33 TESİSAT • 09 / 2026 PUSULA yatırımı yapması gerekiyor. Sadece ürün satmak yerine, ürün + IoT + AI + enerji yönetimi + servis + uzaktan izleme + bakım + yazılım satılmalıdır. Böylece ürün bir donanım olmaktan çıkıp çözüme dönüşebilecektir. “Yapay zeka (AI) kullanmayan şirket nasıl rekabet edecek?” sorusu temel sorudur. Yapay zeka üretim planlamasından stok tahminine, ürün geliştirmeden lojistiğe, makine bakımından satın almaya, finanstan müşteri hizmetlerine kadar her alanda kullanılmaktadır. Bu nedenle üretimde düşünülmesi gereken ana konular: Yapay zeka işletmelerin hangi alanlarında ve nasıl kullanılacak? Devletin bu konuda destekleyici, teşvik edici ve düzenleyici ana çerçevesi nedir? Yapay zeka ile üretim maliyetlerini %20 en az azaltmak mümkün iken biz bu dönüşümün neresindeyiz? Nasıl adapte olacağız? Her şirket kendi başına bunu nasıl yapabilir? Yetişmiş insan kaynağı. Eğitim sistemimizden meslek liselerinin desteklenmesine kadar olan tüm süreçlerdeki stratejilerimizi değiştirmek zorundayız. Üniversite mezunu ama yetkinliği düşük bir eğitim modeliyle sektörlerin gelişmesi ve iş gücünün nitelikli olması mümkün değildir. Otomasyon, teknoloji yatırımları bile olsa işletmelerde bunları kullanacak nitelikli her kademede görev alacak iş gücüne ihtiyacımız var. Eğitim sistemimiz temelden ele alınmalıdır. Temel bakış açımız; “daha fazla insan” değil, “daha yüksek yetkinlikte insan + daha yüksek çalışan başına çıktı” olmalıdır. Artık çalışan yetkinlikleri de değişmektedir. Veri bilimci, AI uzmanı, otomasyon uzmanı, teknisyen, satış sonrası uzmanı, dijital ürün yöneticisi gibi yetkinlikler aha çok aranır olacaktır. Enerji ve hammadde maliyeti. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına ağırlık vermeden, yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı için teşvik sistemleri uygulamadan, enerji maliyelerinin içerisindeki vergilerin yeniden düzenlenmesini yapmadan kura ve enflasyona bağlı olarak sürekli artan yüksek enerji maliyetleri ile sanayicinin rekabet etmesi mümkün değildir. Devletin enerji politikasını fosil yakıtlara dayanan, yüksek maliyetli enerji üretiminden daha verimli ve sürdürülebilir yenilenebilir enerjilerden enerji üretimine çevirmesi zorunludur. Artık bakış açımız; “enerjiyi nereden daha ucuza alırım?” olmaktan çıkıp, “enerjiyi nasıl daha az tüketirim ve kendi enerjimi nasıl üretirim?” olmalıdır. GES, enerji depolama, enerji yönetim sistemi, akıllı bina, ısı pompası, atık ısı geri kazanımı, AI enerji optimizasyonu, elektrikli lojistik, karbon ölçümü gibi yatırımlar öncelik ve hız kazanmalıdır. Pazarların daralması. İç pazarda sürekli talebin düşmesi, tüketicilerin alım gücünün azalması, denetimsiz ve standart dışı üretimlerin yarattığı haksız rekabet üreticilerimiz için büyük sorun oluşturmaktadır. Yurt dışı pazarlara uygun standartlarda yapılan üretimlerin maliyetlerden dolayı Avrupa ile bile rekabet edemeyecek hale gelmesi nedeniyle bugün çoğunlukla Afrika ve Ortadoğu pazarına ihraç ağırlıklı bir sanayimiz oluşmuştur. Bu da ihracat pazarının daralmasına neden olmaktadır. Gelecekteki pazarlarımız nereleri olacaktır, yeni pazarlara hangi sektörlerle giriş yaparak rekabetçi olabiliriz, hedef müşterilerimiz kimlerdir, nasıl katma değer yaratabiliriz diye düşünmek ve geleceğe yönelik rekabetçi stratejileri kamu ve özel sektör olarak acilen değerlendirmek durumundayız. Özellikle Avrupa'ya ihracat yapan şirketler için karbon ayak izi + enerji verimliliği + sürdürülebilir üretim artık “kurumsal sosyal sorumluluk” konusu değildir. Doğrudan ihracat yapabilme ve rekabet edebilme konusu olmuştur. Bunun için sanayicimizin yatırım yapması şarttır. Belirsizlik ve güvensizlik. Ülkemizde artık 5-10 yıllık orta ve uzun vadeli planları ne sanayici ne de satış yapan firmalar yapabiliyor. Risklerin ve belirsizliklerin yoğun olduğu, her gün gündemin değiştiği, hukukun bağımsızlığının sorgulandığı bir ortamda ne kimse yatırım kararı alabiliyor, ne işini büyütmek istiyor, ne de yabancı yatırımcı geleceğe yönelik planlarında olumlu kararlar alabiliyor. Öncelikle ülkemizdeki ekonomik ve politik belirsizlikle yaşama alışkanlığının normalleştirilmesinden kurtulmamız, güvenin ve ön görülebilir parametrelerin oluştuğu ekosistemi bir an önce yakalamalıyız. Sözün özü: Treni kaçırmadan devlet, kamu, STK ve özel şirketlerin hepsi birlikte rekabet ligindeki düşüşümüzü nasıl tersine çeviririz diye acilen birlikte eylem planı hazırlamalıdır. Bu sadece sanayicimizin tek başına yapabileceği bir iş değildir. Hep beraber odaklanmamız gereken temel konu: “Türkiye'de üretimi, Çin'den daha akıllı, Avrupa'dan daha verimli, küresel rakiplerden daha hızlı ve teknolojik olarak daha değerli hale getirebilir miyiz?” olmalıdır. n Yapay zekâ, otomasyon, dijital dönüşüm ve enerji verimliliği geleceğin üretiminde belirleyici olacaktır.
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=