37 TESİSAT • 06 / 2026 PUSULA daki toptancılara ürün yüklemeye çalışması kaçınılmaz olmaktadır. Burada hedef karşılanmayan performansı da toptancıların alt bayilerine ve internet üzerinden sanal ticaret sitelerine vererek piyasada aynı ürünün çok farklı fiyat ve vadelerle satılmasına, fiyat erozyonuna, spot fiyatlar ile bayinin rekabet edememesine ve finansal açıdan birçok bayisinin kriz yaşamasına neden olmaktadır. İklimlendirme sektöründe projelendirme ve projelere ticari ürün satma kısmı da doğru yönetilememektedir. Bu alanda da çok düşük fiyatlarla projelendirme yapılması, işi almak için proje hizmetlerinin değersizleştirilmesi, projelerin teknik ve yeterlilik açısından eksikliğinden bu işi doğru yaparak sektörün gelişmesine katkı sağlayacak iyi firmaların rekabet edememesine kadar birçok süregelen sorun yıllarca devam etmektedir. Ticari ürün projelerinin uzun süren sonuçlanma aşamasında işi almak için karsızlığa razı olunma anlayışı, finansal açıdan harcanan emek ve zamana uygun olmayan maliyetlerle işi almak mantığı sektör paydaşlarının ve firmaların nitelikli iş yapmasına olanak tanımamaktadır. Yapılan işlerin niteliği, kalitesi, müşterilerin bilinçlendirilmesi gibi sektörün gelişmesine yönelik temel konularda ilerleme kaydedilememektedir. Özetle iklimlendirme sektörünün en büyük sorunu, karlılık eksikliği, strateji eksikliği, rekabetçi üretim maliyetlerine sahip olamaması ve kanal yönetimidir. Bu da krizlerde tepki verme yeteneğinin zayıflaması, kilit personelin korunabilmesi, yetkin personelle çalışabilme, yeni bayi yaratma becerisi gibi birçok sıkıntıyı beraberinde getirmektedir. Sektörde satıcı olmak da, uygulayıcı olmak da mutlu etmiyor, sektörde bir şeyleri farklı yapıp dikkat çekmek de kolay değil. Sektöre yeni giren oyuncu çok az olurken, mevcut üretim yapan yabancı firmalar ülkeden kaçıyor, üretimlerini kapatıyor. Üretimin maliyetinin yüksekliğinden üreticiler bile ürünlerini üretmek yerine ithal etmeyi tercih ediyorlar. Üretim yapmak da satmak da karsız. Bu ikisinin bir arada karsız olduğu bir dönemi ilk defa yaşıyoruz. Daralan pazar, daralan talep, artan maliyetler ve fiyatlama ile kanal yönetiminde artan hatalı stratejiler, üretimin dijitalleşememesi, yapay zekanın üretime ve organizasyona adapte edilmemesindeki yetersizlikler üretim maliyetlerinin Avrupa ve Asya ile rekabet edememesi gerçeğini gösteriyor. STK’ların, iş verenlerin, üreticilerin bir arada çözüm üretmesi gereklidir. Hep birlikte sürekli artan maliyetlerden dolayı Avrupa ve Asya ile rekabetin zorluğunu; iç pazardaki talebin düşmesinin, değişen kurların, vergilerin ve faiz artışının yarattığı belirsizliği; sektörün otomasyon, dijitalleşme ve enerji verimliliğine dair tüketici teşvik modelleri gibi temel ihtiyaçların devlet tarafından desteklenmemesinin açıkça dile getirilmesi amacıyla iş birliği yapılması ve ortak akıl oluşturulması kaçınılmazdır. Artık satıştan ve pazar payından ziyade finansal olarak güçlü ve sürdürülebilir bir yapıya, sadık bayi ve çalışana sahip olmaya yönelik stratejiler geliştirilmelidir. Bunun için satış, pazarlama, ürün ve fiyatlama stratejilerinin revize edilmesi ve yeni stratejilerle mevcut yapının değişimine yönelik adımlar atılması önemlidir. Yetkin ve deneyimli yöneticilerden yararlanmak için danışmanlık hizmetleri ile destek almak bu aşamada önemlidir. Artık veri analizleri, dijitalleşme ve yapay zekanın getirdiği anlık sonuçların muhakemesini yaparak bunlara göre strateji geliştiren, iş akışlarında iyileştirmeleri yapabilen, pazar ve müşteri isteklerine göre yenilikçi adımlar atabilen bir yönetim ve üretim anlayışı öne çıkmıştır. Buna ait yetkin ve tecrübeli yöneticilerin bulundurulması ve onlarla hedef odaklı projelerin hayata geçirilmesi önem kazanmıştır. Günümüzde verilerle toplantı öncesi anlık raporlar, analizler önümüze geliyor. Toplantılara herkes hazır ve fikir sahibi olarak, analizlerini yaparak giriyor. Dijital okur yazarlık artık olmazsa olmaz durumda. Bu şekilde toplantı süreleri kısaldı, sonuç almaya yönelik toplantı verimlilikleri arttı. Anlık veri analizleri ile karar alma hızının arttığını, hata payının düştüğünü, çalışanların fikir üretme ve katkı sağlama kalitesinin yükseldiğini görmek artık olağan bir durum haline gelmiştir. Bu nedenle yetkin yöneticilerin rolleri ve şirketlerdeki değerleri artık çok daha önem kazanmış durumdadır. Benzer şekilde geleceğin şirketleri, daha çok insanla değil, daha doğru çalışan insanlarla büyüyecektir. Bu da ancak teknoloji ve insan arasında doğal, sürdürülebilir bir iş birliği kurulduğunda mümkün olacaktır. Üretimden lojistiğe kadar her alanda dijitalleşmeye, yapay zekaya ve otomasyona yatırım yapılmalıdır. Şirketlerde analitik düşünebilen, verileri analiz ederek stratejileri üretebilen, ekibini verimli ve becerilerine uygun doğru şekilde çalıştırabilen, rekabetçi olacak yatırımlara öncülük yapabilen yöneticiler şirketlerini karlı ve nakit akışı olarak güçlü halde tutabilirler. Güçlü ve sağlıklı olmak; finansal olarak ne kadar güçlü kalabildiğiniz, teknolojiyi ne kadar doğru kullanabildiğiniz ve yenilikçi stratejiler üretebildiğinizle ilgilidir. n
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=