E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 

Mühendislikte Beyin Gücü Hizmet İhracatı

Mühendislikte Beyin Gücü Hizmet İhracatı

8 Şubat 2012 Çarşamba / 10:41 | GÖRÜNÜM
193. Sayı (OCAK 2012)
9 kez okundu

Mühendislikte Beyin Gücü Hizmet İhracatıCELAL OKUTAN
 
Yurtdışına satışla gönderilen tüm ürünler ihracat sayılmaktadır. Devletten teşvik alırlar. Bu malzemeler üretim veya hammadde olabilir. Bu hizmet yapan ticaret adamları sadece sermayeleri ile bu hizmeti görürler. Buna kaşın yurtdışına beyin göçü veya el emeği ihraç eden insanların benzer hizmetleri ise ihracat sayılmaz. Örneğin; doktor, mühendis, bilgisayar uzmanı gibi kimselerin yurtdışı kazançları ihracattan sayılmamaktadır. Suiistimal olmaması için yapılan bu günkü uygulamanın hatalı yönü gerçek ihracat yapan beyin gücü hizmet sahiplerinin mağdur olmasıdır. Mühendislik hizmetinin danışmanlık, müşavirlik, tasarım ve uygulama hizmetlerinde göze çarpan bu haksızlığın önlenmesi gerekir. Gerçi devlet bu anlamda teşvikler koymuştur ancak Türkiye’deki uzmanlık düzeyini iyi bilmek gerekir. Serbest meslek sahibi 2-3 kişilik bir büro ile  yurt dışında ofis açma eleman çalıştırma imkanı yoktur. Dolayısıyla bunların fatura karşılığı getirecekleri döviz vergiden muaf olmalıdır. Bu sorunlara devlet bir çare bulmalıdır. Ülkemiz inşaat sektörü Rusya, Ukrayna, Belarus, Türki Cumhuriyetler, Libya, Tunus, Irak, Sudan gibi ülkelerde büyük müteahhitlik hizmetleri vermekte ve her geçen yıl içinde onların güvenini kazanmaktadır. Beyin gücü ile hizmet veren tasarım ve müşavirlik hizmetlerinde ise arzulanan güven sağlanmamıştır. Dolayısıyla uzmanlarımız maddi imkanlar nedeniyle yurtdışında ofis açma olanağına sahip olamamışlardır. Bu amaçla arzulanan gelişimi sağlamak maksadı ile uzmanlık bürolarına, müşavirlere ve tasarım şirketlerine bazı avantajlar sağlanmalıdır. Aksi halde yurt dışı firmalar; bizleri taşeron olarak kullanmakla kalmayıp, bizler hizmetlerimiz üzerinden onlara paralar kazandırmış bulunmaktayız. Ayrıca yurtdışı firmalar hiç bir şekilde taşeron firmalara know-how aktarmamaktadır. Bu yönden beyin gücü hizmet veren firmalara ayrıca gelişim imkanı sağlanmalı, devlet kendilerine güvence vermelidir. 
 
Beyin gücü hizmette temel hammadde, insanımızın görgüsü, çalışkanlığı ve eğitiminden kaynaklanır. İyi bir eğitim ile Türk gençleri her alanda yurtdışında önemli hizmetler verecek düzeydedir. Bu nedenle eğitim müfredatı çok iyi seçilmeli ayrıca bu eğitim kapsamında teknik lisan öğretilmelidir. Özellikle yurtdışı hizmetlerde teknik lisan çok yararlıdır. Sayıları 400.000 civarına ulaşan teknik elemanlarımızın ticaret ve satış elemanı olmasına yönelik yollar kolay seçimler olup, devletin bunu önleyerek mühendisliği üretici hizmete dönüştürmesi gerekmektedir. Ayrıca teknik elemanlarımızın sınıflandırılması zorunludur. Bu anlamda Makina Mühendisleri Odamızın (MMO) Mühendis ve Makina adlı Dergisi’nin Ekim 2011 tarihli 621 Nolu sayısı çok önem taşımaktadır. Oradaki makalelerde açıklandığı görüldüğü üzere Çin, Amerika, Almanya, Hindistan, İtalya, İsrail’de mühendislik eğitimleri çok iyi incelenmeli, değerlendirilerek ülkemize adapte edilmelidir.
 
Almanya’nın sanayisinde çalışan mühendislerin üst düzey yöneticilerinin çoğu doktora yapmış mühendislerdir. Aynı şekilde Alman üniversitelerinde görev alan Prof. ve doçentlerin hemen hemen hepsi sanayiden gelme pratik tecrübesi olan insanlardır. Bu yönleri ile Almanya ve Türkiye eğitimleri benzer olmakla birlikte uygulamalar çok farklıdır. Ülkemizde sanayide deneyimli insan profesör olamaz. Bırakın onu mühendislikte yüksek lisans farkı hemen hemen kalkmıştır. Ayrıca Master Yüksek Lisans derecesi kullanılmaz, eğitim farklarına önem verilmez. Bu yönleri ile mühendislerimizin bilimsel yönünün kuvvetlendirilmesi gerekir. Bu taktirde ülkemizde Ar-Ge çalışmaları çoğalır. Dolayısıyla meslektaşlarımız başarılı olur. Hizmetlerini yurtiçi ve yurtdışında pazarlama imkanı bulurlar. Bu konuda TOBB Klima Meclisi tarafından İklimlendirme Sanayi İhracatçılar Birliği kurulmuş olup ümidimiz; Birlik Başkanı Zeki Poyraz önderliğinde başarılı sonuçlar alınmasıdır.
 
Temizlik ve Banyo
“Temizlik imandan gelir” sözcüğü bütün dinlerde geçerli olmakla birlikte sağlık, temizlik kuralları Müslümanlıkla başlamıştır. Hz. Muhammed Kuran’da ilahi ilhamla namaz öncesi abdest ve gusül abdesti alma usul ve yöntemlerini ortaya koymuştur. Orta Çağ ve Yeni Çağ’da büyük bir kirlilik içinde yaşayan Hıristiyan alemi son iki asır içinde ileri teknoloji ve ekonomik gelişmeler sonucu hijyen, sağlık ve temizlik konusunda büyük aşama kazanmıştır. İnsanoğlunun ilk çağlarda görülen temizlik arzu ve tutkusu “uygarlığın beşiği olan Mezopotamya’da” başlamış, bu bölgedeki halklar “hıfzısıhha” kurallarını uygulayan ilk toplum olmuştur. Tarihte temizlik sistemi zamanla Mısırlılar, Yunanlılar ve Romalılarla gelişmiştir. M.Ö. 3000 yılında bugüne kadar Pakistan ülkesinde yer alan Mohenjo-Dara yakınlarına yerleşen Horappan’lar kent merkezine inşaa ettikleri dev hamam ile temizliğe gereken önemi veren ilk kavim sayılırlar. Ülkemizde gerek Osmanlı İmparatorluğu zamanında, gerekse Cumhuriyet devrinde temizlik kavramı yaşamımızda daima ön planda tutulmuştur. Alt yapı ve ekonomik koşullar nedeniyle günümüzde gerileyen bu niteliğe rağmen aile birliğinin temeli olan kadınlarımız sayesinde evlerde temizlik daima öncelik kazanmıştır. Geleneksel Türk hamamları küçük yerleşimlerden en büyük kentlere kadar şehrin odak noktası olmuş; usül, adet ve yöntemlerle sağlık ve hijyen korunmuştur. 
 
Bir Türk hamamı, mimarisi, kurnaları, göbek taşı, kese ve sabun bölümleri, soğukluk ve dinlenme yerleri ile bugün örnek fitness centerların ana temasını göstermektedir. Banyo içeriğinde hamam, terleme, keselenip kir atma, liflenip sabunlanma gibi işlevleri içermekte olan hamam olgusu bireyler tarafından haftada en az bir kez yapılan sağlık ve temizlik şöleni halini almaktadır. 1930’lu yıllarda başlayıp, 1960’lı yıllara kadar uzanan sağlıklı hamam konforu, hijyen koşulları, ortam sıcaklık ve rutubeti, natır hizmetlerinin titiz ve temiz servislerinin bu güne kadar korunamamış, korunmaması nedeni ile temizlik sıhhi tesisat teknolojilerindeki gelişimle birlikte evlerde duş ve banyo yöntemlerine dönüşmüştür. Bugün sinema filmlerine konu olan hamamlar dünyadaki benzer sağlıklı banyo servisi verebilen tesislerden çok üst düzeyde konforlu ve hijyenik kabul edilebilir. 
 
Nitekim Osmanlı döneminde ülkemize gelen batılı gezginler yapıtlarında Türklerin haftada iki ya da üç kez yıkanmayanları “pis” kabul etmesinden şaşkınlık duymuşlar, yazılarında yıkanma, abdest alma, gusül abdesti alma yöntemlerini karıştırmışlardır. Viyana kapılarına dayanan Osmanlılar, Trakya, Makedonya ve Budapeşte’de çok güzel hamam örnekleri sergilemişlerdir. İvan Illich’in “su” adlı kitabında yazdığına göre Avrupalılar; Türkler, Araplar, Yahudiler ve Finliler sayesinde “hamamı” tanımışlardır. Başlangıçta tıbbi amaçlarla kullanılan hamam, sonradan temizlenmek maksadıyla kullanılmıştır. Batıda hijyen ve temizliğin çok ağır gelişimi nedeniyle 1830 yıllarına kadar vücut bakımı çıplak bedenin süngerle silinmesi anlamına gelmiştir. 1930 yıllarında bile Fransa ve İngiltere’nin bir çok bölgesinde anneler çocuklarını tükürükle ıslattıkları bir mendilin kenarıyla silip temizlemişlerdir. Esasen nüfusu 7 milyara ulaşan dünyanın bir çok yerinde insanların bir bölümü doğduklarında ve öldüklerinde yıkanmaktadır. Öte yanda, Türk hamamlarında olduğu gibi bazı uygarlıklarda ise banyo ve hamam terleme, terin kirini gideren ovma yıkama anlamında bireyin sağlığına yönelik bir ayin şeklinde kendini göstermiştir. 
 
İnsan sağlığı için banyo öncesi en az 20 dakika boyunca vücut toksinlerinin spor ve sauna gibi benzeri usullerle atılması ve son derece rahatlatıcı banyo sonrası bol bol su içmesini gerektirmektedir. Bu bağlamda saunayı ilk bulan Finliler olmuştur. Tom Johnson ile Tim Miller “The sauna book”ta saunayı gizemlerle yüklü bir kavram olarak tanımlamakta günlük yaşam faaliyetlerinin hay huyunu aşan bir ideal olarak göstermektedir. 
 
Finliler tarafından uzun yıllar kiliseye gitmekle bir tutulan bu kavram adeta kutsallaşmıştır. Genelde sauna; 71-98ºC ortam sıcaklığında, bağılnem oranı yüzde 10 civarında ahşap ısıl bir odadır. Yeni teknolojilerle bu gelişmiş, Türk hamamından esinlenerek buhar banyo ve saunaları doğmuştur. Gerçekte sauna kuru ya da nemli sıcak bir ortamda terlemek ve toksin atmak amaçlıdır. Bazen odalarda her iki şart sağlanabilir. Nitekim Fin hamamlarında odun ateşi ile sıcaklık yükseltilmekte su ile de %30 bağıl nem ayarlanmaktadır. Amaç terlemek, dolayısıyla vücudun ısıyı dağıtabilmesini sağlamak, derin nefes alan deliklerini temizleyip, ovmak suretiyle açmaktadır. Çünkü terleme bedende istenmeyen maddelerin (toksinlerin) atılması, fazla tuz ve minerallerin dengelenmesi doğal olarak vücut mekanizmasının iyileşme yöntemlerinden biridir. Ayrıca nemin de, dolayısıyla vücut terinin buharlaşıp, yoğunlaşması önemlidir. Temiz ve teri atmış vücutta buhar sağlıklı bir terapi olduğu kadar cilt için derin nefes almasını arttırmak maksadıyla kullanılan çok yararlı bir yöntemdir. Kuru sauna sonrası ekose duşlarda kaya tuzu ile vücudun oyulması deri üzerindeki kirleri atmanın yanı sıra yağları eritmek suretiyle temizleyip, insanı rahatlatır. Genellikle sauna sonrası temizlenmiş, vücut sıcaklığı yükselmiş sağlıklı insanlar “şok havuzu” denilen soğuk suya girerek vücuttaki ısıl dengeyi ve kan deveranını dengelemişlerdir. Finlandiya ve kuzey ülkelerinde, özellikle kayak merkezlerinde soğuk su yerine kar ile vücudun teması ve defne dalları ile kan deveranının hızlandırılması tercih edilmektedir. Bu yöntemlerin karaciğer ve böbrek rahatsızlığı olan kişilere yararlı olduğu iddia edilir. Ancak yüksek tansiyonu olanlar ile kalp rahatsızlığı, koroner yetmezliği olanlara tavsiye edilmez. 
 
Ayrıca sağlıklı insanların sauna öncesi vücutlarının yeterli bir direnci olup olmadığını kontrol etmesi, sauna süresinde ve sonrasında bol bol su içmesi gerekmektedir. Buhar banyosuna vücudu alıştıra alıştıra başlamak ve aşamalı olarak süreyi uzatmak yararlıdır. Önceleri pişiyor ya da haşlanıyor gibi hissettiğiniz banyoda kısa bir sürede vücut sıcaklığı buhar veya kuru saunada adaptasyon sağlar. Buhar banyosu kardiovasküler sistemde ciddi değişiklikler meydana getirir, önemli olan eğer önemli bir rahatsızlığınız yoksa bu değişikliklerin kalbin ve atar damarın sağlıklı bir şekilde işlemesinin sağlanmasıdır. XX. asırda banyo ve tuvaletlerde büyük değişim ve gelişmeler olmuştur. ASPE ve Frankfurt fuarlarında görülen teknoloji bunu sergiler. Özellikle otel ve lüks evlerde banyolara verilen önem duş ve küveti ayırmış, jakuzi ve buhar sistemlerini tesis etmiş; modern ve estetik vitrifiye malzemeleri kullanmaya yöneltmiştir. Foto selli armatürler, hijyenik tuvalet kapakları, taharet duşlu klozetler, basınç regülatörleri, ısıtıcılı ankastre tecridler bu gelişimin örnekleridir. Bir küvette kayma önlemleri, paspasların mantarlardan arınması, ısıtıcılı havluluklar, kondens önleyici aynalar, banyo güzellik dispanser dolapları bu gelişimlerin detayları sayılır. Banyodan sonra kurulanacağınız havlu ve bornozdan tutunda sabun, şampuan, lif ve vücut kremi ve çeşitli parfüm ve deodoranta kadar her şey sistemin gelişimine yönelik endüstriyi gösterir. Aynı şekilde sağlık merkezleri, terapi ve tedavi üniteleri incelendiğinde su altı masajları, darbeli duşlar, ekose duşlar, yanık tedavi havuzları, ozonlu küvetler, çamur ve yosun banyoları bilim ve teknikte akıl almaz gelişim, insan konforunu sanata yönelik estetikle sergilemektedir. 
 
Profesyonel Mühendislik
Mühendislik sektöründe üniversite eğitimi meslek için gerekli bilimsel temel eğitim ve mesleki bilgileri verir, kaynaklarını belirler ve eğitimde doğru hedefleri göstererek diploma ile mesleğe yöneltir. Mesleğe yönelim ise lisans sonrası bireysel gelişim, teknolojik ve bilimsel yetenek, tecrübe ve mesleki üretim ile mümkündür. Lisans üstü eğitim, akademik kariyer, uygulama dönemi, insana profesyonel ve uzmanlık alanlarından mesleğin uygulanabilirlik yeteneklerini kazandırır. 
 
Geri kalmış ülkelerde, diploma yetkisi ile yapılan yatırım, proje, imalat ve yönetim hatalarının sonuçlarındaki büyük maddi ve manevi kayıpları toplum ödemektedir. Gelişmekte olan ülkeler ile gelişmiş ülkelerde yatırım, işgücü, zaman kayıplarını önlemek, verimliliği arttırmak, işletmeyi ekonomik kılmak ve kullanılabilirliği sağlamak üzere mühendislik hizmet ve sektöründe, işlerini bilenler tarafından sorumluluk ve yükümlülük altında yapılması zorunlu kılınmıştır. Bu yöntem, uzmanlığa yönelik profesyonel mühendislik hizmetleri oluşturmuştur. Profesyonel mühendislik uygulamasının kurumsallaşması, toplu yaşam düzeyimizin çağı yakalaması, toplumun bilim ve teknolojiye dayalı olması mümkündür. Bunlar sosyal talebe endekslenmeli, uygulama yasalara dayandırılmalıdır. Esas olan ana karnındaki çocuktan başlayıp, fani olmuş bireylere kadar olan süreç içinde insan haklarıdır. Yaptırımların odağını oluşturan bu kavram, hizmet sektöründe işin uzmanı olmayı, sorumluluk taşımayı zorunlu kılar. Bu husus bütün meslekler için geçerlidir. Toplum yaşam kurallarında bu koşul aranmalıdır. Aynen trafik yasalarındaki sürücü ehliyeti gibi. Ancak günümüzde bu tür ehliyet sertifikalarının da geçersizliği görülmüş; toplumun baskısı ile her hizmette profesyonellik yetkisi aranmıştır. Konu bu yönden incelendiği takdirde görüleceği üzere, profesyonelliğe yönelik uzmanlıkta mesleki eğitim, eğitim sonrası mesleğe yönelim, bu yönelimde elde edilen deneyim, yapılan üretim kazanılan beceri önemlidir. Bu niteliklerin kontrolü, belgelenmesi; üniversite, oda, birlik ve dernekler tarafından ayrı ayrı yapılamaz, yapıldığı takdirde tek yönlü baskı unsuruna dönüşür. Uzmanlık; bu kurumların da temsil edildiği, yasal bağımsız devlet yetkisi ile özdeşmiş, denetim ve kontrol altındaki profesyonel mimar ve mühendis kurulları tarafından verilmelidir. İlk uygulamada; tescilli serbest bürolar, kurum ve oda dernek, birlik ve kamu kurum temsilcileri bu kurulun doğal üyeleri olmalıdır. 
 
Özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Kanada gibi göç ve yerleşime hedef olan ülkelerde “profesyonellik” uygulaması teknik bir gereksinimden sosyal bir sorumluluk olarak ortaya çıkmış, mühendislikte topluma yararlı hizmet kavramını esas almış, tüketiciyi koruma amaçlı doğmuştur. Bu nedenle bu ülkelerde profesyonellik, federal yönetim ve eyaletlerde kurumsallaşmış yasal bir uygulamadır. Yasa kurallarına göre yerel yönetimlerde teşekkül eden bağımsız profesyonel komite tarafından usullere uygun bir prosedür içinde verilmektedir. Bu uygulama zamanla meslek odaları, ihtisas dernekleri, sigorta kurumları tarafından destek görmüş ve bilime dayalı toplumların konuda bilinçlenmesine ve hizmet sektörüne güvenini sağlamıştır. Bu yetkiyle profesyonel mühendislik hizmetinde uzmanlık ve sorumluluk belirler Garantisi; mesleki denetim ve uzmanlık sigortasıdır. Vecibeleri ve cezası bu unvanın süreli veya süresiz elinden alınması, hata ve kusurların tanzim edilmesidir. Unvan, yetki tanımını belirlemekte olup, mühendislikte meslektaşlarına faaliyet, üstünlük ve rüçhan hakkını göstermez. Profesyonellik, sadece mühendisliğin hizmet sektöründe beyin gücü ile hizmet veren; hakemlik, proje, müşavirlik, denetim, kontrol, araştırma, geliştirme, tanım, kabul, testi işletme alanları dışında genellikle uzmanlık dışı faaliyetlerde bulunmayan mühendislere verilen bir unvandır. 
 
Profesyonellik; bir çok ülkede farklı uygulama olmakla beraber, genelde okul sonrası minimum üç yıl süren, mesleğe yönelim süresi sonunda talep üzerine uzmanlık alanında yetkili komite tarafından yapılacak sınav sonucunda veya belirli bir süreç sonunda yaptığı hizmetler ve ürettiği projelerin niteliğini belgeleyen, bu belgeler esas alınarak yetkili komite denetim ve değerlendirilmesi ile verilebilir. Profesyonellik belgesi her üç senede belirlenecek bir düzen içinde yenilenir. Bu süreç maksimum 15 yıl devam eder; 15 yıllık profesyonellik unvanı hayat boyu meslekte profesyonel mühendis unvanını taşırlar. İleri ülkelerde bu uygulamanın ilk başlangıcında oda ve meslek kuruluşlarına kayıtlı ve tescilli bütün mühendislerde, bağlı olduğu kuruluşun veya sigortanın garantisinde profesyonel unvanı verilmiş, ilk üç yıl süresinde kullanılan bu yetki üç yıl sonunda belirli bir prosedür içinde değerlendirilip yasallaşmıştır. 
 
Her mühendislik hizmetinde teknik sorumluluk esastır. Bazı hizmetlerde diploma yetkisi yetersizdir. Bu nedenle özel ihtisas alanlarında sorumluluk ve yükümlülükleri sınırlı kalmak üzere profesyonel mühendislik hizmeti aranır. Profesyonel mühendislik hizmeti üretiminde, etki ve katkıları olan uzmanlık, müşavirlik, kontrol hizmetlerinde zorunlu müteselsil mesuliyet gerekir. Profesyonel hizmet yürürlülükteki yasa, yönetmelik, şartname ve nizamnamelere uygun tarzda yapılır, ancak bu kaynaklar, bilim ve tekniğe aykırı olamaz. Yönetmelik kararname, şartname ve nizamnamelerin bilim ve tekniğe aykırı olması halinde esas olan meslek yasalarına dayalı teknik kurallardır. Ayrıca yukarıda bahsedilen dokümanların tasarım ve teknolojik gelişimi önlememesi, tekniğe aykırı kurallar koymaması, takdiri usuller vazetmemesi esastır. Bu hallerde uluslararası mühendislik uygulama standartları ve yöntemleri geçerlidir. Mühendislik hizmetlerinde zorunlu standartlar, imar, çevre, sağlık, güvenlik, hijyenik şartlar, test ve kontrol kuralları; yasa anlamında olup, hizmette uygulanması mecburi kurallardır. Hiçbir bireysel yaklaşım ve tasarım konsepti ile kaldırılamaz, değiştirilemez, ancak kuralların bilim ve teknoloji ile paralel gelişimi zorunludur. 
 
Profesyonel tasarım, uygulama, denetim, kontrollük, işletmeye alma, test, kontrol hizmetlerinde yapılabilirlik “Liability Ensurance” sigortası aranır. Sigorta uygulaması olmayan ülkelerde geçici bir dönem için, bu güvence oda ve mesleki kuruluşlarca verilir. Kamu, yerel yönetim ve özel kesim kuruluşlarda çalışan profesyonel mühendislik hizmetlerinin güvencesi ise kendi kuruluşları tarafından sağlanır. Ayrıca kurumsallaşmada profesyonel mühendislik uygulamaları için mesleğin kendine has “etik” temel ve ahlaki kuralları geçerlidir. Avrupa Birliği ülkelerinin çoğunda, profesyonel mühendislik uygulaması kurumsallaşmış olmakla birlikte, hizmette uzmanlık ve sorumluluk toplum bilinçlenmesi ile gelişmiştir. Profesyonel mühendislik uygulaması özellikle Kuzey Amerika’da çok başarılı uygulanmıştır. Amerika’da PE (Professional Engineer) ABD’deki tüm eyaletler tarafından başarı ile bitirilen sınavlar sonucu verilmektedir. Dikkate değer husus, sınavlar ve değerlendirilmelerin üniversiteler tarafından değil, State Board adı verilen eyalet valiliğine bağlı özerk bir meslek kurulunca yasalara uygun yapılmasıdır. Bir eyaletten kazanılan PE derecesi diğer eyaletler tarafından bazen kabul edilmekte bazen ise edilmemektedir. Örneğin; Kaliforniya eyaletinde PE olarak çalışmak isteyen ve başka eyaletten PE derecesi bulunan mühendis yine de sınavlara girmek durumundadır. Aynı şekilde Ohio eyaletinde yabancı ülkelerden mezun olanlar için şartlar daha ağırdır. 
 
Lisans derecesi ile bir üniversiteden mezun olan genç bir mühendis, önce iki yıl süre ile bir şirkette veya kamu sektöründe mühendislikle ilgili işlerde çalıştıktan sonra EIT (Engineering Training) yani stajyer mühendis derecesi için sınavlara girmek üzere başvurur. Müracaat formunda diğer ayrıntılı bilgilerin yanında çalıştığı işlerin komple dökümü ve profesyonel uzmanların referansları istenir. Referans verebilecek mühendislerin isimleri istenir ki, bunların “PE” dereceli olması zorunludur. EIT sınavı, dört saatlik seçmeli tipte ve temel mühendislik bilgilerini ölçmeye yöneliktir. Fizik, matematik, temel mühendislik konularına ağarlık verilmektedir. Sınavın bir gayesi, üniversitede öğretilen bilim ve tekniği değerlendirmektir. Sınavı kazanan aday, iki yıl için mesleği ile ilgili daha sorumlu işlere geçer, ancak yinede imza yetkisi yoktur. Projeleri, PE derecesi olan bir mühendisin imzası ve sorumluluğu altında üretebilir. İki yılın bitiminde EIT sınavını kazanmış olan aday, bu kez PE sınavı için müracaatını yapar. Bu müracaat yapılırken aday tarafından çalıştığı işlerle ilgili çok detaylı dosya hazırlanır. Yine PE derecesi sahibi dört saygın mühendisin adlarının yanı sıra, State Board tarafından bu mühendislerden ciddi referans istenir. Belgelerinde takıntısı olmayan adayların belirli bir günde, birbirinden farklı zaman dilimlerinde toplam 8 net saatlik yazılı sınava girerler. Burada ağarlık tasarım konularında verilmektedir ve adaylardan şartnamelere uygun, oldukça komplike proje hesapları istenmektedir. Sınava adaylar arzuladıkları malzeme, istedikleri dokümanı getirmekte serbesttir. 
 
Sınavda minimum geçer not 100 üzerinden 70 verilmektedir. Sınavı kazananlara eyaletçe resmi PE Belgesi ve kayıt tescil belgesi aidatını ödemesi sonucu verilmektedir. PE derecesi sahibi mühendise ayrıca, boyutları ve harfleri özel olan profesyonel mühendis mührü kullanma yetkisi de tanınmaktadır. Eyalet, kaydını yenilemeyen ya da meslekte bağdaşmayan işler yapan veya hüküm giyen kimselerin PE derecesini iptal edebilmektedir. PE sınavı aşamaları eyaletten eyalete bir miktar değişebileceği gibi sınav içerikleri de farklı olabilmektedir. En az dört yıl imza yetkisi olmadan mühendislik yapmış ve eyaletçe kabul edilen MS veya Ph.D derecesi almış olan bir aday State Board tarafından EIT sınavından muaf tutulabilir ve kendisine doğrudan PE sınavına girme hakkı tanınabilir. 

 


İlginizi çekebilir...

Mekanik Tesisat Projeleri

Cumhuriyet devrinin reformları içinde kültürel kimliğimizi, bilim ve teknoloji hedefleri ile gösteren önderimiz büyük Atatürk'tür. Sınırsız bir ge...
13 Şubat 2013 Çarşamba / 17:02

Mesleki Gelişim

Bir ihtisas derneği olarak kurulmuş olan TTMD, 1993-1995 döneminde özenle seçilmiş, profesyonel meslektaşlarımızdan oluşan 70 üyeli saygın bir sivil t...
18 Aralık 2012 Salı / 11:35

 

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi

©2019 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir.