Tesisat Dergisi 209. Sayı (Mayıs 2013)
GÖRÜNÜM Tesisat Dergisi Sayı 209 - Mayıs 2013 17 Dünyada gelişen global ekonominin önlenemez koşulları, ülkelerdeki gümrük sınırlarını kaldır- makta, ülke haritalarını silmekte, para birimle- rini birleştirmekte, bayrakları tek simge haline dönüştürmektedir. “ Başarılı olan kişiler hizmetlerinin karşılığını alır ve mutlu olurlar. Aksi halde inanılmaz sıkıntılar yaşayanlar ister istemez sorumlu işlerden kaçarlar. Bir ülkede bu tür çalışanlar ne kadar azalırsa ülke gelişimi o kadar hızlanır. Dolayısıyla her işte ve meslekte başarı sınırları mevcuttur. Bu sınırlara erişen hizmet sektörü ülkeyi gelişmiş hale getirir. insanoğlu yaşamına geleceğine güvenli bakar. Birbirlerine kazık atamaz. Söze güvenilir. Sağlıklı yaşam koşullarını bulurlar. Bütün bu nedenler, bizlere insanoğlunun güvenli yaşaması için sağlıklı, huzurlu ve verimli çalış- ması gerektiğini göstermektedir. Bu savaşta ayakta kalma mücadelesi, sağlıklı yaşama arzusu, kişisel veya ulusal politikalar veya toplumsal güçler ile çok zor sağlanmaktadır. Aksine hizmet sektöründe bireysel yarış büyük bir hızla yayılmaktadır. Bu nedenle toplumlarda bireylerin görgü, kültür, sağlık alt yapıları ile bunlardan daha önemlisi bilgi birikimlerinin öne çıktığı görülmektedir. Dolayısıyla eğitim, sürekli olarak toplumda gündeme gelmektedir. Bu doğ- rultuda ülkelerde daha iyi bir yönetim için yeniden yapılanma politikası araştırılmaktadır. İnsana odaklı yaptırımların başında insan hakları, hukuk düzeni ve güven gelmekle birlikte, insanların bu koşulları bilmesi, tanıması, talep etmesi ve hazırlıklı olması gerekmektedir. Ülkemizde yıl- lardır şikayet eden bozuk düzen içinde toplumsal yetersizliğimizin temel sorunları doğru ve sağlıklı teşhis edildiği taktirde, yeniden yapılanma çözüm- lerine ulaşılabilir. Bu anlamda en sağlıklı yöntem, batının gelişmiş ülkelerinin toplu yaşamkurallarını inceleyip, bilim ve teknolojilerini ülke koşullarına adapte etmek olmalıdır. Özellikle global ekonominin önlenemez koşulları gümrük sınırlarını, ülke hudutlarını, para birim- lerini, bayraklarını, örf ve adetlerini etap etap ortadan kaldırıp, ırk ve milliyet düşünmeden dünya vatandaşlığı fikrine dönüşürken ülkemi- zin buna hazırlıklı olması; alıştığımız, sevdiğimiz güç kazandığımız manevi değerleri muhafaza etmesi ve gelişiminde kullanması gerekecektir. Bu anlamda, hazırlıklarda çağdaş bir Türkiye olma temel hedef alınabilir. Toplumların yaşam düzeyinde geçerli kurallar bu amaçlıdır. Geliş- memiş ve gelişmekte olan ülkelerin toplumsal sorunları kolay görülür, eleştirel bir konum alır, hatta çözüm önerileri ile gündeme gelir. Çok sesli, demokrasi ilkelerine uygun katılım sağlıklı görülmekle birlikte, bilgi toplumu olmadığımız sürece başarılı olmak imkansızlaşmaktadır. Türkiye uzun bir süredir bilgi krizi içindedir. Bilgi toplumu olmamanın doğal sonucu olarak, deprem ve afetlerde, üretim ve tüketimde, eko- nomide, sosyal ve siyasi yaşamda dalga dalga gelen krizler, güçsüz yönlerimizi göstermektedir. Amaç, karşılaşılan sorunlardan kurtulmak, güçsüz yönlerimizi güçlendirmek olmalıdır. Çalışma Koşulları Hayatta herkes para kazanıp eşini, çocuğunu doğru dürüst yaşatmaya çalışır. Meslek sahipleri, politikacılar, devlet memurları, işçiler, köylüler bu amaçla hizmet verirler. Kazançları geliştikçe refah, huzur ve konfor ararlar. Bu arzu insanlarda çok gelişir. Amaçları en üst makama erişmek olur. Zamanla bakıyorum; çalışan insanlarda kendi konforundan önce çoluk çocuğunun ihtiyaçları ön plana çıkmaktadır. Öyle ki sisteme tam güvene- mediği için insanlar üç-dört yaşındaki bebelerin yirmi sene sonra alacağı eğitimi düşünmekte ve hazırlık yapmaktadır. Ülkemizin farklı koşullarda bir toplumdan ibaret olduğunu gören insanlar çocuklarının eğitimi için gece gündüz çalışmakta, bazı önlemler almaktadırlar. Bu doğrultuda uzun süreli düşünmenin ne kadar sağlıklı olduğu tartışılmaktadır. En büyük sorun çalışanların emeklerinin karşılığını alamamasından kaynaklanmaktadır. Aile sorun- larını toplumsal sorunlar etkilemektedir. Burada dikkat edilecek problemlerin başında değişen ortamşartları gelmektedir. Eğitimve görgüye önem vermeyen zengin çocuklar çok kısa sürede sorunlu olmakta ve müşkül durumlara düşmektedir. Üzücü yönü; bir serbest meslek sahibinin en zor koşullarda ayda 4-5 bin TL biriktirdiği durumlara karşı dahi başka bir çalışanın bu paranın on katını kazanıp, yirmi katını sarf etmesidir. İstanbul gibi büyük şehirlerde babasından veya dedesinden kalanmallarla ayda akıl almaz para sarf edenlerin çalışma koşullarını yaşamanlayışını kimse açıkla- yamaz. Bu nedenle yeni zengin olanlarla eskiden zenginlerin durumlarını devlet takip etmelidir. Aynı şekilde fakir sınıftan orta hale geçen, hele yeni zen- gin olan tabakayı devlet belirlemelidir. Bu koşullar insanların değer yargılarını etkilemektedir. Özellikle çocukları yetişmiş halen iş arayan ebeveynleri gördükçe insanlar üzülmekte, soruna çare ara- maktadır. Batı demokrasisinde durum farklıdır. Orada serbest bir çalışma koşulu ve buna karşı değişmeyen enflasyonla artan bir gelir vardır. İnsan bu koşullara güvenerek kanunlara uyum içinde yaşar. Dejenere olmayan kurallar içinde Bilgi Topluluğu Ekonomik krizler ve Avrupa Birliği Hazırlıkları, ülkemizi ‘Konuşan Türkiye’ olmaya sürüklemiş, ülke yeniden yapılanma çabasına girmiştir. Ancak ülke sorunlarının hangisi ele alınırsa alınsın, tanım ve çözümlerinde çıkmaz sokak- lara girilmekte, dönüşü zor olmaktadır. İnsana bıkkınlık veren bu karamsar sonucun ana nedeni, ‘Bilgi Toplumu’ olmamaktan kaynak- lanmakta, ülke Iceberg misali bir ‘Bilgi Krizi’ ile karşılaşmaktadır. Dünyada gelişen global ekonominin önlene- mez koşulları, ülkelerdeki gümrük sınırlarını kaldırmakta, ülke haritalarını silmekte, para birimlerini birleştirmekte, bayrakları tek simge haline dönüştürmektedir. Yakın bir zamanda karşılaşılacak bu yaklaşım, ülkelerin örf ve adetlerini, kültür ve tarihlerini, ırk ve milliyet- lerini ortadan kaldıracak, 6 milyar insanı dünya vatandaşlığına yönlendirecektir. XX. asırda yaşanan I. ve II. Dünya Savaşları, savaş sonrası soğuk harp, kapitalizm ve sosya- lizm çelişkileri, günümüzde çağdaş görünümlü, ekonomik ve teknolojik güçle donanmış bir yaşam savaşının başlangıcını sergilemekte, güçlü/güçsüz kavgası içinde yeni bir dünya savaşı sessizce başlamaktadır. Evrende yaşanan devirler, toplumların kavga ve savaşları, milliyet, ırk,din ayrılıkları asır- lardır birbirine benzer bir şekilde toplumsal değişimlere yol açmakta, insanoğlu önce kişiliğini, çevresini, ülkesini güvenceye alma çabasına girmekte, zamanla savaşta kendi ye- rini bulmaktadır. Bu anlamda güç; vatandaşlık güvencesi ötesinde, bilgiye yönelik hizmet odaklı uğraşılarda, gelişmiş ülkelerin hegemonyaları şeklinde görülmeye başlanmıştır.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=