E-DERGİ
Tesisat 263.Sayı

 


E-Dergi Oku

Enerjide Yeni Sınırlar: İleri Teknolojiler, Arz-Talep ve Enerji Jeopolitiği

Enerjide Yeni Sınırlar: İleri Teknolojiler, Arz-Talep ve Enerji Jeopolitiği

13 Şubat 2013 Çarşamba / 17:11 | PERSPEKTİF | Yorumlar

İklim değişikliği ile ilgili raporlar yazılıyor, kongreler yapılıyor. Tehditler, alınması gereken tedbirler tartışılıyor. Öte yandan Deloitte’un "Enerjide Yeni Sınırlar’’ adlı raporunda, teknolojinin, arz-talep ve enerji jeopolitiğini nasıl yeniden şekillendireceği anlatılıyor. Rapora göre en önemli değişimlerin başında, günümüz enerji şirketlerinin dünyanın en önemli teknoloji şirketleri arasında yer almaya başlaması geliyor. Donanım ve yazılım alanlarında ulaşılan ileri teknoloji, birkaç yıl öncesine kadar hayal bile edilemeyen bölgelerdeki jeolojik potansiyeli ortaya çıkarıyor.

Enerji teknolojileri; araştırmalarda inovasyonun tetiklenmesi, akıllı binalarda enerji yönetiminin sağlanması, su, elektrik ve doğal gazda akıllı şebekelerle daha iyi planlama yapılması gibi alanlarda enerji devrimini şekillendiriyor.

Yaşanan teknolojik dönüşümün ekonomik, çevresel ve jeopolitik sonuçlarının nefes kesici olduğu belirtilen raporda, en heyecanlı gelişmenin oyuna katılacak yeni oyuncular olduğu belirtiliyor.

Bugün Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinin yanısıra, Brezilya enerji devi olmaya hazırlanıyor. Kanada ve Rusya enerji alanındaki konumlarını güçlendiriyor. 2010 Haziran ayında Russian Academy of Science Direktorlerinden Prof. Robert Nigmatulin’in 70 yaş yıldönümünde Rusya’da düzenlenen 3 ayrı kolekyumda, davetli konuşmacı olarak "Enerji Etkin Binalar, Yenilenebilir Enerji" konularını anlattığımda, Rusya pek önemsememiş, Arctic’te, Baltık denizinde çok petrolleri olduğunu belirtmişlerdi.

Bilindiği üzere, ABD, dünyanın bir numaralı doğalgaz üreticisi oldu. Ülkenin kaya gazından elde ettiği gazın, toplam gaz üretimindeki yeri 2001’de yüzde 2 seviyesinde iken, bugün yüzde 30’a ulaştı. Bunun sonucunda ABD’deki doğal gaz fiyatları sürekli bir düşüş trendine girdi. Doğru politikalar, akıllı yatırımlar devam ettiği takdirde, Kuzey Amerika’nın enerji bağımsızlığı hedefine ulaşacağı kesindir. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA)’na göre ileri teknolojiye sahip yazılımlar sayesinde, kaya gazı, küresel konvansiyonel gaz üretiminin yarısını temsil edecek. Konvansiyel olmayan petrol üretimi ise 2035 yılında günde 10 milyon varile ulaşacak. Tutucu tahminlere göre mevcut petrol rezervleri, tarih boyunca tüketilen petrolün dört katına ulaşıyor. İyimser tahminler ise, petrol rezervlerinin bugüne kadar kullanılan petrolün 12 katına ulaştığı yönünde. IEA, bu günden 2035 yılına kadar konvansiyonel olmayan gaz ve petrol kaynaklarına 20 trilyon dolar harcanacağını kaydediyor.

Büyüyen enerji üreticileri  sıralamasına katılan ülkeler arasında Filipinler, Arjantin, Angola ve Polonya’yı saymak mümkün. İsrail yeni gaz keşifleri ile gündeme geliyor.

Deloitte raporunda, yenilenebilir enerjinin de 2015 yılında toplam 800 milyar dolar büyüklüğe ulaşacağı ve 2030 yılında dünya elektrik tüketiminin yüzde 17’sini karşılayacağı belirtiyor.

Bloomberg New Energy Finance tarafından yayımlanan habere göre, 2012 yılında temiz enerji yatırımları bir önceki yıla göre yüzde 11 oranında gerileyerek 302.3 milyar dolardan, 268.7 milyar dolara indi. Yenilenebilir enerji sektöründe sadece küçük ölçekli hidroelektrik yatırımlarında yüzde 17 oranında bir büyüme yaşanırken, diğer alanlardaki yatırımlarda gerileme oldu. Bu gerilemede temel neden olarak sektöre yönelik teşviklerin azalması ve güneş enerjisi sektöründe panel fiyatlarındaki düşüş  gösteriliyor. Gerilemenin en fazla yaşandığı ülkeler; yüzde 68 ile İspanya, yüzde 51 ile İtalya, yüzde 33 ile Hindistan, yüzde 32 ile ABD gösteriliyor. Çin ise yenilenebilir enerji yatırımlarını 2012 yılında yüzde 20 oranında arttırarak 67.7 milyar dolar seviyesine çıkardı.

Bu arada Fukuşhima felaketine rağmen, özellikle Asya’da nükleer enerji yatırımlarının çok büyük bir hızla arttığına dikkat çekiliyor. Güney Kore’de elektriğin yüzde 31’inin 21 nükleer santral tarafından sağlandığına; Çin’de ise 26 yeni nükleer santralın inşaat aşamasında olduğuna yer veriliyor.

Bir yanda iklim değişikliği, bununla ilgili raporlar, dünya ekonomik kırılganlığı, ülkelerin çevresel risklerle mücadele gücünün azalması, diğer yandan ileri teknolojiler sayesinde yeni bulunan petrol ve doğal gaz kaynakları…

"Yarınımız iyi olsun" demekten, ümidimizi yitirmemekten başka çare görünmüyor.

Prof.Dr.A.Nilüfer Eğrican

SUNTEK International