Tesisat Dergisi 369. Sayı (Eylül 2026)

SÖYLEŞİ 41 TESİSAT • 09 / 2026 soğutma teknolojilerine kadar dünyadaki gelişmeleri yakından izleyebiliyorlar. Ancak gelişmeleri takip etmek ile bilimsel gelişmelere yön veren özgün katkılar üretmek aynı şey değil. Bence asıl tartışmamız gereken ikinci konu bu. Türkiye'de uluslararası düzeyde çok nitelikli çalışmalar yapan, güçlü araştırma grupları oluşturan akademisyenlerimiz var. Buna karşılık sistemin bütünü açısından baktığımızda araştırma kalitesinin oldukça heterojen olduğunu da kabul etmemiz gerekiyor. Bunun nedenini yalnızca araştırmacıların bireysel niteliğinde aramak doğru olmaz; akademik sistemin araştırmacıyı neye teşvik ettiğine de bakmak gerekir. Uzun zamandır akademik atama, yükseltme ve teşvik sistemlerinde yayın sayısının önemli bir ölçüt haline gelmesi, ister istemez bilimsel üretimin niteliği ile niceliği arasında bir gerilim yarattı. Oysa bilimde önemli olan yılda kaç makale yayımlandığından çok, sorulan sorunun ne kadar önemli olduğu, kullanılan yöntemin güvenilirliği ve çalışmanın mevcut bilgiye gerçekten ne kattığıdır. Araştırmanın doğal süresini yalnızca yayın sayısını artırmak amacıyla kısaltmaya çalıştığımızda bunun bilimsel niteliğe zarar verme riski vardır. Bu tür teşvik sistemlerinin istenmeyen sonuçları da olabiliyor. Araştırmanın gereğinden fazla sayıda yayına bölünmesi, katkının sınırlı olduğu çok sayıda çalışma üretilmesi, yazarlık konusunda sorunlar ve nitelikli hakemlik sürecinden geçmeyen yayın ortamlarına yönelme bunlardan bazılarıdır. Nitekim akademik sistemimizde yağmacı dergilerle ilgili özel önlemler alınmış olması da sorunun yalnızca teorik olmadığını gösteriyor. Bunun yanında akademik kadroların oluşturulmasında ve yükseltmelerde ölçülebilir asgari kriterlerin gerekli olduğunu, ancak yeterli olmadığını düşünüyorum. Yayın ve puan koşullarını sağlamak bir akademisyenin araştırma niteliğini değerlendirmek için başlangıç olabilir; bilimsel özgünlük, bağımsız araştırma yapabilme kapasitesi, eğitim niteliği ve uzun vadeli araştırma çizgisi ise sayılara indirgenemez. Akademik kadroların oluşumunda bilimsel liyakatin mümkün olduğunca belirleyici olması, üniversitelerin gelecekteki araştırma kapasitesi açısından son derece önemlidir. Isı bilimi ve tekniği açısından önümüzde çok önemli araştırma konuları var. İklim değişikliği, elektrifikasyon, ısı pompaları, enerji depolama, yeni soğutucu akışkanlar, ileri ısı değiştiricileri, çok fazlı sistemler, hesaplamalı yöntemler ve yapay zekânın fizik tabanlı modellemeyle birlikte kullanılması bunlardan yalnızca birkaçı. Türkiye'nin bu alanlarda yalnızca dünyada yapılanları uygulayan değil, yeni yöntem ve teknolojiler geliştiren tarafta olması gerekiyor. Bunun için de araştırmacıya biraz daha zor bir soruyu sormamız gerektiğini düşünüyorum: “Kaç yayın yaptınız?” yerine “Bilime ne kattınız?” Dünyadaki gelişmeleri izleme konusunda önemli bir sorunumuz olduğunu düşünmüyorum. Asıl geliştirmemiz gereken alan, izlediğimiz bu gelişmeleri uzun soluklu, özgün ve etkisi yüksek araştırmalara dönüştürebileceğimiz akademik ortamı güçlendirmektir. Son olarak, siz akademisyen gözüyle, Hüseyin hocam sanayide görev yapan mühendis gözüyle iklimlendirme sanayimizde Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmalarını nasıl değerlendirirsiniz? Prof. Dr. Seyhan Uygur Onbaşıoğlu: Türkiye iklimlendirme sanayiinin Ar-Ge ve özellikle Ür-Ge konusunda önemli bir birikime sahip olduğunu düşünüyorum. Güçlü üretim altyapımız, ihracat kapasitemiz ve uzun yıllara dayanan mühendislik deneyimimiz var. Çok sayıda firma ürün performansını, enerji verimliliğini, maliyeti ve üretilebilirliği geliştirmek üzere ciddi mühendislik çalışmaları yürütüyor. Ancak akademisyen gözüyle baktığımda Ar-Ge ile Ür-Ge arasında bir ayrım yapılması gerektiğini düşünüyorum. Mevcut bir ürünün daha verimli, daha sessiz, daha düşük maliyetli veya daha kolay üretilebilir hale getirilmesi son derece değerli bir mühendislik faaliyetidir. Fakat Ar-Ge bundan biraz daha farklı olarak henüz ürüne dönüşmemiş bir soruya, yeni bir yönteme, yeni bir teknolojiye veya yeni bir bilgiye yatırım yapmayı da Türkiye iklimlendirme sanayiinin Ar-Ge ve özellikle Ür-Ge konusunda önemli bir birikime sahip olduğunu düşünüyorum. Güçlü üretim altyapımız, ihracat kapasitemiz ve uzun yıllara dayanan mühendislik deneyimimiz var.

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=