Tesisat Dergisi 369. Sayı (Eylül 2026)

32 TESİSAT • 09 / 2026 PUSULA Türkiye’de üretim yapan şirketlerin artan işçilik maliyetleri, artan hammadde maliyetleri, yüksek faiz ve finansman maliyetleri nedeniyle karlılığındaki baskılar ve olumsuzluklar artmaya devam etmektedir. Ülkemizde üretilen ürünlerin Avrupa ve Amerika dahil birçok coğrafyada rekabet edebilirliği gün geçtikçe zayıflıyor ve bu nedenle firmaların ihracat oranları giderek azalmaktadır. İç pazardaki talep daralması ve ekonomik olarak alım gücünün azalması nedeniyle hem iç pazar hem de dış pazarda üretimlerini değerlendirebilme potansiyellerinde sıkıntılar yaşanmaktadır. Bugün şirketlerin en büyük sorunu geleceğe yönelik bu çıkmazla nasıl baş edeceği ile ilgilidir. Bugünün rekabetçi üretimi gelecekte dijital dönüşüm, Ar&Ge çalışmaları ve yapay zeka LEVENT TAŞKIN Yönetim Danışmanı ile çok daha farklı boyutlara doğru gelişmektedir. Ülkemizin bu konudaki alt yapı, vizyon ve strateji eksikliği yanı sıra sanayicimizin tek başına bu dönüşümde çaresiz kalışı, gelecekte ülkemizin bugün rekabet edebildiği bazı coğrafyalara bile rekabet edemeyeceği için ürün satamayacak konuma gelme riskini açıkça göstermektedir. Bugün ve gelecekte üreticinin ve dolayısıyla her sektörde ayakta kalmaya çalışan sanayicimizin var olan temel problemleri gelecekte de önündeki en büyük engeller olmaya devam edecektir: Nakit ve finansman ihtiyacı. Yüksek faiz, yüksek enflasyon, yüksek kur riski ile büyüme ve yatırım yapma imkanı, maliyetleri ve girdileri optimize etme imkanını zora sokmaktadır. Büyürken nakit yaratma şansı azalmıştır. Üstelik faizden veya finansmandan elde edilen gelir, üretimden elde edilenden daha fazla duruma gelmiştir. Artık şirketler için sadece ciro, EBITTA, net kar, pazar payı gibi kriterler önemli olmamaktadır. Serbest nakit akışı çok daha önemli hale gelmiştir. Yüksek faiz, stok finansmanı, müşteriye verilen uzun vadeler, gününde tahsilat oranlarının düşük olması ve yatırım kredilerinin maliyeti şirketin nakit döngüsünü bozmaktadır. Rekabetçi üretim maliyeti. Artan enerji, işçilik ve hammadde fiyatları ile Türkiye’de üretmek yerine birçok büyük kuruluş artık ülke dışına üretim tesislerini taşımakta veya bunu yakın gelecekte yapmayı planlamaktadır. Yurt dışından ülkemize yatırım yapmaya gelen markalar bu düşüncesinden vazgeçmektedir, aynı zamanda var olan yabancı şirketlerin ülkemizdeki üretimlerini durdurma oranları artmaktadır. Ülkemizde yatırım yapmış şirketler neden üretimlerini durdurup ülke dışına çıkıyorlar ya da neden ülkemizde artık yabancı şirketler yatırım yapmıyor diye çok iyi düşünmemiz gerekiyor. Buradaki tehlikeyi artık görüp yabancı yatırımcılar ve belirli sektörler için cazip fırsatlar yaratacak, onların çekincelerini yasalarla güvence altına alacak temel değişiklikleri yapmak zorundayız. Artık hedef; “daha düşük ücretli insan çalıştırmak” değil, “aynı insanla çok daha fazla üretmek” olmalıdır. Nasıl verimlilik artışı sağlanacak, nasıl bir teknoloji transferi yapılacak, nasıl artı bir katma değer sağlanacak, nasıl yetişmiş ve kalifiye eleman bulunacak, nasıl bir otomasyon sistemi ile geleceğe ait bir alt yapı oluşturulacak? diye çözümler üretmeliyiz. Devletin bu konuda bir politikası ve yol gösteren stratejisi olmazsa bu nasıl yapılacak? Bunun yapılması için araçlar; yapay zeka, otomasyon, yalın üretim, öngörücü bakım, dijital kalite, enerji optimizasyonu, üretim verisi analitiği gibi temel unsurlar olacaktır. Yapay zeka ve dijital dönüşüm. Türkiye'nin üretim şirketlerinin otomasyon, robotik, yapay zeka, enerji verimliliği ve dijital dönüşüm ÜLKEMIZDEKI SANAYICININ VE REKABETÇI ÜRETIMIN TEMEL SORUNLARINA BAKIŞ

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=