E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 

İZODER YÖNETİM KURULU BAŞKANI LEVENT PELESEN: 'SAĞLIKLI, GÜVENLİ, KONFORLU YAŞAM VE ÇEVREMİZİ KORUMANIN TEK YOLU YALITIM'

İZODER YÖNETİM KURULU BAŞKANI LEVENT PELESEN: 'SAĞLIKLI, GÜVENLİ, KONFORLU YAŞAM VE ÇEVREMİZİ KORUMANIN TEK YOLU YALITIM'

1 Haziran 2017 Perşembe / 11:23 | HABERLER
7 kez okundu

Hayatımızı sağlıklı, güvenli, konforlu ve enerji verimli yapılarda sürdürmek istiyorsak, binalarımızda '˜ısı', '˜su', '˜ses' ve '˜yangın' yalıtımının etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamalıyız.

 

Isı yalıtımı ile hem ekonomik hem çevresel katkı 


Yaşadığımız binada dengeli ısı dağılımını sağlayarak sağlığımıza büyük ölçüde katkıda bulunan ısı yalıtımı, sadece kış aylarında değil, yaz aylarında da sıcağa karşı alınabilecek en etkili önemlerin başında geliyor. Yalıtım, Türkiye ekonomisi ve son kullanıcı için büyük önem arz ediyor. Çünkü yalıtımla kışın ısıtma, yazın da soğutma amacıyla harcanan enerjiden ortalama yüzde 50 tasarruf sağlanıyor. Bu da doğalgaz ve eletrik faturalarını yarı yarıya düşürüyor. Yalıtım uygulaması yapılmamış bir binada ısı kaybının en çok olduğu yerler pencereler ve çatılardır. Buralarda yüzde 25 oranında ısı kaybı yaşanır. Enerjimizi boşa harcamadan, güvenli ve konforlu yapılarda yaşamayı hedefliyor, aynı zamanda yüzde 50’ye varan tasarruf elde etmek istiyorsak, binalarımızın tamamını ısı yalıtımı ile koruma altına almamız şart.

Ayrıca daha fazla enerji verimliliği sağlamak için düşürülmüş enerji limitleri dolayısıyla özellikle ısı yalıtımı uygulamalarının enerji verimliliğindeki rolü daha büyük önem kazandı. Bugün gelişmiş ülkeler sıfır enerjili konutlar, pasif evler gibi konseptlere yönelmiş durumda. Enerji verimliliği stratejilerinde ve özellikle binalarda, tüm taraflar; sektör, kamu ve tüketiciler üzerlerine düşeni hassasiyetle yerine getirmektedir. Türkiye’nin, İklim Değişikliği Paris Anlaşması’ndaki gibi uluslararası taahhütlerini yerine getirmesi, binalarda enerji verimliliği açısından yalıtımının sağlıklı gelişmesi için yaşamsal önemdedir.


Su yalıtımı binaları depreme karşı koruyor

Türkiye topraklarının yüzde 92’si ve nüfus yoğunluğunun yüzde 95’i deprem kuşağında yer alıyor. Bu yüksek riskli kuşakta can ve mal güvenliğini sağlayabilmek için alınması gereken en temel önlemlerin başında ise uzun ömürlü ve depreme dayanıklı binalar inşa etmek geliyor. Bunun için de, yapıların, öncelikle su yalıtımı ile donatılarak korozyona karşı korunması gerekiyor. Ülke genelindeki 19 milyon konutta halen su yalıtımı yok. 6.5 milyon konut ise deprem açısından riskli bina statüsünde. Ülke olarak depremle yaşamayı öğrenmeli, güvenli ve kaliteli yapılaşma bilinciyle hareket etmeliyiz. Yapıyı oluşturan ana elemanları (demir ve beton), binayı ömrü boyunca koruyacak olan su yalıtımının hayati önemini, İZODER olarak her kesime anlatmaya devam edeceğiz.


Öte yandan ülkemizde bina yapı teknolojisi ‘Betonarme’ yapı sistemine dayanıyor. Beton ve demirden oluşan bir sistem ile imal ediliyor. Binalarımızın tüm yükünü kiriş, kolon, döşeme ve perde duvar dediğimiz betonarme yapı elemanları taşıyor. Binanın kendi yükü, işletme yükü, deprem, rüzgar gibi faktörler bina tasarımında dikkate alınır ve ona göre mühendisler emniyetli şekilde bu yapı elemanlarının hesabını yaparak, beton ve demirin boyutlarını tespit eder. Buradan hareketle, binaların 80-100 yıllık kullanım ömrü belirlenir.


Betonarme yapı sistemlerinin en hassas oldukları noktalardan birisi suya karşı olan hassasiyetleridir. Sürekli suya maruz kaldıkları durumda ‘Korozyon’ dediğimiz, özellikle demirin paslanmasıyla birlikte sistemin olumsuz etkilenmesi, kesit kayıplarına uğraması kesin bir sonuç olmaktadır. Bu durum 10-15 yıl gibi bir süre içinde binanın taşıma kapasitesini zaafiyete uğratmakta ve risk yaratmaktadır. Sadece yapı güvenliği açısından değil bakım onarım maliyetlerini artırmakta, sağlıksız yaşam alanlarına dönüştürmektedir.

17 Ağustos depremi sonrasında yapılan incelemeler sonucu, yüzde 79’u hasarlı bulunan 55 bin 651 konut ve işyerinin yüzde 64’ünde korozyon tespit edilmesi de su yalıtımının önemini ortaya çıkarıyor. Bu büyük yıkımı engellemenin tek yolu ise su yalıtımıdır.

Toplumun her kesimine büyük sorumluluk düşüyor

İZODER olarak, su yalıtımının önemini her platformda özellikle vurguluyoruz. Ülkemizde su yalıtım uygulamalarının göstermelik ve en ucuz şekilde yapıldığını göz önünde bulundurarak, binaların depreme dayanıklı olması için çok önemli olan su yalıtımının kalitesini ve sürekliliğini de, yasal düzenleme ve denetimlerle sağlamak için çalışıyoruz. Deprem konusunda toplumun her kesimine büyük sorumluluklar düşüyor.

‘Su Yalıtımı Yönetmeliği’ çok önemli

Kapsamlı bir Su Yalıtımı Yönetmeliği çıkarılamadığı için binalarda su yalıtımı ile ilgili doğru projelendirme, malzeme seçimi ve doğru uygulamanın yapılıp yapılmadığı denetlenemiyor. İZODER tarafından hazırlanan Su Yalıtımı Yönetmeliği taslağı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunuldu. Bakanlığın inceleme çalışmalarından sonra hızla yönetmeliğe son şeklini vererek ülkemizin Su Yalıtımı Yönetmeliği’ne en kısa sürede kavuşmasını bekliyoruz. Su yalıtım proje ve uygulamalarının denetlenmesini sağlayacak bu mevzuatla birlikte, ülkemizde önemli bir eksiklik giderilmiş olacak. 

Ses yalıtımı hepimizi etkiliyor

Ses yalıtımı, çağdaş yaşam standartlarını sağlamak için ülke olarak benimsememiz gereken bir konudur. İş ve yaşam alanlarındaki ses yalıtımı uygulamaları için kullanılan yapı malzemeleri de sektörün gelişmesini, üretimin ve istihdamın artmasını sağlayarak ülke ekonomisine katkıda bulunuyor.  Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın öncülüğünde, sektörümüzün ve İZODER’in de katkılarıyla hazırlanan ‘Ses Yalıtımı Yönetmeliği’ bir an önce yürürlüğe sokulmalı, hatta yeni binalarda zorunlu hale getirilmelidir. İZODER’in, Bakanlık işbirliği ile ilk hareketi başlattığı ‘Ses Yalıtım Zirvesi’nin de bu gerekliliğe hizmet ettiğine inanıyoruz. Bundan sonraki süreçte ses yalıtımı bilincinin oluşmasına kesintisiz destek verilmesi gerekiyor.

Bugün yaşamımızın her alanında, farkında olmadan gürültüye maruz kalıyor ve bu durumun olumsuz etkilerini daha fazla hissediyoruz. Gelişmiş ülkelerde bu konuda oldukça yüksek hassasiyet var. Çünkü ses yalıtımı, toplum olarak hepimizi direkt ilgilendiren, içinde yaşadığımız konutlarımıza hitap eden çok önemli bir konu…  Yeni düzenlemeye göre, inşaat halindeki ve mevcut tüm binalara, insanların beden ve ruh sağlığının korunması için gürültü kriteri getiriliyor.


Gürültü, ruhsal ve fiziksel açıdan sağlığımızı 35 kritik etki ile tahrip ederek, toplumsal uyum ve verimliliğimizde derin yaralar açıyor. Gürültü kirliliğinin yıkıcı ve kalıcı etkileri göz ardı edilmemeli, alışma eğilimine kapılmamalı, kontrolsüz ses ve gürültüyü önlemeyi başarmalıyız. Gürültünün kontrol altında tutulması, fiziksel ve ruhsal açıdan sağlıklı yaşam sürdürülebilmemize katkı sağlayacağı gibi çalışma performansımızın yükselmesine de yardımcı oluyor.


Yangında öncelik korunmak ve kurtulmaktır

Yangın yalıtımı, yangınlarda oluşan ısı ve dumanın zararlı etkilerinin sınırlandırılmasına yönelik, can ve mal güvenliğini sağlayıcı yapısal önlemlerdir.
Yangın çıktığında en hızlı en güvenli şekilde yangın mahallinin terk edilmesini sağlayacak önlemler ancak yangın yalıtımı ile mümkündür. Yangından korunma önlemleri, inşaat teknikleri ve konuya verilen önemdeki farklılaşmalara bağlı olarak ülkeden ülkeye değişir ama temelde prensip aynıdır; yani öncelik korunmak ve kurtulmaktır. Yangın çıktığında korunmak ve kurtulmak için 30, 60 ve 90 dakikalık süreler tanıyan önlemler bunuyor. Binada yaşayanların en kısa sürede ve en güvenli şekilde dışarı çıkmasını sağlayacak tüm bu uygulamaları ‘Yangından Korunma Önlemleri’ olarak adlandırıyoruz.

Yaşam ve çalışma alanlarında yapılması gereken yangın önleme tedbirleri, ne lüks ne de pahalı uygulamalardır. Can güvenliğini ilgilendiren boyutu olduğundan gözardı edilebilecek bir konu olmaktan çıkmaktadır. Yangın yalıtımının maliyeti, binanın kullanımına göre ve sistemin türüne göre değişebilmektedir. Tüm yalıtım tedbirlerini ve uygulamalarını almayı planladığınız yeni inşaatlarda, yangın yalıtımının maliyeti inşaat maliyetinin yüzde 5’ini geçmez.

Yalıtım sektöründe ürün kalitesi ve doğru uygulama çok önemli

İZODER olarak yalıtım uygulamasının doğru yapılması konusunda da çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Fakat işin en büyük haksızlığı, sektörün dışından yapılmaktadır. Yalıtım sektörünün konjonktürel öneminden kaynaklı hızlı büyümesinden faydalanmak isteyen bazı ürünlerle tüketiciler aldatılmaktadır. Sektörde en büyük haksız rekabetin bu alanda yaşandığını söyleyebiliriz.

Özellikle ısı yalıtım uygulamalarında sıva, boya, duvar malzemesi gibi bazı yapı malzemeleri için “Bizim ürünlerimizle ısı yalıtımı sağlanmakta, başka yalıtım uygulaması yapmanıza gerek yoktur” sloganları ile tüketici yanlış bilgilendirilmektedir. Uluslararası piyasalarda olmayan, bilime ve yalıtım tekniğine aykırı olan bu söylemde bulunan firmaların maalesef denetim yetkisindeki kurumların toleransından da istifade ettiklerini söylemek mümkün. Bu tür ürünlerin gerçek özellikleri ile yalıtım sağlamak gerekirse -ki, her malzemenin bir yalıtım değeri vardır- çok daha yüksek kalınlıklar kullanmak gerekirdi. Bu durumda yalıtım hem ekonomik olmaktan çıkar hem de teknik olarak uygulama sıkıntıları yaşanırdı. Öte yandan bazı ürünlerin nitelikleri dolayısıyla ısı yalıtımına katkı sağladıklarını yadsımamak gerekir. Önemli olan tüketicinin doğru bilgilendirilmesi olmalıdır.

Hedefimiz yalıtım sektörünün büyümesi ve gelişimini sağlamak

 

İnsanın en çok ulaşmak istediği şey, yaşam sürecine değer katabilmektir. İZODER, bugün kurumsal yapısı oluşmuş bir kuruluş olarak, yalıtım sektörü adına önemli işlere imza atıyor ve nihai tüketicinin yaşam konforunu artırıyor.  Yalıtım sektörü için bir başvuru merkezi olarak, yalıtım konusunda kamu ve kamuoyunu bilinçlendirmeye devam edeceğiz.  Sektörün büyümesi ve gelişimi için Yönetim Kurulumuz ile birlikte çalışmaları aralıksız sürdüreceğiz. Yeni çalışma döneminde, sektör adına çıkması beklenen yasa ve yönetmeliklerin takipçisi olacağız.

 

 

TÜRKİYE İÇİN ‘U DEĞERLERİ PROJESİ’ İZODER’DEN

Toplam enerjinin yüzde 40’ının binalarda tüketildiği Avrupa Birliği’nde, 2007 yılında EURIMA (Avrupa Mineral Yün Derneği) tarafından yayınlanan Binalarda Daha İyi Enerji Performansı için U-Değerleri (U-Values for Beter Energy Performance of Buildings) raporu tüm Enerji Verimliliği ve sera gazı salımı azaltım değerlerinin yeniden hesaplanmasına yol açtı. Bunun neticesinde Avrupa Birliği’nin 2002 yılında yürürlüğe giren Binalarda Enerji Performansı Direktifi (Energy Performance of Buildings Directive) düzenlenerek geliştirilmiş ve 2010’da yeni şekliyle yürürlüğe girmiştir (EPBD Recast 2010).

Çalışma, Avrupa Birliği’nin 28 üye ülkesinin 100 şehrinin verileri alınarak geliştirilmiş ve 4 ayrı iklim kuşağı bazında hesaplanmıştır. Avrupa Birliği’nin 2020, 2030 ve 2050 enerji verimliliği hedeflerine, yenilebilir enerji kullanım oranlarının arttırılmasına ve bunlara bağlı olarak Kyoto Protokolü’nün tanımladığı karbon salımı azaltım taahhütlerine, ancak bu yeni U değerleri ile ulaşılması öngörülmüştür. Bilindiği üzere AB 2020’de 1990 değerlerine göre enerji verimliliğinde %20 ve yenilebilir enerji kullanım oranında %20 artış ve sera gazı emisyonunda %20 azaltma öngörmektedir. Avrupa Birliği, 2030’da ise bu değerleri sırasıyla %27, %27 ve %40’a çıkarmayı planlamaktadır.


Yenilenen EPBD’nin hedefleri arasında 2020’de yeni binaların sıfıra yakın enerji tüketmesi ve bu tüketimin yenilebilir enerji kaynaklarından sağlanması, 2019 itibariyle tüm kamu kuruluşlarının sıfıra yakın enerji tüketen binalarda faaliyetlerini sürdürmesi, Enerji Kimlik Belgelerinin geliştirilen kriterlere uygun olarak verilmesi, bunların düzenli kontrol ve yaptırımlara tabi tutulması gibi bağlayıcı maddelerin  tüm üye ülkeler tarafından ulusal yönetmeliklere taşınması şartı getirilmiştir. Binalarda Enerji Performansı Direktifi altında üye ülkelerin sorumluluğu, binalarda enerji performansını hesaplarken, binanın tüm enerji yapısını (ısıtma, soğutma yükleri dahil) dikkate alarak, bu verilerin optimal maliyet analizine bağlı olarak düzenlenmesini gerektirmektedir.


EURIMA raporunu hazırlayan Ecofys Danışmanlık şirketi, Türkiye’nin yeni U-Değerlerinin hesaplanması için İZODER’e bir teklif sunmuştur. Bu teklif ülkemizin 4 ayrı iklim kuşağında yer alan 12 şehrin meteorolojik verileri alınarak, bunların standart binanın tüm enerji yapısı üzerinde optimal maliyet analizine göre hesap edilmesi üzerine kuruludur. Bu hesaplamalar farklı enerji birim maliyetlerine göre değerlendirilip, bu maliyetlere göre oluşan senaryolarda ne kadar enerji tasarrufu ve buna bağlı karbon salım azaltımı olduğunu ortaya çıkaracaktır. Bu çalışma genel hatlarıyla Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ilgili birimlerine sunulmuş ve olumlu görüş alınmıştır.

Bu proje, kentsel dönüşüm hamlesi içinde bulunan ülkemizde binalarda gerçek anlamda enerji verimliliği sağlamak için AB kriterlerine uygun doğrultuda geliştirilen, ısıtma ve soğutma yüklerini hesaba katan ve “bilimsel parametrelere” dayanan verileri ortaya çıkaracaktır. Sonuçlar İZODER in çalışmalarına ışık tutacak ve bakanlıklarımıza referans sağlayacaktır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre geliştirilecek veya yeniden düzenlenecek binalarda enerji verimliliğine yönelik yönetmelikler Türkiye’nin fosil yakıtlara olan bağımlılığını önemli ölçüde azaltacak ve bütçe üzerindeki yükü hafifletecektir. Bunun yanı sıra Kyoto Protokolü çerçevesinde bir taahhüdü bulunmayan ülkemizin de bu yönde bir çalışma içine girmesine zemin oluşturacağı düşünülmelidir.

 

Öte yandan geçtiğimiz yılın başında Paris anlaşmasıyla, 195 ülke, iklim değişikliğine çözüm olarak karbon salımı azaltımlarını beyan etti. Türkiye, bu anlaşmaya 2030 yılında yüzde 21’lik karbon salımı azaltımı taahhüdüyle katıldı ve bunun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanması bekleniyor. Ülkemizin bu uluslararası taahhüdünü yerine getirmesi, enerjinin en fazla kullanıldığı binalarda mümkün olan en yüksek enerji verimliliği uygulamalarının en hızlı ve etkin şekilde kullanılmasıyla mümkün olacak. Yeni ve mevcut binalarda ısı yalıtım uygulamaları bunun en başında geliyor. Bu konuda yapılan başka çalışmalarla, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İZODER’in bu çalışmasını değerlendirip en kısa sürede etkin enerji verimliliği için binalarda kullanılan enerji limitlerininin düşürülmesi amacıyla, gerekli mevzuat değişikliklerinin önünü açacaktır diye düşünüyoruz.

 

Özetle, 2017 bitmeden yepyeni iki yönetmelik Resmi Gazete’de yayınlanmış, bir mevzuat revizyonu gerçekleştirilmiş ve Bakanlığımızın yetkisindeki denetim ayağının etkin kılındığı bir yalıtım sektörü için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

 

  


 


İlginizi çekebilir...

15. Ulusal İKS Eğitmenleri Konferansı, İklimlendirme Başlığıyla Düzenlendi

ISKAV tarafından geleneksel olarak gerçekleştirilen Eğitimci Atölye Çalışması, yeni adıyla Ulusal İKS Eğitmenleri Konferansı, 'İklimlendirme' ...
16 Temmuz 2019 Salı / 11:48

FORM'dan Japonya Çıkarması

Form Şirketler Grubu, bu yıl iş ortaklığı gerçekleştirdiği Japon Mitsubishi Heavy Industries'i Tokyo'daki yeni merkez binasında ziyaret etti....
8 Temmuz 2019 Pazartesi / 09:12

İklimlendirme İhracatında Artış Mayıs Ayında da Sürdü

İklimlendirme sanayi ihracatı mayıs ayında yüzde 16,7 artışla 473 milyon dolara ulaştı. Böylelikle yılın 5 aylık ihracat geliri de 2 milyar 203 milyon...
3 Temmuz 2019 Çarşamba / 09:58

 

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • Klima ve Soğutma Rehberi
  • Yangın ve Güvenlik Rehberi

©2019 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir.