E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 
ARMACELL
REXON TEKNİK SPREYLER
NIBE TÜRKİYE
ATLANTİK GRUP
ALDAĞ
GRUNDFOS
WENTA

KBSB Yönetim Kurulu Başkanı A. Cevat Akkaya: 'Türkler Bu İşi İyi Yapıyor Dedirteceğiz'

KBSB Yönetim Kurulu Başkanı A. Cevat Akkaya:  'Türkler Bu İşi İyi Yapıyor Dedirteceğiz'

6 Mart 2018 Salı / 10:00 | SÖYLEŞİ
267. Sayı (Mart 2018)
960 kez okundu

Kazan ve Basınçlı Kap Sanayicileri Birliği (KBSB) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini Hacı Ahmet İlhan’dan devralan Akkaya Isı Genel Müdürü A. Cevat Akkaya, ilk hedeflerinin “Tüm dünyada kazan ve basınçlı ekipman sektöründe Türkler bu işi iyi yapıyor” dedirtmek olduğunu belirterek; derneğin yeni dönemde ne tür faaliyetlerde bulunacağını, hangi politikaları izleyeceğini ve sektörün sorunları ile bunların çözümlerini dergimize anlattı.

KBSB İLE İLİŞKİNİZ NASIL BAŞLADI ANLATIR MISINIZ?

Yaklaşık 4 yıl önce Ahmet İlhan başkanımız yönetimdeyken, derneğimizin düzenlediği birtakım faaliyetlerde kendisi ile tanıştım, bazı istişarelerimiz oldu. Yönetimde görev almak isteyip istemediğimi sordu ve ben de severek kabul ettim. İşimizi ve sektörümüzü seven birisi olarak mesleğimizle ilgili bir heyecan duyuyordum, bazı olumsuzlukları görüyordum ve gördüğüm sorunları çözmek anlamında bir şeyler yapmak istiyordum, sağolsun Ahmet başkanımız bu anlamda bir fırsat sundu.

DERNEĞİNİZİN ÇALIŞMALARINDAN BAHSEDER MİSİNİZ VE YENİ DÖNEMDE NASIL BİR POLİTİKA İZLİYORSUNUZ?
Derneğimiz 1985 yılında kurulmuş, belki de ülkemizin en eski sektör derneklerinden bir tanesi. Hem eski olması hem de pek çok kuruluş ve topluluğun oluşumunda fiilen yer almış olması dolayısıyla etkinliği çok fazla olan bir sivil toplum kuruluşuyuz. 33 yılı aşkın bir süre etkinliğini koruyabilmek ve faaliyetlerine devam edebilmek bir başarı; bu başarıda emeği geçen önceki tüm yönetimlere öncelikle şükranlarımı sunmam gerek. 

Yönetimin içerisinde bulunduğum, geçtiğimiz 4 yıl zarfında gerçekten dernek olarak farklı bir tablo çizebilme imkânına kavuştuk diye düşünüyorum. Hem bilinirliğimizi artırmak hem de daha somut projelere yönelmek gibi bir politika izledik. Faaliyetlerimiz kapsamında hedeflenen işler genelde uzun vadede sonuçlanabilen meseleler oluyor. Dolayısıyla “şunları yaptık” diye sıraladığınız zaman belki çok madde oluşmuyor ama gerçekleşen faaliyetlerin etkilerine baktığınızda bu çok daha anlaşılır oluyor.

Üyelerimiz ile iletişimi artırmanın gerekliliğini çok ciddi anlamda gördük. Yapılan faaliyetlerden haberdar olmayan bir üyemizin olmasını kendimize yakıştıramayız. 44 adet üyemiz var. Ne mutlu ki üye sayımız giderek artıyor. Yeni üyelikler noktasında ağımızı biraz geniş tutmak istedik, sadece imalatçılar olarak değil tüm paydaşlarımızla hareket edebileceğimiz güçlü bir yapı oluşturmak istiyoruz. Bu dönemde de aynı şekilde hareket etmek amacındayız. Ancak , “Kazan ve basınçlı kap üreten ya da bir şekilde bu sektörle ilgisi olan herkesi üyeliğe kabul ediyoruz” diye bir şeyi söylemek doğru olmaz ama “Dernek faaliyetlerine ya da çabalarına ilgi duyan herkes bizim için kıymetlidir” ilkesini de göz ardı etmiyoruz. Üyeliğe kabul için derneğin tüzüğünde çizilmiş bir çerçeve var zaten biz de ağımızı geniş tutarken “Bütün kazancılar, basınçlı kap üreticileri, tedarikçiler bize gelsin” diye bir amaç gütmedik. Bizim paydaş olduğumuz sektörler var. Mesela boru imalatçıları, kazan ve basınçlı kaplara armatür ve kontrol sistemleri sağlayan firmalar, çelik saç tedarikçileri, yakıcı cihaz üreticileri vb. biz ağımızı bu anlamda geniş tutmak istedik. Örneğin, Brülör firmaları bizim en büyük ortaklarımızdan zaten. Biz bu paydaşlarımızla bir arada olursak daha güçlü olacağımıza inanıyoruz. Sadece kazan imalatçısı üyelerimiz olacak diye bir sınırlamamız yok. Bizim için faydalı olabileceğine inandığımız herkesle ortak hareket etmek istiyoruz.

Sanayide yüksek teknolojiye geçişin gündem olduğu, Ar-Ge ve inovasyon katkısız hiçbir imalat faaliyetinin başarıya ulaşamadığı günümüzde bizim sektörümüz için de çok önemli bir konu: üniversiteler ve araştırma enstitüleri ile kurulacak işbirlikleri. Biz, üniversiteler özellikle de öğrenciler ile sıkı iletişim halinde olmak istiyoruz. Geçtiğimiz dönemde Gazi Üniversitesi’nde bir tanıtım etkinliği yaptık. Son sınıf öğrencileri ile okullarındaki bir amfide bir araya geldik, öğrencilere hem sektörü hem de işimizi anlattık ve şaşırtıcı bir ilgi gördük. Her zaman “Yetişmiş eleman yok, yeni mezun arkadaşlar sahayı tanımıyor, sahaya çıktığında ne yapacağını bilemiyor” diye şikâyet ediyoruz. Aslında burada kendimize, “Biz bunu düzeltmek için ne yapıyoruz?” diye sormamız gerekiyor. Olay öğrencinin sadece üniversiteye gidip, eğitim alması değil. Ben zaman zaman söylüyorum: Mühendis olmayı kolaylaştırmak değil de mühendis çalıştırmayı kolaylaştırmamız gerekiyor. Kalifiye personel yani mühendis çalıştırmaya yönelik sürekli ve cazip devlet destekleri olması gerekiyor. Hem arkadaşlarımız hak ettikleri hayat standardını yakalayabilmeli hem de firmalarımız mühendis çalıştırırken zorlanmamalı. Çalışmaya başlayacağı yerde ona iyi imkânlar sunulması gerekiyor. Dolayısıyla mühendis çalıştırmayı kolaylaştırmamız gerekiyor. İşin diğer bir tarafı da onlarca üniversite, yüzlerce bölüm açıyorsunuz – belki mühendis diploması vermeyi kolaylaştırıyorsunuz- ama öğrenciler okulu bitirip çıktığı zaman yeterli donanıma sahip olamayabiliyor. Son dönemlerde bazı üniversitelerin mühendislik bölümlerinden yabancı dil seçeneğinin kaldırıldığını duyuyoruz. Akıl alır gibi değil, bir mühendisin yabancı dil bilmiyor olmasını kabul edemiyorum. Dünyadan kopuk, gelişmeleri takip edemeyen bir mühendisin firmalarımıza katkı vermesini beklemek safdillik olacaktır. Bu bakış açısına göre üniversitelerle, öğrencilerle işbirliğimizi artırmamız gerek. Bu yüzden üniversite-öğrenci temsilcilikleri gibi bir düşüncemiz var. Yönetimde bunu daha net hale getireceğiz. En önemli kaynaklarımızdan birisi bu ve bunu ihmal etmememiz lazım.

ODALAR İLE İLİŞKİLERİNİZ VAR MI, MESELA MMO İLE İLİŞKİNİZ NASIL?
Bu anlamda bir eksiğimiz var. Sektörde üyelerimizin neredeyse tamamı MMO üyesi ama faaliyetlerimizi belirli bir paralellikte çok fazla sürdürebildiğimiz kanaatinde değilim. Bunun geliştirilmesi şart. Zaman zaman, aynı sorunlar ele alınıyor ama MMO farklı bir bakış açısı ile ele alırken biz başka bir bakışla ele alıyoruz ve farklı görüşler benimsiyoruz ama bunu ortak bir platformda tartışabiliriz. Bu yüzden bunu geliştirmemiz bir gereklilik. Biz bu konuda daha girişken davranacağız.

KAZAN SİZİN KAZANINIZ AMA DENETİMİ YAPAN MMO’DAN GELEN MÜHENDİS. BİRLİKTE YAPILAN BİR ÇALIŞMA OLSA ÇOK FAYDALI OLMAZ MI?
Evet, ele alınan konular bu gerekliliği doğuruyor. Örneğin ısı merkezlerinin periyodik muayenesinin doğru düzgün yapılması konusu var. Makine Mühendisleri Odası’nın yürütmekte olduğu bir kontrol sistemi var. Hiç olmamasındansa bu sistemin olması iyi ama geliştirerek daha doğru hale getirilmesi şart. Şu anda mevzuatta tam oturmamış noktalar var, denetim zorunlu, yaptırım bir noktada var, bir noktada yok. Mesela iş güvenliği anlamında var, diğer taraftan belediyenin ruhsat vermesi açısından belli şartları yok. İşyerlerinde farklı uygulanıyor, kamu binalarından (okullar, hastaneler vb. başka şekillerde) . Sistem böyle olunca, “İmzayı alalım, günü kurtaralım yeter” şeklinde iş bitiyor. Ama bizim ürünlerimiz insan hayatı için risk taşıyan ürünler. Bu yüzden bunun doğru ele alınması lazım. Bu anlamda “Doğruyu sadece biz biliyoruz” iddiasında da değiliz ama bu ürünlerin üreticisi biziz. Düzeltilmesi gereken bir şeyler var ise onları düzeltmesi gereken de biziz. 

PEKİ DENETİM VE STANDARTLAR KONUSUNDA GÖRÜŞÜNÜZ NEDİR?
Bizim sektörümüzün geçmişi sanayi devrimi ile bir 250 yıllık bir geçmişe sahip sektör. Belki standartları en sağlam yazılmış ürün kazanlardır. Çünkü en eski endüstriyel ürünlerin başında geliyor kazanlar. Standartlar elbette güncelleniyor ama güncel olarak takip edilmiyor. Türkiye’de de aslında bu standartlar dünya ile birebir takip edildiği için aynı şey geçerli. Burada da şu söz konusu olmuş; her üretici, her tedarikçi kendine göre yorumlar yaparak - zaten bizde çok okuma alışkanlığı da yok ya- “Bu böyledir” diye bir yere iki satır yazdığı zaman o kural haline gelmiş. Doğruluğu çok fazla sorgulanmamış. Aslında bizim elimizde referans olabilecek çok fazla veriler, standartlar var. Hele ki AB ilişkilerinden dolayı normları birebir takip ediyoruz. Biz, periyodik muayenelerin, akredite olmuş A tipi muayene kuruluşlarınca yapılmasını, tüm ürünlerin ve muayenelerin merkezi bir sistem ile kayıt altında tutulmasını öneriyoruz. Buna bağlı olarak yaptırımların cihaz kapama dâhil çok daha etkin uygulanabileceği, sürdürülebilir bir mekanizma oluşturulması için çaba sarf ediyoruz.

Normları takip edip bunların çerçevesi içinde hareket etmek, tüm firmaları eşit ve adil bir seviyede piyasada bulunmaya zorlayacak. İşin bir de bu boyutu var. Bizim periyodik muayeneler ile hedefimiz ilk olarak can güvenliğini sağlamak, verimliği arttırmak, çevresel zararları en aza indirmek ama bu 3 temel çıkışımızın bize sağlayacağı bir avantaj da imalatçıların ve tedarikçilerin hemen hemen eşit standartlarda eşit şartlarda ürün piyasaya sunması olacak.

Bir ürünün muayeneden geçebilmesi için belli sayıda güvenlik ekipmanına, belli standartlarda gövde yapısına sahip olması gerekecek. Bu da herkesi piyasada belli şartlara uymaya zorlayacak. Üyelerimizin merdiven altı, ikinci el gibi şikâyetleri var. Bunu, tek tek gidip de kapılarına kilit vurup engellemek gibi bir imkânımız yok. Bunu devlet engelleyemiyor ki biz nasıl yapacağız. Ama bu muayeneler ile son kullanıcı tarafında bilinç yaratabiliriz. Zaten hiç kimse kullanamayacağı ürünü almaz. Biz bu bilinci sağlarsak bunlar rayına oturur. En önemli projelerimizden birisi bu. Tabiri caizse bakanlığın yakasına yapıştık ve bunu gerçekleştirmekte kararlıyız. Her kazan patlamasından sonra bizi arayıp birtakım istatistikler sormaları çözüm değil, bu dönemde biz bu işi bitirmek istiyoruz.

SEKTÖRÜNÜZÜN HAMMADDESİ OLAN ÇELİĞİN GÜMRÜK VERGİSİ SORUNU İLE İLGİLİ NELER SÖYLEYECEKSİNİZ?

Diğer önemli bir sorun da –sektörümüzle beraber diğer imalatçıların da ele aldığı bir sorun- yassı çelik mamul. Bizim çok ciddi bir girdimiz ve en önemli hammaddemiz. Bildiğiniz gibi en önemli tedarikçi de Erdemir Demir Çelik. Bizim karşılaştığımız şöyle bir sorun var: Erdemir bizim tedarikçimiz ve milli bir kuruluşumuz. Desteklenmiş, desteklenecek. Bizim de gerçekten en önemli kaynağımız. Şu anda yassı demir çelik hammaddesinin ithalatı konusunda bir bariyer var. Bu ürünler %9 vergi ile ithal ediliyor. Bunun en önemli sebebi içerdeki imalatçıyı koruma amacı. Ama Erdemir’in korunmaya ihtiyacı kalmadı. Dünya piyasalarına gönderdiği malzemenin imalatına yetişemediği için iç piyasa için üretim süreleri çok uzun. Biz bu hammaddeyi dışarıdan alamıyoruz. İthal etmek istediğimiz zaman %9 vergi bariyeri ile karşılaşıyoruz ama Avrupa’dan bitmiş ürün getirmeye kalktığınız zaman gümrük vergisi yok. Bu da yerli üreticiyi zor durumda bırakıyor. Dernek olarak biz bu konuya ciddi önem veriyoruz. Bu konuda çalışmalarımız sürüyor, her platformda dile getiriyoruz.

KAZAN SEKTÖRÜ OLARAK İTHALAT VE İHRACAT RAKAMLARINI PAYLAŞABİLİR MİSİNİZ? PİYASADA KULLANILAN ÜRÜNLERİN YERLİLEŞTİRİLMESİ AÇISINDAN GÖRÜŞÜNÜZ NEDİR, BU KONUDAKİ ÇALIŞMALARINIZ NELER?

Biz bu konudaki yeterliliğimizi üst seviyede görüyoruz. Kazan sektörü olarak, ısıtma amaçlı çelik sıcak su kazanlarında yaklaşık 450 milyon dolarlık ihracatımız var; bunun karşılığında 130 milyon dolarlar civarında da ithalatımız bulunuyor. Endüstriyel kazanlarda ise 45 milyon dolarlık ihracatımız, 95 milyon dolarlık da bir ithalatımız var. Ancak sanayi tipi kazanlarda bu rakam çok oynuyor. Bizim ihracatımız çok fazla değişmiyor. Özellikle endüstriyel kazan tarafına geçtiğimiz zaman ithalat rakamımız yıldan yıla yatırımlara bağlı olarak çok değişkenlik gösterebiliyor. Özellikle de güç santralleri yatırımlarına bağlı oluyor. 

Bizim en önemli faaliyetlerimizden bir tanesi de bu güç kazanlarının, yani termik santral kazanlarının, yerlileştirilmesi anlamındaki çalışmalarımızdır. Geçtiğimiz dönemde termik santrallerin yerlileştirmesi konusunda bir platform oluşturduk. Bu platform TÜBİTAK ve Enerji Bakanlığı’nın katkılarıyla oluşturuldu. Bununla ilgili 4-5 toplantı gerçekleştirdik. En son Enerji Bakanlığı’nda bir sunum yapıldı. Orada da hangi oranda kaç sene zarfında bu işin gerçekleştirilebileceği veriler halinde bakanlığa iletildi. Yaklaşım olarak herkes yerli ürünün geliştirilmesine, yaygınlaştırılmasına destekleyici bakıyor ama somut adımlar atılması noktasında devletin biraz daha taşın altına elini sokması gerekiyor. Bu geliştirilebilecek bir teknoloji ancak geliştirilmesi pahalı bir teknoloji. Bu anlamda TÜBİTAK ile yürütülen milli termik santral projesi vardı, bir ara duraksamıştı. Şimdi bunu tekrar hayata geçirmek istiyoruz. Küçük ölçekli yani 25 MW’lık bir termik santralin tamamen yerli tedarikçiler tarafından bir prototip yapılıp işletilmesi yönünde bir proje. Bu gerçekleştiği zaman bir know-how oluşacak, kapasitemiz ortaya çıkmış olacak. Bundan sonraki daha büyük kapasiteler için bir adım atmamızı sağlayacak. 

Bu yatırımlar yüksek maliyetli; bu yüzden bu yatırımlar denenmiş, kendini ispatlamış, güvenilir firmalara yöneliyor. “Ben bu işi hiç yapmadım” diyen firmanın iş alması çok zor. Bunu aşma noktasında da devletin gücüne ihtiyaç duyuluyor. Yani bir imkân tanıyacak, yapabilme kapasitesi ortaya çıkacak, biz de diyeceğiz ki “Bunu yapmıştık, biz de sizin işinize talibiz”. Bunu sağlamak önemli. Tabi bunun sadece maddi tarafını düşünmemek gerekiyor. Bu işletilmesiyle, devreye alınmasıyla, kurulduğu bölgeyle ciddi bir yatırım. Bunu yatırım prototipi gibi düşünmek gerekiyor. Devlet bunu ele alarak projeyi netleştirecek, tedarikçilerimiz “şunlar, şunlardır…” diyecek, TÜBİTAK ile beraber projesi oluşturulacak ve yapılacak. Bu bir yatırım Ar-Ge’sidir; sadece ürün Ar-Ge’si gibi düşünmemek gerekiyor.

NÜKLEER SANTRALLERDE GEREKLİ OLAN EKİPMANLAR İÇİNDE SİZE DE PAY ÇIKIYOR MU?

Nükleer santrallere tedarikçi olma yönünde bir takım çalışmalar var. Bununla ilgili platformlar oluşturuluyor. Nükleer santrallere ekipman temin etmek başlı başına farklı bir yapı gerektiriyor. Kendimizden bir örnek vereyim; Litvanya’daki bir nükleer santralin çamaşırhanesine buhar jenaratörü gönderdik. Enerji üretiminden bağımsız, sadece orada çalışanların çamaşırları yıkanacak. İnanın istedikleri dökümanlar, istedikleri şartlar, incelemeler… gerçekten bu başka bir boyut. Buna uyum sağlayabilir miyiz? Evet, sağlarız. Teknik imkân olarak bu santrallere hizmet verecek yeterlilikte firmalarımız var ama buna “Orada hazır bir şey var, pay alalım” diye yaklaşılmaması lazım. Firmalarımızın buna hazırlıklı olması gerekiyor. Bu tarz taleplerin geleceğine, zorluklarla karşılaşılacağına hazır olunması gerekiyor. 

Bu dönemdeki en büyük amaçlarımızdan birisi de tedarikçi olabilme gücümüzü dünyada daha fazla duyurabilmek. Neden Slovakya çelik kazan ihracatında üçüncü de ben altıncıyım? Neden Almanya, 15 milyar dolarlık pastadan 2 milyar dolar pay alırken, biz 550 milyon dolar alıyoruz? Arada bu kadar uçurum var ise birinciye dikkatle bakmak lazım; ne yapıyorlar da bu kadar başarılı olabiliyorlar? 

Yakın coğrafyamızdan başlamak üzere tüm dünyaya “Türkler bu işi iyi yapıyor” dedirtmek lazım. Bu, bağlantılar sayesinde, birbirimizi birbirimize tanıtarak olur. Yani biz oradaki kazan firmalarına giderek “KBSB paydaşları olarak biz şu ürünleri, bu işleri yapıyoruz, şu standartlara sahibiz. Siz Bosna Hersek’te yaptırdığınız ürünü neden bizde yaptırmıyorsunuz?” demeliyiz. Orada yaptırmalarının haklı gerekçeleri olabilir. Ülkenin genel durumundan da başlayabilir; hammaddeden, işçilik kalitesinden, tasarımdan, mühendislikten de bahsedebilir ama bu verileri alabilmek bile bizim için önemli olur. O zaman biz bu gerekçeyi kaldırmak için mücadele edeceğiz. Biz sadece içerde birbirimize ve birbirimizin dertlerine bakarak bir yere ulaşamayız.

SON OLARAK KENDİNİZ VE FİRMANIZ AKKAYA ISI HAKKINDA KISACA BİLGİ VERİR MİSİNİZ?
Akkaya Isı Makinaları A.Ş. bir aile firması. Firmamızın kurucusu babam Makine Yüksek Mühendisi Ali Akkaya’dır. Kendisi 1962 İTÜ mezunudur. Babamız 1964 yılında bu işe başlıyor. Merkezimiz ve fabrikamız Konya’da bulunuyor. Isıtma sistemleri ve kalorifer kazanları ağırlıklı olmak üzere faaliyetlere başlanıyor. Daha sonra 1970 yılında İtalyan Blowtherm firması ile bir lisans anlaşması yaparak ağır yağ brülörü imalatına geçiş yapılıyor. 2006 yılı itibari ile brülör imalatını durdurduk, ancak bu firma ile diğer alanlarda işbirliğimiz sürdü. Bu dönemde firmamız bakış açısını değiştirdi ve endüstriyel ürünlere ağırlık vermek üzere domestik pazardan çıktık. Şimdi tamamen buhar kazanı, atık ısı kazanı, kızgın yağ kazanı gibi ürünlerin imalatını gerçekleştiriyoruz. İmalatımızın %80’den fazlasını yurtdışına satıyoruz. Madagaskar’dan Avustralya’ya kadar ürünlerimizi gönderiyoruz. Son 10 yıllık satış oranlarına baktığımızda, ihracatımızda, Avrupa ağırlıklı olmakla beraber son dönemlerde Kuzey Afrika ve Körfez ülkeleri yoğunluklu faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Firma olarak ağırlık verdiğimiz ürün gruplarından bir tanesi de yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesi noktasında ciddi bir potansiyele sahip olan biyokütle kazanlarıdır.
Şu anda ikinci kuşak olarak, 2 ablamla beraber şirket yönetiminde faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.

Ben 1999 yılında ODTÜ Makine Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Mezuniyetimin ardından şirketimizde işe başlayarak, işletmemizin çeşitli kademelerinde görev aldım. İmalattan başlayarak, satın alma, satış, tasarım gibi bölümlerde görev yaptım. Üniversite yıllarından önceki öğrencilik yıllarımda da yaz tatillerinde çıraklığımı şirketimizde yaptım. Bu anlamda babamızın bizi yetiştirme tarzını takdir etmeden geçemeyeceğim. Ben ufak yaşlarımda çalışanlarımızla beraber iş giysilerimi giyerdim, öğlen yemeklerini beraber yerdim, akşam servisle onlar ile beraber eve dönerdim. Kısaca atölyenin içinde yetiştiğim için bunun faydalarını ilerleyen senelerde çok fazla gördüm. 2005 yılında Japonya’da 6 ay süren kalite uygulamaları ve tahribatsız muayene yöntemleri üzerine bir eğitim programına katıldım ve orada Japon çalışma sistemini yakından gözlemleme şansı buldum. 


 

İlginizi çekebilir...

EMAS Makina Pazarlama Müdürü Atakan Unan: 'Ar-Ge'ye Ayırdığımız Payı %10 Mertebelerine Yükseltmeyi Hedefliyoruz'

Emas Makina Sanayi A.Ş., 30 yılı aşkın süredir E.C.A. markası ile ısıtma sistemleri sektörünün en güçlü markalarından biri olarak faaliyetlerini sürdü...
3 Temmuz 2018 Salı / 13:46

Wenta Isı Teknolojileri A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Aydın: 'Yeni Yatırımlarla Büyüyoruz'

Konusunda deneyimli mühendisleri ve çalışanları ile ısıtma sektöründe çağın teknolojisine uygun çözümler sunan Wenta, Ankara ve Kırşehir'de yeni f...
3 Temmuz 2018 Salı / 13:42

Agon Genel Müdürü Mehmet Rodop:"Bakış Açımızda Rakip Diye Birşey Yok"

Agon'un Genel Müdürü Mehmet Rodop dergimize firmalarının başarı hikayesini paylaşırken, sektör ile ilgili birçok değerlendirmede de bulundu....
4 Haziran 2018 Pazartesi / 09:40