gerektirir. Türkiye’de iklimlendirme sanayiinin Ür-Ge tarafında oldukça güçlü olduğunu, buna karşılık daha uzun vadeli ve sonucu başlangıçta bütünüyle öngörülemeyen Ar-Ge çalışmalarının geliştirilebileceğini düşünüyorum. Önümüzdeki dönem bunun için önemli fırsatlar sunuyor. Isı pompaları, elektrifikasyon, düşük küresel ısınma potansiyeline sahip soğutucu akışkanlar, yeni ısı değiştirici teknolojileri, termal enerji depolama, çok fazlı akışlar, ileri kontrol, sistem optimizasyonu ve yapay zekânın fizik tabanlı modellerle birlikte kullanılması çok önemli araştırma alanları. Bunların bir bölümünde hazır teknolojiyi uyarlamak yeterli olmayacak; yeni bilgi ve teknoloji üretmek gerekecek. Üniversite-sanayi işbirliğinin asıl değerini de burada görüyorum. Üniversitenin görevi sanayinin yapabildiği mühendislik çalışmalarını daha düşük maliyetle tekrarlamak olmamalı. Üniversite, sanayinin günlük ürün geliştirme takvimi içinde zaman ayıramayacağı daha temel ve daha riskli problemlere çalışabilmeli; sanayi de bu bilginin teknolojiye ve ürüne dönüşmesini sağlayabilmeli. Bence Türkiye’nin bundan sonraki hedefi, uluslararası pazarda başarılı ürünler üreten bir iklimlendirme sanayiinden, bazı alanlarda teknolojiyi de tanımlayan ve geliştiren bir sanayiye geçmek olmalıdır. Bunun için Ar-Ge’yi yalnızca kısa vadede ürüne dönüşen çalışmalarla değerlendirmemek gerekir. Bazen iyi bir araştırmanın ilk çıktısı bir ürün değil; yeni bir model, yöntem, deneysel bilgi veya daha önce sorulmamış doğru bir sorudur. Uzun vadede teknolojik üstünlüğü sağlayan da çoğu zaman bu bilgi birikimidir. Dr. Hüseyin Onbaşıoğlu: Sanayi tarafından baktığımda Türkiye iklimlendirme sektörünün Ar-Ge ve Ür-Ge kapasitesini küçümsememek gerektiğini düşünüyorum. Türkiye bugün yalnızca iç pazara üretim yapan bir ülke değil; çok sayıda pazara ürün ihraç eden ve uluslararası firmalarla rekabet eden güçlü bir üretim merkezi. Böyle bir rekabet ortamında ürün geliştirmeden varlığınızı sürdürmeniz zaten mümkün değil. Sanayide ise araştırmanın önemli bir farkı var: Sonunda ortaya çıkan çözümün üründe çalışması gerekiyor. Laboratuvarda çok iyi sonuç veren bir teknoloji; maliyet, güvenilirlik, üretilebilirlik, servis koşulları, standartlar veya tedarik zinciri nedeniyle ürüne uygulanamayabiliyor. Bu nedenle Ür-Ge bizim açımızdan daha görünür ve doğal olarak daha büyük ağırlığa sahip. Akademisyenlerin daha uzun vadeli Ar-Ge çalışmalarına ihtiyaç olduğu görüşüne katılıyorum. Ancak sanayinin de rekabet, maliyet ve pazara çıkış süresi gibi çok gerçek kısıtları olduğunu unutmamak gerekiyor. Bir şirketin beş-on yıl sonrasına yönelik ve sonucu belirsiz bir teknolojiye yatırım yapabilmesi için güçlü bir araştırma ekosistemine ve üniversitelerle sürdürülebilir işbirliğine ihtiyacı var. Önümüzdeki yıllarda bu ihtiyaç daha da artacak. Isı pompaları, elektrifikasyon, yeni soğutucu akışkanlar, enerji depolama, akıllı kontrol ve yapay zekâ mevcut ürünlerde yapılacak küçük iyileştirmelerin ötesinde teknolojik değişimler getiriyor. Bu dönüşümde yalnızca dünyada geliştirilen teknolojileri hızla uygulayan tarafta kalırsak rekabet gücümüzü koruyabiliriz; fakat teknolojiyi geliştiren tarafta olursak rekabet avantajı yaratabiliriz. Türkiye'nin önemli avantajlarından biri güçlü üretim altyapısı ve uzun yıllar içinde oluşmuş mühendislik deneyimidir. Bunun akademik bilgi birikimiyle daha güçlü biçimde birleşmesi gerekiyor. Üniversiteden her zaman hemen ürüne dönüşecek sonuç beklemek doğru olmayabilir; sanayinin de üniversitenin araştırma takviminden tamamen bağımsız hareket etmesi önemli fırsatların kaçmasına yol açabilir. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Ar-Ge ile Ür-Ge’yi birbirinin alternatifi olarak değil, aynı teknoloji geliştirme zincirinin iki farklı aşaması olarak görmek gerektiğini düşünüyorum. İyi Ar-Ge yeni olanakları ortaya çıkarır; iyi Ür-Ge ise bu olanakları rekabetçi, güvenilir ve üretilebilir ürünlere dönüştürür. Türkiye iklimlendirme sanayiinin Ür-Ge konusunda önemli bir yetkinliğe ulaştığını düşünüyorum. Bundan sonraki sıçrama, bu yetkinliği daha özgün ve uzun vadeli Ar-Ge ile besleyebilmek olacaktır. n Türkiye’nin bundan sonraki hedefi, uluslararası pazarda başarılı ürünler üreten bir iklimlendirme sanayiinden, bazı alanlarda teknolojiyi de tanımlayan ve geliştiren bir sanayiye geçmek olmalıdır. SÖYLEŞİ 42 TESİSAT • 09 / 2026 C M Y CM MY CY CMY K
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=