
Bırakabilmeyi Bilmek...
Türk Markaları Milano'da Uluslararası İlginin Odağı Oldu
İdeal nem dengesinin, daha sağlıklı iç mekanlar oluşturmaya katkısı
Yapay Zeka, Mühendisliği İçten Dışa Nasıl Yeniden Şekillendiriyor?
İşletmelerde doğru klima seçimi enerji maliyetlerini etkiliyor
|
1999 Depreminde Yıkılan Binaların Yüzde 64’ünde Su Yalıtımı Yoktu![]()
Türkiye’yi bir anda karanlığa boğan 17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden tam 12 yıl geçti. 17 Ağustos 1999 sabahı, 03.02’de, Kocaeli Gölcük merkezli, richter ölçeğine göre 7,5 büyüklüğünde gerçekleşen depremde resmi kayıtlara göre; 17 bin 480 kişi öldü, 23 bin 781 kişi yaralandı, 505 kişi sakat kaldı. 285 bin 211 konut, 42 bin 902 işyeri ise hasar gördü. Ve her ne kadar bilinmese de bu yıkımların en büyük nedeni binalarda su yalıtımının olmamasıydı.
Herhangi bir yoldan yapı donatısına sızan su, donarak veya kimyasal tepkimelere girerek donatının özelliğini yitirmesine ve korozyona yani paslanmaya yol açıyor. Oluşan korozyon binanın taşıyıcı sisteminin zayıflamasına neden oluyor. 10 yıl sonra donatı başlangıçtaki taşıma kapasitesinin, belli koşullarda yaklaşık olarak yüzde 66’sını korozyon nedeniyle kaybediyor.
Geçen 12 yılda felaketin yaraları sarılmaya çalışıldı, ama beklenen büyük Marmara Depremi’ne karşı önlem alma bilinci hâlâ oluşmadı. 1999 yılında yaşanan depremde birçok binanın yıkılma nedeni korozyon, korozyonun nedeni ise su yalıtımının yapılmamış olmasıydı. Bu konuya dikkat çekmek için 17 Ağustos depreminin 12. yıldönümünde açıklama yapan Bitümlü Su Yalıtımı Üreticileri Derneği (BİTÜDER) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özcan, depremin ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından hazırlanan rapora değindi.
Özcan, “Rapora göre; 55 bin 651 konut ve işyerinde yapılan kontrollerde bu binaların yüzde 79’u hasarlı bulundu. İncelenen binaların yüzde 64’ünde nemin yol açtığı korozyon (paslanma), yüzde 41’inde malzeme eksikliği, yüzde 18’inde inşaat aşamasında betonun sulanması, yüzde 11’inde eskime ve yıpranma, yüzde 3’ünde proje hatası, hasarların nedeni olarak belirlendi. Görüldüğü gibi binalardaki en büyük sorun korozyon. Bu nedenle Türkiye gibi yüzölçümünün yüzde 92’si, nüfus yoğunluğunun ise yüzde 95’i deprem kuşağında bulunan ve yapı stoğunun büyük kısmı betonarme olan bir ülkede, su yalıtımının yaşamsal önemi var” dedi.
Yapıları suyun zararlı etkilerinden koruyan su yalıtımının inşaat aşamasındaki maliyetinin, toplam bina maliyetinin sadece yüzde 3’ü kadar olduğunu hatırlatan Özcan, binanın güvenliği söz konusu olduğu için bunun bir ek maliyet olarak görülmemesi gerektiğini belirtti.
İlginizi çekebilir... Yaz sıcaklarında serin kalmanın yolu doğru ısı yalıtımından geçiyorYaz aylarında etkisini artıran sıcaklıklar karşısında doğru ısı yalıtımı, yaşam alanlarının daha uzun süre serin kalmasına yardımcı olurken klima kayn... Vaillant Group, Yetkili Servis İletişim Toplantıları ile güçlü iş birliği ve ortak vizyonVaillant Group Türkiye, 2026 yılı Yetkili Servis İletişim Toplantıları kapsamında Türkiye genelinde 250'nin üzerinde yetkili servis temsilcisiyle ... İzocam çözümleriyle yaz sıcaklarına karşı akıllı yatırımTemelden çatıya, cepheden iç mekanlara ve tesisata kadar uygulanan doğru yalıtım çözümleri; yaz aylarında iç mekânların daha serin kalmasını sağlarke... |
|||||||||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.