Bayındırlık ve İskan Bakanlığı

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı

18 Ağustos 2011 Perşembe / 12:09 | Görünüm | Yorumlar

CELAL OKUTANBayındırlık ve İskan Bakanlığı
Kanun hükmündeki kararnameler gereği Bayındırlık ve İskan Bakanlığı lavedilerek 4 Temmuz 2011 günlü karaname ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kapsamına alınmış. Bu bakanlıkta Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü ön görülmüştür. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kapsamı içinde Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü’nün görevleri detaylı açıklanmaktadır. Bu tanıma göre meslek odalarının stratejilerini gelistirmek, mesleğin faaliyetlerini hızlandırmak, norm ve standartları vazetmek, odaların sivil toplum kuruluşları ile iş birliğini sağlamak gibi hedefleri yer almaktadır. Her nekadar bu tür hizmetlerde kamu denetimi ön planda yer alırsa da bu denetimde mesleki ihtisas örgütlerine yetki ve görev vermemek hatalı bir yaklaşımdır. Demokrasilerde bireylerin örgütlenmesi doğal hakları olmalıdır. Özellikle aynı konuda hizmet veren mesleklerin oda, dernek ve birlik halinde güçlenmeleri gerekir. Nerede ise adetleri 400.000 kişiye ulaşan mimar ve mühendislerin oda ve derneklerinde bir araya gelerek önce mesleki çıkarlarını sonra da uzmanlık dallarını belirlemesi gerekir. Demokrasilerde meslek odaları ve dernekler; hizmetlerde kamu ile birlikte ona yardımcı olarak çalışırlar. Bu yardım güvenli bir hizmet olarak verilir. Örneğin Mesleki Yeterlilik Belgesi’ni kamu kurumları veya meslek odaları veya dernekler kendi başına belirli kıstaslara göre vermemeleri, hele hele puantaj ve basit sınavlarda meslekleri değerlendirilmemelidir. Atatürk zamanında kurulan Nafia Vekâleti 88 yıl içinde Bayındırlık, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı olarak isim değiştirmiştir. Son olarak bügün Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yeni bir isim altında görevlendirilmiş bulunmaktadır. 
 
Bayındırlık Bakanlığı’nın görevleri gerçekte Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın olması gereken hizmetlerinden çok farklıdır. Ayrıca Bayındırlık Bakanlığı yapı teknolojisinde çok deneyimlidir. İnşaat işleri kapsamında genel şartnameler, birim fiyat yönetmelikler öne çıkmıştır. Özellikle deprem şartnameleri, yangın şartnameleri, ihale usul ve kontrol sistemleri gibi hususlarda bakanlık çok deneyim kazanmıştır. Bunları bir çırpıda değiştirmek zaman alacaktır. Bu sorunlar şehircilik kapsamında yapılar ile ilgili diğer sorunları gündeme getirecektir. Bu nedenle Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nı Şehircilik Bakanlığı içinde düşünmek zor olacaktır. Belki bir yönü ile eskimiş şartname ve standartları düzeltme bakımından tüm mevzuatı yeniden elden geçirmek doğru olabilir. Bu hizmet sadece kamu görevlilieri tarafından yapılmamalı, yerel yönetimler, Meslek odaları, ihtisas dernekleri gibi sivil toplum kuruluşları ile birlikte ele alınmalıdır. Ayrıca bu anlamda Avrupa Birliği devletlerinin dikkate alınabilecek çok güzel basit uygulanabilir usul ve kuralları mevcuttur. 
 
Esas olan devlet yönetiminde uygulamanın; siyasi otorite emri altında olması, özellikle uygulamalarda siyasi otoritenin denetimi elinde tutmak kaydıyla tarafsız ve adil hareket etmesidir. Bu anlamda şehircilik Bakanlığı yerel yönetimlerin kontrolünde olan İmar Müdürlükleri uygulamalarını denetlemelidir. Bu kontrol nazım planlarını, yapı imar durımlarını, arazi yerleşimlerini, cephe elemanlarını, yangın, deprem, enerji yönetmeliklerinin kontrollerini kapsamalıdır. Ayrıca yapı standartlarını ve yapı kodlarını yürülüğe koyup denetlemek bu bakanlığın görevi olmalıdır. Bu görev imar müdürlükleri yapı denetim kuruluşları meslek odaları ve ihtisas dernekleri kanalı ile yapılır. Özellikle ihtisas dernekleri yapı kodlarında en sorumlu kuruluş olmalıdır. İzolaşyon normları yangın şartnamesi, asansör koşulları ve benzeri kodlar yapının bütün özelliklerini belirler. Dileğimiz Şehircilik Bakanlığı’nın bu yönde görev ve yetkili kılınıp etkili olmasıdır.
 
İklimlendirme Tarihçesi
İ.T.Ü. Makina Fakültesi dördüncü sınıfında Prof. Dr. Nejat Aybers bizlere ilk kez psikometrik diyagramı ve özelliklerini izah etti. Klima ile bilimsel tanışıklığımız bu derslerde başlamıştır. Havanın özelliklerini ve etkilerini öğrenmek bizlere tesisat mühendisliği dalında büyük adımlar attırmıştır. Bu şekilde tekstil sanayinde, hastanelerde ve toplantı salonlarında iklimlendirmenin önemi gözlerimiz önüne serilmiştir. Diğer taraftan Prof. Ducio’nun termodinamik ve ısı dersleri konforda iklimlendirmeye yönlendirmiştir. Bu gelişim içinde Prof. Fikret Narter bizlere tesisat dersleri vermiş ve ilk olarak Atatürk Kültür Merkezi’nde Todori Karakaş yönetiminde bizlerin de katkısı ile klima projesini gerçekleşmiştir. Gerçi o tarihlerde Bursa’da İklimlendirme tesisatının rutubet kontrolü şeklinde tekstil sanayinde uygulandığını duyuyorduk. Ayrıca hastanelerin ameliyathane birimlerinde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’ndan Serbülent Birgöl yönetiminde klima uygulamaları kulağımıza çalıyordu. Bu nedenle klima uygulama projelerinde akla gelen ilk isim Todori Karakaş, Fikret Narter, Sebülent Birgöl, Nikita Güber, Fahrettin Sönmez, Necdet Uran, Necdet Aybers gibi hocalarımız olup onlardan sonra sıra ile Şadi Tamer, Fikret Taşangil, Kevark Çilingiroğlu, Turan Sarıgün, Muammer Özdemir, İlhan Baysal, Erol Baysal, Sedvan Gürel, Yavuz Sey, İhsan Önen, Engin Kember gibi arkadaşlar gelir. Bu isimlerin içinde ben de varım. Önceleri tekstil dışında hastanelerle başlayan klima uygulaması bugün AVM’lere, havaalanlarına, tüm hastanelere, kongre ve konser salonlarına ve tüm yapılara kadar yayılmıştır. 
 
Eskiden Güneydoğu Anadolu Diyarbakır yöresinde uygulanan monoblok evaporatif  pencere tip klima cihazlarının yerlerini kompresörlü, split klima cihazlar almıştır. Bügün onlar yerine merkezi sistemle beslenen fan-coiller, VRV ve toprak- su, hava kaynaklı ısı pompaları kullanılmaktadır. Bu gelişmede Alarko ve Teba’nın rolü büyüktür. Bunlarla birlikte 1980 sonrası aklımıza gelen tüm firmalar iklimlendirme sektörüne katkıda bulunmuştur. Tabiyatı ile bu gelişimde ihtisas derneklerinin katkıları gözardı edilemez. Eğitim seminerleri ve konferansların yanı sıra hergün yanımızda hissettiğimiz mümessil firmaların iklimlendirme camiasında emekleri çok büyüktür.   
 
Günümüzde yapılarda yenilenebilir enerji kullanımı ile konfor sağlanmaktadır. Güneş, rüzgâr, toprak, hava, su enerjileri buna örnektir. Teknoloji; fosil kaynaklı enerji üretiminden kaçmakta, “0” enerjiye yönelmektedir. CO2 ve NOx emisyonlarının azaltılma çabaları çok önemlidir. Bu anlamda gelişim üretici firmalardan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla Ar-Ge araştırmaları çok faydalıdır. Nitekim yoğuşmalı kazanlar, frekans kontrollü pompalar, soğutma sistemlerindeki yenilikler, otomasyon olanakları hep bu tür bir gelişim içinde sayılabilir. 
 
İklimlendirmenin ilk uygulaması Afrika’da çadırların üstünde sıcak havada yağmur yağdırarak serinletme sağlamak olmuştur. Ayrıca Arabistan ve Mezapotanyada da benzeri usuller uygulanır. Güneydoğu Anadolu şehirlerinde avlu içi havuzlar daha sonra evaporatif klima sistemleri içinde gösterilebilir. İklimlendirmenin Mühendislik hizmeti ile ilgisi 1894 yılında Amerika’da ASHVE ile başlamıştır. 1905’de ASRE haline dönüşen birlik ASHVE ve ASRE olarak devam etmiş 1960 yılında ASHRAE olarak süregelmiştir. Psikometrik diagram 1911 yılında Dr. Willis H. Carrier tarafından hesaplanıp ortaya konmuştur. Dolayısıyla iklimlendirme; sanayideki proses gereği rutubetlendirme ve soğutma tesisatından kaynaklanıp bugünkü konfor kliması haline dönüşmüştür. 
 
Türkiyede konfor kliması hemen hemen bütün yapılarda kullanılmaktadır. Özellikle heat-pump işlemleri ile hem ısıtma hem soğutma mümkündür. Bu anlamda Japon teklnolojisi inaılmaz bir gelişim sağlamıştır. Buna paralel Avrupa ülkelerindeki gelişim Amerika desteği ile sağlanmış ve tüm ülkelerde büyük rekabet ortamı doğmuştur. Bu bakımdan iklimlendirme dış şartlar ne olursa olsun kapalı ortamlarda ısıtma soğutma ve rutubet kontrolu sağlamak amacıyla yapılan teknolojik bir uygulamadır.  
 
Milletvekilleri ve Partiler
Haziran seçimleri ülkenin değer yargılarını ortaya koymuştur. Öncelikli dikkati çeken bir orta kesim doğmuştur. Bunlar Anadolunun çalışkan, muhafazakâr insanlarından oluşmakta. Bu toplum da bilgi ve mali görüşleri ile ülkede ben de varım demektedir. Hatta bir kaçı bir araya gelerek mali imkânlar yaratmakta, yatırıma dönüşmektedir. Gaziantep, Kayseri, Konya, Bursa, Çorum gibi illerimizdeki büyüme bu yöndedir. Bu tür illerimizin çoğu AKP’lidir. Konuyu ekonomik yönden ele alırsak, kimse AKP’nin başarısını inkâr edemez. Namazında niyazında olan bu toplum hiçbir konuda aşırıya kaçmayan muhafazakâr bir toplumdur. Bazılarının İmam Hatip okullu diyerek küçümsemelerine rağmen bilgi ve kültür seviyeleri normal liselilerin üstündedir. Sadece deneyim düzeyleri düşük olmakla beraber buna karşın bu boşluk doldurulmaktadır. Bunların çocuklarının çoğu üniversite okumakta ve lisan bilmektedir. Ayrıca büyük bir bölümü Avrupada meslek içi eğitim görmektedir. Bu tarzda yetişmiş insanları CHP dışlamamalıdır. Aksine onları Atatürk ilkeleri ile yoğurup içine katmalıdır. Oy kaybına rağmen CHP yeni bir yaklaşım içindedir. Başkanları Kemal Kılıçdaroğlu partililere bir ivme kazandırmıştır. Kendisi temiz ve güvenilir bir liderdir. Sadece kadrosu anadolun orta tabakasını fazla tanımamaktadır. 
 
Tayyip Erdoğan’a gelince, kendisi deneyimli, dinamik bir insandır. Bir insanın on yıl içinde bu denli gelişimi zor görülür. Uluslararası politikadaki eksikliklerini dürüstlüğü ve çalışkanlığı ile kapatmaktadır. Bu seçim kendisinin büyük bir başarısı sayılmalıdır. Bu mecliste milletvekillerimiz eskiye nazaran çok gençtir. Çoğu lisan bilmekte, bilim ve teknolojiye inanmaktadır. Hemen hemen hepsi Anadolu efendisidir. Ayrıca 78 kadın milletvekilimiz bizim için bir rekordur. 
 
Ülke yönetiminde çok şey değişmektedir. Asker-sivil ilişkileri normale dönmeye başlamıştır. Ergenekon ve benzeri davalara toplum alışmıştır. Ancak özgürlüğe aykırı olan yaptırımlara aydınlar isyan etmektedir. Bunun içinde en doğru olanı yasaları değiştirmek onların uzun süre haksız tutuklu kalmasını önlemek olmalıdır. Konu bu başlıklarda ele alındığı taktirde ülkemizde toplum bazı sorunlarının acil çözümünü beklemektedir. Kanımca bu seçim siyası otariteye bu imkânı vermiş bulunmaktadır. 
 
Sektör Yayınları
Saydığımda her ay bana gönderilen sektörel dergi adedi 25 olup makale adedi 200 adede erişmektedir. Bu görünüm büyük bir gelişm sayılmalıdır. Teknik Yayıncılığın dergileri Tesisat, Doğalgaz, Yangın, Enerji Dünyası, Atık Teknolojileri, Enerji Verimliliği ve Rehva Journal yanısıra Yalıtım, TTMD, TIMDER, DTK, Termodinamik, Tesisat Market, Oda Pusula, Santigrat, Ondüline, Termo Klima, İnsan, MMD, Mühendis ve Makina ve Anba Rapor göz atabildiğim dergilerdir. Bu dergilerin sektörel haberleri de 200 adedi geçmektedir. Ayrıca hergün bir toplantı ve bir seminer olmaktadır. Bu nedenle ilgililerin hepsini kutlamak gerekir. Bu meyanda sektörel dernekler çoğalmış adedi 40’ı geçmiştir. Yaklaşık 400 kişinin yönetim kurulunda olduğu bu tür derneklerle ilgilenen meslektaşlarımızın sayısı ister istemez 15-20 bin kişiyi bulmaktadır. Dolayısı ile bu sektörden geçinen aile fertlerinin adedi 100.000 kişiyi aşmıştır. Tabiyatı ile bu rakam imalat, satış ve taahhüt ile bir milyona ulaşır. Bu rakam sektörel bir güç sayılır. Yapı teknolojisinde bilim ve tekniğin bir göstergesi sayılmalıdır. Tüm dergiler sektöre yeni uzmanlar ve akademisyenler sunmaktadır. Bu çok sevindirici bir gelişmedir. Özellikle Ankara – İstanbul gibi eski kökleşmiş üniversiteler dışında yenilerinin konularında çok değerli uzmanlar yetiştirmesi önemlidir. 
Bu gelişme tesisat mühendisliği nitelik ve kalitesinde etkileşim onların düzeyini yükseltmek-tedir. Nitekim tasarımcı, uygulayıcı ve imalatçı adedi çok büyümüştür. Ayrıca firmalarında çalı-şan çok kıymetli arkadaşlarımızda mevcuttur. Özellikle kamu sektöründe çalışan uzmanların yayınlarında değerleri sezilmektedir. Böylece sektöre güvenimiz artmaktadır.  
 
Eser Holding Yeşil Binası
Türk Tesisat Mühendisleri Derneği ile Eser Holding’in işbirliğinde düzenlenen bilgi aktarımı ile iletişimi hedefleyen Eser Yeşil Bina Semineri ve yapının gezisi 15 Haziran 2011 tarihinde Eser Yeşil Bina’da yapılmıştır. Bu toplantıda Yeşil Bina Sertifikasyonu süreci ve kazanımları Leed Sertifikasyon sürecinde kullanılan standartlar ile yeşil bina mekanik tesisat ve yeşil bina enerji sistemleri tartışılmıştır. Konu ile ilgili yaptırımlar bir kaç toplantıdan sonra en somut ve net anlatım olarak bu toplantıda ortaya konmuştur. Bu nedenle toplantıyı düzenleyen TTMD Ankara temsilcisi Sayın Züleyha Özcan ile emeği geçenlere çok teşekkür ederim. Eser Holdingten konuşmacı Semih Öncül, yeşil bina tanımını çok net yapmış, geçen süre içindeki çalışmaları gözlerimiz önüne sermiştir. İbrahim Çakmanus’un yeşil bina standartları açıklamaları ASHREA standartlarına atıf yapmakta, ülkemizin o döneme halen erişemediğini sergilemektedir. Son konuşmacı Ayşe Gülbeden binanın mekanik tesisat sistemini açıklamış, yapı maliyetinin %10 fazla yatırımı ile neler yapılabileceğini göstermiştir. Bir çok danışmanın tasarıcının katkıda bulunduğu bu binanın elde edilmesinde en büyük destek bence Holding sahibi İhsan Adiloğlu’na aittir. Kendisini bilim ve teknolojiye olan bu güveni nedeni ile kutlarız. İhsan Bey ülkemizde yüzbinlerce yatırımcıdan ilki olmasının mutluluğunu yaşamalıdır. Kendisinin bu tutumuna yardımcıları ile birlikte mimari, mekanik, elektrik tasarımcıları da büyük destek olmuştur. Hele Eser’in bir taahhüt firması oluşu diğer firmalar için bir örnek sayılır. Bu yanları ile Eser Holding şükranla anılacaktır. 
 
İyi bilinmesi gereken bir husus LEEDS, BREAMS ve benzeri sertifikaların ülkemizde geçerli Enerji Performansı Yönetmeliği ile ilişkisi çok azdır. BEP Bina Enerji Performans Kimliği bir zorunluluk olup hazırlanmasında ve uygulanmasında yanlışlıklar bulunmaktadır. Ayrıca bu tür hiç bir yönetmelik imar müsadesi amaçlı olmamalıdır. Çünkü standartlara dayalı bir imalatın tasarımdan işletmeye kadar doğru ve sağlıklı yapılması Leed ve Breams kriterlerinde açıkça gösterilmektedir. Buna göre alınacak puan tüketicinin gözünden kaçmaz. Nitekim Eser binası Platin ödülünü 110 puan üzerinden 86 puanla almış olup bu sonuç ülkemiz için büyük bir başarı sayılmalıdır. 
 
İ. Safa Giray (İTU 1954)
1954 İTÜ İnşaat Fakültesi mezunu, yatakhane arkadaşım. Dürüst, sevecen, insana saygılı bir dost. Kendisi Elektrik Etüt İdaresi’nde başarılı bir hizmeti müteakip devlet planlama sonrası Anavatan Partisi kurucuları arasında yer almıştır. Turgut Özal’ın güvendiği sözü söz ve kararlı bir kişidir. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı görevlerini başarı ile sürdürmüş, bilgili bir yönetici olmuştur. Güvendiği arkadaşlarını görevlendirmiş ayrıca ihale sorunlar nedeniyle yüce divanda aklanmıştır. Politika sonrası Salı günleri öğle yemeklerinde toplanırdık, toplantıyı o yönetirdi. Şeker hastalığı kendisini yıprattı. 19 Haziran 2011’de vefat etti. Yeri doldurulamaz bu dostumuza Allah’tan rahmet yakınlarına başsağlığı dileriz.