SÖYLEŞİ değerlendirirken, “eskiden daha iyi miydi, bugün daha mı kötü?” gibi tek eksenli bir karşılaştırmanın yeterli olmadığını düşünüyorum. Çünkü iki zıt gelişme aynı anda yaşandı. Bir yandan eğitimin araçları, kapsamı, hesaplama olanakları ve uluslararası kalite ölçütleri geçmişe göre çok gelişti; diğer yandan programlar arasındaki kalite farkı büyüdü ve bazı alanlarda temel bilim altyapısı ile fiziksel muhakemenin zayıfladığı görülüyor. Geçmişte makine mühendisliği eğitimi daha dar bir çerçeveye sahipti ama güçlü bir temel üzerine kuruluydu. Matematik, fizik, statik, dinamik, mukavemet, termodinamik, akışkanlar mekaniği, ısı transferi, makine elemanları ve imalat gibi temel dersler eğitimin merkezindeydi. Hesaplama olanakları sınırlı olduğu için öğrenci problemi büyük ölçüde kendisi kurmak, varsayımlarını belirlemek, denklemlerini yazmak ve sonucun fiziksel anlamını sorgulamak zorundaydı. Bunun önemli bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Elbette geçmişi idealize etmemek gerekir. Eğitim daha öğretim üyesi merkezliydi; açık uçlu tasarım, disiplinlerarası çalışma, takım çalışması, iletişim becerileri ve hesaplamalı mühendislik bugünkü kadar gelişmiş değildi. 1990’lardan itibaren bilgisayarların ve mühendislik yazılımlarının yaygınlaşması çok önemli bir dönüşüm yarattı. CAD, sonlu elemanlar, CFD, MATLAB/Simulink ve benzeri araçların eğitime girmesiyle klasik mühendislik temeli hesaplamalı mühendislikle birleşti. Öğrenciler artık elle çözülemeyecek kadar karmaşık sistemleri inceleyebilir hale geldi. Aynı dönemde akreditasyon, program çıktıları, tasarım deneyimi ve yaşam boyu öğrenme gibi kavramlar da eğitim sisteminin parçası oldu. Bugün iyi bir makine mühendisliği öğrencisinin sahip olduğu teknik olanaklar geçmişle kıyaslanamayacak kadar geniş. Gelişmiş CFD ve sonlu elemanlar yazılımları, Python, optimizasyon, veri bilimi, makine öğrenmesi, dijital ikizler, gelişmiş ölçüm sistemleri ve çok geniş bir bilimsel literatür erişimi var. Bu açıdan bakıldığında, iyi bir eğitim vermek için sahip olduğumuz araçlar geçmişte hiç olmadığı kadar güçlü. Buna karşılık Türkiye’nin temel sorunlarından biri programlar arasındaki kalite farkının çok büyümüş olmasıdır. Çok güçlü akademik kadrolara, araştırma kültürüne ve laboratuvar altyapısına sahip programlarımız var. Ancak aynı zamanda öğretim üyesi sayısı, laboratuvar olanakları, araştırma ortamı ve öğrenci altyapısı bakımından oldukça sınırlı programlar da mevcut. Bu nedenle bugün Türkiye’de “makine mühendisliği eğitiminin seviyesi” diye tek bir seviyeden söz etmek bana doğru gelmiyor. Asıl sorun ortalamanın kendisinden çok, dağılımın çok genişlemiş olmasıdır. Bir başka önemli konu da araç kullanabilme ile mühendislik yapabilme arasındaki farktır. Bugün bir öğrenci son derece gelişmiş bir CFD çözümü gerçekleştirebilir, milyonlarca hücreli bir ağ üzerinde hesaplama yapabilir ve çok etkileyici görseller üretebilir. Ancak bu, o öğrencinin mutlaka akışkanlar mekaniğini veya ısı transferini derinlemesine bildiği anlamına gelmez. Asıl mühendislik soruları yazılımdan önce gelir: Neyi modelliyorum? Hangi fiziksel mekanizmaları ihmal ediyorum? Sınır koşullarım gerçekçi mi? Kullandığım modelin geçerlilik alanı nedir? Çözüm ağdan bağımsız mı? Korunum sağlanıyor mu? Sonuç fiziksel olarak anlamlı mı? Yapay zekâ bu tartışmayı daha da önemli hale getiriyor. Artık yazılımlar yalnızca denklemleri çözmüyor; denklem, kod, model ve hatta sonuçların yorumunu da önerebiliyor. Bu nedenle geleceğin makine mühendisliği eğitiminde temel bilimlerin ve fiziksel muhakemenin öneminin azalacağını değil, tersine artacağını düşünüyorum. Bugünkü durumu tek cümleyle özetlemem gerekirse şunu söylerdim: Türkiye’de iyi makine mühendisliği eğitimi verebilmek için sahip olduğumuz olanaklar geçmişte hiç olmadığı kadar güçlüdür; ancak bu olanakların güçlü bir mühendislik formasyonuna dönüşmesi artık geçmiştekinden daha az garantidir. Geçmişte öğrencinin temel sınırlaması hesaplama gücüydü. Bugün ise asıl risk, hesaplamanın çok kolayTürkiye’de iyi makine mühendisliği eğitimi verebilmek için sahip olduğumuz olanaklar geçmişte hiç olmadığı kadar güçlüdür; ancak bu olanakların güçlü bir mühendislik formasyonuna dönüşmesi artık geçmiştekinden daha az garantidir. 35 TESİSAT • 09 / 2026
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=