SÖYLEŞİ yine mühendistir. Dolayısıyla bana göre bugün yeniden tanımlanması gereken şey tesisat mühendisliğinin önemi değil, kapsamıdır. Önümüzdeki dönemde bu alanın merkezinde düşük karbonlu binalar, ısı pompaları, elektrifikasyon, enerji depolama, yenilenebilir enerji entegrasyonu, akıllı kontrol, iç hava kalitesi ve iklim değişikliğine dayanıklı bina sistemleri bulunacaktır. Türkiye’nin ihtiyacı da yalnızca mevcut standartlara göre tesisat projelendiren mühendisler değil; bu dönüşümü anlayan, yeni sistemleri geliştirebilen, performanslarını modelleyebilen, ölçebilen ve ülkenin farklı iklim ve enerji koşullarına uyarlayabilen mühendislerdir. Bu açıdan bakıldığında, tesisat mühendisliği eski önemini kaybetmiş bir alan değil; yeniden tanımlanması gereken ve enerji dönüşümünün merkezine yerleşme potansiyeli taşıyan bir mühendislik alanıdır. HVAC-R sektörü için yerleşen iklimlendirme kavramından hareketle, yeni mezun mühendislerin iklimlendirme sektörüne bakışını akademisyen-sanayide görev alan mühendis gözüyle değerlendirir misiniz? Prof. Dr. Seyhan Uygur Onbaşıoğlu: Yeni mezun makine mühendislerinin sektör tercihlerini değerlendirirken, son yıllarda bazı alanların öğrenciler açısından çok daha görünür ve çekici hale geldiğini görüyorum. Özellikle savunma sanayii, havacılık, uzay ve otomotiv; ileri teknoloji, Ar-Ge ve yenilikçilikle özdeşleştiriliyor. HVAC-R ise çoğu öğrencinin zihninde hâlâ daha geleneksel bir mühendislik ve uygulama alanı olarak yer alıyor. Bence burada sektörün kendisinden çok sektörün öğrenciye nasıl göründüğüyle ilgili bir sorun var. Çünkü günümüz HVAC-R sistemleri aslında son derece ileri mühendislik problemleri içeriyor. Isı pompaları, değişken hızlı kompresörler, yeni nesil ve düşük küresel ısınma potansiyelli soğutucu akışkanlar, gelişmiş ısı değiştiricileri, termal enerji depolama, sensör teknolojileri, akıllı kontrol, dijital ikizler, yapay zekâ ve makine öğrenmesi uygulamaları giderek sektörün parçası haline geliyor. CFD, çok fazlı akışlar, optimizasyon, sistem modelleme ve ileri kontrol teknikleri de HVAC-R araştırma ve geliştirme çalışmalarında yoğun biçimde kullanılıyor. Dolayısıyla teknolojik derinlik bakımından sektörün diğer ileri teknoloji alanlarından geri kalması için bir neden yok. Fakat bunun öğrenciler açısından yeterince görünür olduğunu düşünmüyorum. Öğrenci HVAC-R ile çoğu zaman ilk olarak bina tesisatı, kanal ve boru boyutlandırması ya da cihaz seçimi üzerinden karşılaşıyor. Alanın arkasındaki ileri termodinamik, akışkanlar mekaniği, ısı ve kütle transferi, çok fazlı akış, kontrol ve optimizasyon problemleri yeterince gösterilmediğinde, doğal olarak sektör daha geleneksel bir çalışma alanı olarak algılanabiliyor. Burada üniversitelere de sektöre de görev düştüğünü düşünüyorum. Eğitimde yalnızca mevcut teknolojinin nasıl uygulanacağını değil, geleceğin HVAC-R teknolojilerinin hangi mühendislik problemlerini içerdiğini göstermek gerekiyor. Öğrencinin bir ısı pompasını yalnızca katalogdan seçilecek bir cihaz olarak değil; termodinamik çevrimi, kompresörü, ısı değiştiricileri, soğutucu akışkanı, kontrol sistemi ve değişken çalışma koşullarıyla birlikte araştırılabilecek ve geliştirilebilecek bir sistem olarak görmesi gerekir. İklim değişikliği ve enerji dönüşümü bu alanı önümüzdeki yıllarda daha da önemli hale getirecek. Binaların ve endüstriyel proseslerin elektrifikasyonu, ısı pompalarının yaygınlaşması, soğutma talebindeki artış ve enerji verimliliği gereksinimi HVAC-R'ı doğrudan enerji dönüşümünün merkezine taşıyor. Bu nedenle genç mühendislerin ilgisini çekmek için sektörün yalnızca istihdam olanaklarını anlatmasının yeterli olmadığını düşünüyorum. HVAC-R'ın aynı zamanda ileri teknoloji geliştirilen bir mühendislik alanı olduğu görünür hale getirilmeli. Öğrenci burada yapay zekâdan CFD'ye, yeni malzemelerden ileri kontrol tekniklerine, yeni nesil soğutucu akışkanlardan enerji depolamaya kadar güncel mühendislik teknolojileriyle çalışabileceğini gördüğünde, sektöre bakışının da önemli ölçüde değişeceğini düşünüyorum. Dr. Hüseyin Onbaşıoğlu: Genç mühendislerin HVAC-R sektörüne ilişkin algısı konusundaki değerlendirmelerine büyük ölçüde katılıyorum. Biz sanayi tarafında bunun sonucunu doğrudan görüyoruz. Başarılı yeni mezunların önemli bir bölümü savunma sanayii, havacılık, uzay ve otomotiv gibi bugün ileri teknolojiyle daha güçlü biçimde özdeşleştirilen sektörlere yöneliyor. Bunun doğal nedenleri var; bu sektörler son yıllarda hem büyük yatırımlar yaptı hem de yürüttükleri teknolojik çalışmaları gençlere oldukça görünür biçimde anlatmayı başardı. HVAC-R sanayiinin ise kendisini bu açıdan yeterince iyi anlattığını düşünmüyorum. Oysa bir ürünün 38 TESİSAT • 09 / 2026
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=