeni ile konuyu vurgulamadan geçemeyeceğim. Bu konunun şartnamelerimizde mutlaka yer almasında fayda görmekteyim. Genel bir başlık altında, öncelikle mekanik tesisat kapsamında boyanacak veya boyanmayacak donatı ve ekipmanların tanımlanması yapılmalıdır. Temelde demir esaslı olmayan bakır, plastik, paslanmaz çelik, alüminyum vb. yüzeylerin boyanmayacağının belirtilmesi uygun olabilir. 

Boya işlemi, yüzey hazırlama, boya seçimi, uygulama şekli ile çok önemli ve özel bilgi gerektiren bir konudur. Bu konuda güvenilir üreticilerden bilgi almak, konuyu onlarla tartışarak çözmek en doğru yöntem olarak görünmektedir. Mekanik sistemlerde başlıklar anlamında düşünürsek, boya uygulanabilinecek yerler, askı ve destekler, borular, ekipmanlar ve kanallar olarak karşımıza çıkmaktadır. 9A bilgi föyünde bu elemanlar için hazırlanmış bir veri tablosu bulunmaktadır. Görüldüğü üzere birinci sütunda olası yüzeyler sıralanmaktadır. İkinci sutun mahalleri, üçüncü sütun boya uygulaması yapılıp yapılmayacağını belirtmektedir. Bundan sonraki sütunlarda ise boya ve boyama işlemi tanımlanmaya çalışılmıştır. Son sütunda belirtilen harf notasyonları, 9B bilgi föyünde açıklanmaktadır. Bu föylerin oluşturulmasında baştada belirttiğim üzere güvenilir bir üretici ile ürün tespitlerini yapmak ve bu doğrultuda, boya işlem sıralaması, uygulama şekli, boya katları kuru film kalınlıkları vb. bilgileri vermek gerekmektedir. Açıkçası detaylı gibi görülen bu işlemler, sistemin kurulması ve bilgi föylerinin bir kez tamamlanması sonrası büyük ölçüde kolaylaşacaktır.  

Burada bahsetmiş olduğum pek çok konu ve tanımlanmış bilgi föyleri doğal olarak geliştirilebilinir, format değiştirilebilinir, ilave bilgilerle desteklenebilinir.


 

İlginizi çekebilir...

Klimalarda Nem Alma Özelliği Ne İşe Yarar Ve Faydaları Nelerdir?

Klimalarda nem alma özelliği, ortam havasındaki aşırı nemi azaltmak için kullanılır. Bu işlev, genellikle cihazın kumanda düğmesindeki "Dry"...
20 Ağustos 2025

İklimlendirme Sektöründe Karbon Ayak İzinin Azaltılması: Zorunluluk mu, Fırsat mı?

İklim krizinin etkileri artık sadece haberlerde gördüğümüz manşetler değil, işimizin bizzat içinde hissettiğimiz gerçekler haline geldi. Kentlerde aşı...
3 Haziran 2025

2025 Neden Her Binada Akıllı HVAC Entegrasyonu İçin Dönüm Noktasıdır?

Enerji tasarrufundan daha sağlıklı havaya ve öngörücü bakıma kadar akıllı HVAC sistemleri artık isteğe bağlı değil; 2025 yılında bina performansı, uyu...
1 Mayıs 2025

 
Anladım
Web sitemizde kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerez (cookie) kullanılır. Daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız...

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Enerji & Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • İklimlendirme Sektörü Kataloğu
  • Yangın ve Güvenlik Sektörü Kataloğu
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2025 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.