E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 

TTMD Yönetim Kurulu Başkanı Sarven Çilingiroğlu Enerji Verimliliği Hakkındaki Görüşlerini Paylaştı

TTMD Yönetim Kurulu Başkanı Sarven Çilingiroğlu  Enerji Verimliliği Hakkındaki Görüşlerini Paylaştı

25 Ocak 2016 Pazartesi | GÜNCEL
464 kez okundu

35. Enerji Verimliliği Haftası çerçevesinde gerçekleştirilen 7. Enerji Verimliliği Forumu ve Fuarı, 14-16 Ocak 2016 tarihlerinde, İstanbul WOW Convention Center'da yapıldı. Fuar kapsamında düzenlenen “Binalarda Enerji Verimliliği Uygulama Teknikleri ve Teknolojileri Paneli”ne Türk Tesisat Mühendisleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sarven Çilingiroğlu konuşmacı olarak katıldı. Panelin moderatörlüğünü İSİB Başkanı Zeki Poyraz yürütürken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı – Meslek Hizmetleri Genel Müdürlüğü adına Selami Merdin, DOSİDER’den Mustafa Güngör, İSKİD’den Zeki Özen, İZODER’den Ertuğrul Şen ve EYODER’den Ali Naci Işıklı panelist olarak yer aldılar.

Enerji verimliliği hakkında TTMD’nin görüşlerini aktaran Sarven Çilingiroğlu, binalarda enerji verimliliğini konutlar, ticari binalar ve kamu binaları olarak üçe ayırdıktan sonra konuşmasına şöyle devam etti: “Konutlardaki en önemli tüketim özellikle yalıtım zaaflarından kaynaklanmakta ve konutlarda özellikle kullanılacak ısıtma cihazları ve yalıtım konusunda devlet destekleri sağlanmalı, cihaz verimliliklerinde alt limitler oluşturulup takibi yapılmalıdır. Örnek vermek gerekirse kazanların kısmi yüklerde verimlerinin %90’nın altına düşmemesi gerektiği gibi. Bu tür düzenlemeler konutlarda enerji verimliliğini arttıracaktır. Ayrıca yönetmeliklerde, konutlarda kullanımı zorunlu hale gelen termostatik vana ve pay ölçer kullanımının uygulanması takip edilmelidir. Belki bu konuda ayrı bir birim oluşturulabilir. Diğer bir husus da konutlarda Güneş enerjisiyle ısıtma, sıcak su elde edilmesi vb. yenilebilir enerji kaynaklarının bina sistemleri ile bütünleşik kullanılması teşvik edilmeli. Kentsel dönüşüm çerçevesinde bugüne kadar yapılan uygulamalar, binaların statik açıdan yani yapısal olarak iyileştirilmesidir. Konuyu fırsat bilip kentsel dönüşümde enerji verimliliği de göz önünde bulundurup bölgesel ısıtma ve soğutma konusu da ele alınmalıdır.

 

İkinci olarak ticari binalarda da enerji verimliliğini arttırmak için tasarım aşamasında bazı önlemler alınmalıdır. Örneğin Alışveriş Merkezlerinde en büyük enerji giderleri aydınlatmalardan kaynaklanmaktadır, dolayısıyla soğutma ihtiyaçları yüksek olup enerji giderleri artmaktadır. Buna benzer örnekleri artırmamız mümkün. Yine binalarda kullanılan ısıtma, soğutma cihazlarının verimlilik kriterleri ortaya konmalı. Bu tür binalarda kullanılacak klima santralleri, fan-coiller vb. terminal ünitelerinde sertifika aranmalı, bunlara ait enerji sınıflarının minimumları belirlenmelidir. Binalarda taze hava miktarlarını arttırarak iç hava kalitesinde istenen seviyelere ulaşabiliyoruz. Bu da dış havanın daha fazla ısıtılıp soğutulması anlamına geliyor. Taze hava miktarlarını azaltmak için bina içindeki kirletici kaynakların azaltılması gerekir. Bununla ilgili yurtdışı uygulamalarında duvar boyalarından, mobilya cilalarına kadar sertifikasyon sistemi getirilmiştir.

 

İç ortamda hava kirleticileri azaltıldığı zaman daha az taze hava ihtiyacı doğacaktır ki bu da daha az enerji harcaması anlamına gelmektedir. 2023 ve sonrası hedeflere erişim göz önünde bulundurulursa, sıfıra yakın enerjili binalara erişim ve bunun için geliştirilecek çerçeve mevzuat hızla uygulamaya sokulmalı, BEP çerçevesinde yeni binalarda sağlanması gereken en az C sınıfı, A sınıfına (A+, A++) çekilmeli, mevcut binaların tadilatında da en az B sınıfı şartı sağlanması değerlendirilmelidir. Binalar için Yeşil Sertifikaların geliştirilmesi konusunda ülkemize özgü “Yeşil Bina Standardı” hazırlanmalı, bu programda ülkemiz gerçekleri dikkate alınarak, binanın enerji etkinliği ve inşa aşamasındaki kaynak verimliliği ön plana çıkarılmalıdır. Bu alanların bölgesel ısıtma ve soğutma imkanları değerlendirilmelidir. Binalardaki atıkların geri kazanımı konusunda şehir ve bölgesel ısıtma sistemlerine entegre çöp yakma tesisleri ilave edilmeli, tarımsal atıkların değerlendirilmesi, biyokütle üretimi ve belirli bir arz güvenliğinde piyasaya sürülmesi konularında yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

 

Yapısal önlemlerle (yalıtım gibi) binalarda verimli ısıtma ve soğutmada enerji ihtiyacı azalacağı gibi, güneş enerjisiyle ısıtma ve soğutma, binalarda bütünleşik uygulamaları, bölgesel ısıtma ve soğutma desteği de ülkemiz imkanları çerçevesinde ele alınmalıdır. Özellikle ithal doğalgaza dayalı termik santraller konusundaki ülkemiz enerji politikası gerek dışa bağımlılık gerekse sürdürülebilirlik açısından gözden geçirilmeli, yerli ve tükenmez enerji kaynak potansiyelimiz olan 500 GW güneş, 87 GW rüzgar, 2 GW jeotermal enerji kaynakları hızla her alanda değerlendirilmelidir. Hidrolik rüzgar, güneş enerjisi ve jeotermal kaynaklar yardımıyla elektrik enerjisi üretiminde yenilebilir enerjilerin payı arttırılmalı, ithalata dayalı fosil kaynaklı yakıtların tüketim oranı azaltılmalıdır. Dikkat edilmelidir ki, ithalatla CO2 de dolaylı olarak ithal edilmektedir. Ülkemiz elektrik enerjisinin yarısını doğalgaz ile üretirken, ithal edilen doğalgazın yarısını kullanan ve yakın gelecekte de kapasiteleri 1,7 katına çıkacak olan doğalgazlı termik santrallerin verimleri, iyimser bir bakışla %50-58’ler mertebelerindedir. Büyük bir bölümü ısıtma sistemleri ile entegre olmayan ve sadece elektrik üreten bu tesisler kullandığı gazın yaklaşık yarısına yakın bir bölümünü yani bugün itibariyle 12 milyar m3’ünü soğutma kulelerinden atmosfere yeniden değerlendirmeden atmaktadır. Hali hazırda ülkemizde tüm konutlarda kullanılmakta olan doğalgazın 10-12 milyar m3 düzeylerinde olduğu dikkate alındığında, ithal ve dış ticaret açığımızın büyük bölümünü oluşturan doğalgaz kaybının önemi kolayca anlaşılmaktadır. Oysa ki, gelişmiş ülkelerde termik santraller şehir ısıtma sistemleri ile entegre edilmekte ve enerji üretimindeki %50’ler mertebesindeki ısıl verim, %90’lar mertebesine çıkarılmaktadır.

 

Günümüz Avrupa’nın 100’den fazla kentinde, termik santraller şehir ısıtma sistemlerini desteklemekte, santrallerin atık ısıları değerlendirilmektedir. Örnek olarak New-York’un yaklaşık %40’ı termik santrallere entegre bölgesel ısıtma sistemleriyle ısıtılmaktadır. Danimarka son 30 yılda Merkezi Hükümet, Belediye ve Enerji Firmaları Koordinasyonunda 600’den fazla doğalgaz, kömür, biyokütle ve çöp yakan termik santrali şehir ısıtma sistemleriyle entegre etmiş ve ülke bazında %40 olan termik santral verimini %90’lara çıkarmıştır. Danimarka’da kış mevsiminde termik santraller tam kapasite çalıştırılmakta, kış ve ilkbahar dönemindeki yağışlarla dolan hidrolik santraller yaz mevsiminde etkin olarak devreye girerken, bu dönemde düşen ısı talebi ve küçülen kojenerasyon kapasitesi nedeniyle termik santrallerin üretimleri kısılmaktadır. Ayrıca, termik santrallerde gece ve gündüz ısıtma enerjisi talep farklılıkları 50.000-80.000 m3 kapasiteli akümülasyon tankları ile dengelenmektedir.

 

TTMD olarak önerimiz, doğalgaz çevrim santrallerinin verimlilikleri konusunda hedefler belirlenmeli ve sadece elektrik üretimi düşünülerek kurulan, atık ısısından yararlanılmayan, şehir ısıtma sistemlerini desteklemeyen doğalgaz çevrim santrallerine izin verilmemeli, yapım aşamasındakilerin de bölgesel ısıtma sistemlerine entegrasyonu sağlanmalıdır. Kentsel dönüşüm de düşünülerek büyük yerleşim alanlarında tesis edilecek doğalgaz çevrim santrallerinde elektrik üretimi sırasında açığa çıkan atık ısı değerlendirilmek sureti ile santral verimi %50’lerden %90’lara çıkarılmalıdır. Yapı ve sanayi sektörünün enerji gereksiniminin büyük bir bölümü söz konusu enerji santrallerinin atık ısısı ile karşılanmalıdır. %85-90 ısıl verimli kojenerasyon sistemlerinin bölgesel üretim ve tüketiminde verimlilik sağlayacağı da göz ardı edilmemelidir ve lisanssız elektrik yönetmeliği derhal yeniden düzenlenmelidir. Enerji, bina ve sanayi sektörlerindeki yasal düzenlemelerin tekil bakışla değil, bütüncül bir bakışla düzenlenmesi gerekir. Bunun için de özellikle bizler gibi sivil toplum örgütlerinin görüşleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.”  


 


İlginizi çekebilir...

Teskon 2019 İzmir'de Sektörü Buluşturuyor

14. Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresi, TMMOB Makina Mühendisleri Odası (MMO) İzmir Şubesi yürütücülüğünde MMO Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi'...
5 Nisan 2019 Cuma

Türkiye'nin Partner Olduğu MCE 2020'nin Çalışmaları Başladı

Milano'da 17-20 Mart 2020 tarihinde düzenlenecek olan ve yepyeni yenilikleriyle zenginleşen iklimlendirme sektörünün en önemli fuarlarından MCE - ...
14 Kasım 2018 Çarşamba

Chillventa 2018 Katılımcıları Fuardan Memnun Ayrıldılar

İklimlendirme sektörünün önemli fuar organizasyonlarından biri olan Uluslararası Soğutma, Klima, Havalandırma ve Isı Pompaları Fuarı Chillventa, Alman...
7 Kasım 2018 Çarşamba

 

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • Klima ve Soğutma Rehberi
  • Yangın ve Güvenlik Rehberi
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2019 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir.