Tesisat Dergisi 209. Sayı (Mayıs 2013)
HABERLER Tesisat Dergisi Sayı 209 - Mayıs 2013 45 TTMD İstanbul Temsilciliği “Profesyonel Bina Yönetimi, İşletilmesi ve Otomasyon Senaryoları” Semineri Yapıldı Türk Tesisat Mühendisleri Derneği İstanbul Temsilciliğinin düzenlediği 2012/13 eğitim seminerlerinden 9.’su 11 Mayıs 2013 tarihinde İTÜ, Gümüşsuyu Makina Fakültesi’nde yapıldı. Oturum başkanlığını Aziz Erdoğan (Öcen Mühendislik)’ın yaptığı seminerin konusu; “Otel, iş mer- kezi gibi yapılarda ısıtma desteği ve sıcak su elde edilmesinde solar uygulamalar” idi. Seminerde Levent Alatlı (Koza Yönetim ve Servis A.Ş. Genel Müdürü) ve Tayfur Cinemre (Çırağan Palaca Kempinski Hotel Şef Mühendis) konuyla ilgili birer sunum yaptılar. Konuşmacılardan Levent Alatlı, “Profesyonel Bina Yönetimi & İşletme- si” hakkında bir sunum yaptı. Sunumunda yapılarda tasarım ve yapım aşaması sırasında “Yönetim Danışmanlığı”nın önemini vurguladı. Su- numuyla ilgili kısa bir özet aşağıda verilmektedir. “Yönetim Danışmanlığının önemi, proje geliştirici ve yatırımcı tarafından hayal edilip, hayata geçirilen bir yapı projesinin tamamlanması ve yapıda yaşamın başlamasından sonra anlaşılır. Yapımız ister tek bir bina, ister bir site, plaza, AVM, karma veya toplu yapı olsun, önce tasarım, sonra yapım süreci tamamlanır. Yapıdaki bağımsız bölümler, yani meskenler, işyerleri ve eklentileri sahiplerine teslim edilir. Kat malikleri veya kiracılar yeni evlerine, yeni işyerlerine taşınmaya başlarlar. Nihayet yapıda yaşam başlar, yaşamla beraber “Yönetim” de başlar. Aradan çok kısa bir zaman geçmesine rağmen, yapıda yaşam ve yönetimle ilgili sorunlar mı yaşanmaya başlanır? Bu sorun- ların bir kısmı yaşam sürecinde ek maliyetler ile çözülebilir, bazıları ise o ya- pının ömrü boyunca sürer, gider. Mimari, elektrik ve mekanik tasarım yanın- da, çoğu zaman yapının hukuki tasarımı, yaşam tasarımı, yönetim tasarımı ve işletme hizmetleri iyi tasarlanmamış olabiliyor. Yönetim danışmanlığı ile yapının tasarım süreci ve yapım süreci ile paralel ve koordineli hareket edil- melidir. Yönetim danışmanlığı ile yapıya ve yapıda yaşayacak kat maliklerine, kiracılarına yaşam boyu fayda sağlanmalı, yapıda hem ekonomik işletme koşulları, hem kaliteli yaşam hedeflenmelidir. Daha sonra yapım süreci ta- mamlanan yapılarda yaşam süreci ile beraber yönetim de başlar. Sunumun ikinci kısmında “Yönetim” ile ilgili Kat Mülkiyeti Kanunu, Yönetim Planı, Kat Malikleri Kurulu, İşletme Projesi ve Yönetim Hizmetleri konularında önemli bilgiler verilmiştir. Kat Mülkiyeti Kanunun çok iyi bilinmesi gereken tanımları, önemli maddeleri izah edilmiştir. Bir yapının anayasası olan yönetim planı ve kapsamı hakkında bilgi verilmiştir. İşletme Projesi nasıl hazırlanır, aidat nasıl dağıtılır, yönetimin görevleri, denetimin görevleri, genel kurul ve toplantı usulleri yanında bugün giderek gelişen Bina Yönetim Hizmetleri hakkında da genel bilgi verilmiştir. İkinci konuşmacı olan Tayfur Cinemre ise “Sınırlı Bir Dünyada Sınırsız Büyüme Mümkün Müdür?” sorusunun yanıtını verdi. Yaptığı sunumun kısa bir özeti aşağıda verilmektedir. “Geleceğe bakışımız, ekonominin düzenli bir şekilde sonsuza kadar büyü- yeceği varsayımına dayanmaktadır. Peki ya bu doğru değilse? Günümüzde büyüme bağımlılığı vardır. Büyümenin birçok sorunu hallettiği düşünülür. Öyle ya, büyüme istihdam yaratır, hükümetin kasasına yeni para koyar, yeni fırsatlar yaratır, gelir dağılımındaki eşitsizliği gözlerden saklar. Bu eşitsizliği katlanılabilir kılmak için insanlara sürekli büyüme umudu pompalanmak- tadır. Oysa işler hiç de düşünüldüğü gibi olmadı. Ekonomik büyümeyle gelir dağılımındaki eşitsizlik son elli yılda azalacağına, daima arttı. Gerçekte ge- leceğimiz Ekonomi, Ekoloji ve Enerjide (3 E) bizi bekleyen sorunların nasıl ele alınacağına bağlıdır. Bu üç faktörün her biri diğerlerine bağlıdır. Üçü birbiriyle iç içe girmiştir. Son 20 yılda dünyada ortalama ekonomik büyü- me %3 olmuştur. Ekonomistler 21. yy.’da da bunun süreceğini umuyorlar. Öyle olursa, 2100 yılında ekonomi, 2000 yılına nazaran tam 16 kat daha büyük olacaktır. Peki bu mümkün müdür? Mühendis gibi düşünecek olursak, sınırsız büyümenin, Termodinamiğin 2. Kanununa aykırı olduğunu görürüz. 2. Kanun (Entropi kanunu): İş yapan enerjinin kalitesi (iş yapma yeteneği) azalır, entropisi artar Ekonominin bütün süreçlerinde düşük entropili (faydalı iş yapma yeteneği yüksek) girdiler kullanılarak yüksek entropili (faydalı iş yapma yeteneği düşük) ürünler ve atıklar üretilir. Böylece evrende entropi devamlı artar, yani evrenin faydalı iş yapma potansiyeli azalır. Evrenin sınırlı bir entropi bütçesi vardır. Bu tıpkı, elimizde entropiyle doldurulacak bir su kovası bulunmasına benzer. Ekonominin her sürecinde bu kovaya biraz daha entropi doldurulur ve her seferinde gelecek kuşaklar için kovada daha az yer kalır. Kısacası Entropi Kanunu, harcanan kaynakların yeniden üretilebileceği mucizevi bir devri-daim sürecinin imkansızlığını vurgular. Birçok ekonomist, hayatın bu basit gerçeğini göz ardı ederek doğadaki süreçlerin geri döndü- rülebilir olduğunu ve yeni teknolojilerin bize çözümler bulacağını iddia eder ve sınırsız bir büyümeye inanmak isterler. Oysa yeni teknolojiler, entropi ko- vasının daha hızlı doldurulmasından başka bir işe yaramamaktadır. Bu hep böyle olmuştur. Onun için, sınırsız büyümeye inanan kişi ya bir ekonomisttir ya da aklından zoru vardır. Bugün ekonomi, ihtiyaçların karşılanmasına değil, karın maksimizasyonuna endekslidir. Bunun için de sürekli büyüme pompa- lanmaktadır. Bu ekonomik büyümenin arkasındaki ana itici güç borçlan(dır) ılmış olan paradır. Piyasadaki paranın %97’si bankalar tarafından borç ola- rak verilmektedir. Borç parayla alınan mal ve hizmetler dünyanın tüm kay- naklarını tüketmektedir. Piyasadaki borç para hızla büyümekte ve insanlar ceplerinde olmayan parayı harcamakta birbirleriyle yarışmaktalar. Bu borç para üzerine kurulan üretim / tüketim döngüsü dünya kaynakları üzerinde büyük bir baskı oluşturmaktadır. Bugün dünyamız tıpkı batmakta olan Tita- nik gemisine benziyor. Üst katlardaki zenginler hiçbir şeyden habersiz dans ve eğlenceye devam ederken, alt kamaralardaki yolcular boğulmaya başla- dılar bile. Bu gidişe dur diyemezsek, ya hep birlikte kaybedeceğiz ya da bu gidişi durdurarak hep birlikte kazanacağız.” Dinleyicilerden gelen soruların yanıtlandığı son bölümün ardından semi- ner İstanbul Temsilcisi Göksel Duyum (Selyum Mühendislik)’un oturum başkanı ve konuşmacılara teşekkürüyle son buldu.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=