50 TESİSAT • 02/ 2026 SÖYLEŞİ İşte bu farkındalık beni, projeleri sadece yaşanan gecikmelerle değil, o gecikmelerin oluşma eğilimlerini analiz ederek yönetme anlayışına, yani teknolojiye yöneltti. ÖNÜMÜZDEKI YILLARDA ENERJI VE ALTYAPI PROJELERINDE EN KRITIK DEĞIŞIM NEREDE YAŞANACAK? En büyük değişim, reaktif yönetimden proaktif yönetime geçişte yaşanacak. Yani artık bir sorun çıktıktan sonra onu çözmeye çalışmak yeterli gelmeyecek. Riskleri en baştan, daha yaşanmadan, oluşma aşamasında görebilen ekipler ve sistemler sektörde fark yaratacak. Dijitalleşme ve yapay zekâ bu süreci hızlandıracak olsa da asıl değişim yöneticilerin bakış açısında olacak. Gelecekte sadece “sorun çözen” değil, “sorunu önceden engelleyen” bir yönetim kültürü standart hale gelecek. GENÇ MÜHENDISLER VE PROJE YÖNETICILERI IÇIN ÖZELLIKLE VURGULAMAK ISTEDIĞINIZ BIR TAVSIYE VAR MI? Sahadan kopmasınlar. Veriyi öğrensinler ama insanı, güvenliği ve sorumluluğu asla ihmal etmesinler. Özellikle yüksek riskli enerji ve altyapı projelerinde, iyi proje yönetimi yalnızca zaman ve maliyet değil; aynı zamanda insan hayatı ve kurumsal itibar yönetimidir. ULUSLARARASI ÖLÇEKTEKI PROJELERDE ÇALIŞMIŞ BIRI OLARAK SIZI DIĞER UZMANLARDAN AYIRAN TEMEL FARK NEDIR? Ben sorunları tekil olaylar olarak görmüyorum, hepsini birbirini takip eden ve kendini tekrarlayan sistematik hata grupları olarak ele alıyorum. Kariyerim boyunca Türkiye’de TANAP gibi stratejik mega projelerde, Irak’ta dünyanın en büyük petrol sahalarından biri olan West Qurna-2 projesinde ve Kazakistan’da NCOC kapsamında KazMunayGas, Eni, ExxonMobil, Shell, TotalEnergies, CNPC ve Inpex gibi küresel devlerin yer aldığı çok uluslu konsorsiyumlarda kritik, bir o kadar da stratejik pozisyonlarda görev aldım. Bu tecrübe bana gecikmeleri ve riskleri henüz oluşmadan sezme, kritik kırılma noktalarını erkenden yakalama ve karar kalitesini verilerle güçlendirme alışkanlığı kazandırdı. Belki de en önemlisi şunu çok net gördüm; gecikmeler biriktikçe sahadaki baskı artıyor, baskı arttıkça da hem maliyet hem de iş güvenliği riski kontrolden çıkıyor. Bu nedenlerle benim yaklaşımım, projeyi sonradan toparlamaya çalışmak yerine, riskleri en baştan şeffaf ve görünür kılmaktır. n “HER ŞEY YOLUNDA GÖRÜNÜYOR AMA ASLINDA DEĞIL” DEDIĞINIZ ANLARI NASIL FARK EDIYORSUNU Genellikle küçük uyumsuzluklar üzerinden yakalıyorum. İş programındaki o ilk sapmalar, sahadaki temponun düşmeye başlaması ya da ekiplerin iletişimindeki ton değişimi benim için en büyük sinyaller. Özellikle zorlu saha koşullarında çalışırken bu küçük işaretler, aslında yaklaşan çok daha büyük bir sorunun erken uyarısı oluyor. Her şey kâğıt üzerinde kusursuz ilerliyor gibi dursa da bu sinyalleri okuduğunuzda projenin aslında rotasından çıktığını anlayabiliyorsunuz. SIZI TEKNOLOJI VE VERI TEMELLI YAKLAŞIMLARA YÖNELTEN KIRILMA NOKTASI NEYDI? Coğrafya, kültür ve aktörler değişse de projelerdeki gecikme nedenlerinin hiç değişmediğini fark ettiğim an benim için gerçek bir kırılma noktası oldu. Farklı ülkelerde, farklı ekiplerle çalışırken aynı tür aksaklıkların tekrar tekrar yaşanması bana şunu gösterdi; sorun sadece yerel değil, sistemsel. Risklerin doğru okunamaması, kaynakların verimsiz kullanılması ve performans eğilimlerinin yeterince analiz edilmemesi bu gecikmeleri doğuruyor. Veri Odaklı Karar Mekanizması: Yapay zekâ, bir yöneticinin yıllara dayanan saha tecrübesini hangi verilerle destekleyerek daha isabetli kararlar almasını sağlıyor? Küresel Tecrübe: Shell, ExxonMobil ve BP gibi dünya devlerinin yürüttüğü devasa projelerden süzülen "en iyi uygulama" örnekleri operasyonel başarıyı nasıl etkiliyor?
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=